Alıntı:
lSametlTasl Nickli Üyeden Alıntı
seninle birlikte hicret eden amca kızlarını, hala kızlarını, dayı kızlarını, teyze kızlarını sana helal kıldık. Ayrıca mümin bir kadın kendini peygambere mehirsiz olarak bağışlar, peygamber de onunla evlenmek isterse, diğer müminlere değil, sırf sana mahsus olmak üzere, onu da sana helal kıldık.
Burada bunu koz olarak kullanan bir ataiste bunun açıklamasını nasıl yaparız ahzab suresi 50 ayet te bunu okuyup açıklayabilirmisiniz
|
Uzun oldu açıklayalım açıklamaya çalışalım inşallah,( ayetin akraba ile kast edilen kısmını) gerekirse diğer kısımlarını da yazarım.
Allah Teala’nın “Allah’ın sana ganimet olarak verdiği” kavlinin hakikati Allah Teala’nın sana fey, yani ganimet olarak bahşettiği demektir. Cariyenin helal kılınmasının savaş esiri olarak alınmasına bağlanması yine Hz. Peygamber (s.a.) için evla olanı seçmek maksadıyladır. Çünkü satın alınan cariyenin işinin başlangıcı ve başından geçenler böyle gerçekleşmez. Bu ifade Mısırlı Mariye ve benzerlerini içine almaz demişlerdir. Çünkü Mariye savaş esiri değildi. Bilakis Hz. Peygamber (s.a.)’e onu Mısır Mukavkısı (sultanı) hediye etmişti.İnsanü’l-uyun’da şöyle denilmektedir: “Peygamberimiz’in (a.s.) dört cariyesi vardı. Bunlar Peygamberimiz’in oğlu İbrahim’in annesi Mısırlı Mariye, Reyhane, Zeyneb bint Cahş’ın Peygamberimiz’e (a.s.) hediye ettiği cariye, bir diğeri ise Zeliha/Züleyha el-Kurazıyye isimli cariyedir.”Nadroğulları’ndan Reyhane bint Yezid’in Iraki’nin dediğine göre harp esiri bir cariye olması daha doğru, Hafız Dimyati’nin dediğine göre ise ehl-i ilmin nezdinde onun Hz. Peygamber (s.a.)’in zevcesi olduğu daha sağlam bir görüştür. Hayber ganimetlerinden olan Safiyye bint Huyey el-Haruniyye ve Cüveyriyye bint Haris bin Ebi Savar el-Huzaiyye el-Mustalikıyye her ne kadar savaş esiri idiyseler de Hz. Peygamber (s.a.) onları azad ederek, savaş esiri olan cariyeler olarak değil hür kadınlar olarak nikahlamıştır. Nitekim bu konu siyer kitaplarında bu şekilde açıklanmıştır.Buna göre “Allah’ın sana ganimet olarak verdiği...” kavlinin manası, hediye veya savaş esiri hangi cihetten olursa olsun Allah Teala’nın sana sevk ve iade ettiği, senin nikah ve mülkiyetine intikal ettirdiği hanımlar demektir.
Tefsir sahibi Ebü’s-Suud Efendi’ye: “Gazilerden satın alınan cariyelerde nikahsız tasarrufta bulunmakta bir tür kerahet var mıdır? Çünkü gaziler arasında yapılan şer‘i taksimatta şüphe vardır.” diye soruldu. O da şöyle fetva verdi: “Bu zamanda şer‘i taksimat yoktur. Fakat (hicri) 948 yılında külli tenfil[Veliyyü’l-emrin veya emirin gördüğü lüzuma mebni fazla bir sehm, bir atiyye veya muayyen bir para vermek üzere mücahidleri harbe terğib ve teşvikde bulunmasıdır] hükmü uygulandı. Beşte biri (Allah ve Rasulü için) verilince artık bu taksimatta şüphe kalmaz.”«اَلنَّفْلُ (nefl)” ise gazinin hissesinden fazla olarak kendisine verilen şeydir. Bu da devlet başkanı yahut ordu komutanının “Savaşta kim bir düşmanı öldürürse onun mal ve ganimeti o gaziye aiddir.” demesidir. Yahut devlet başkanı veya ordu komutanının gönderdiği askeri birliğe: “Savaşta elde ettiğiniz ganimetlerin tamamı, dörtte biri veya beşte biri de sizindir” demesi ve beşte birini devlet için almamasıdır. Bu durumda devlet başkanı sözünde durmalıdır.“Amcanın, halanın, dayının ve teyzenin seninle beraber göç eden” seninle beraber Mekke’den Medine’ye çıkan ve vatanlarından ayrılan “kızlarını sana helal kıldık.”«اَلْاِحْلَالُ» helal kılmak demektir.
(hala)” babanın kız kardeşidir.
Ayetteki “amcanın, halanın kızlarını sana helal kıldık” sözünün manası, sana Abdülmuttalib evladından Kureyş kadınlarını helal kıldık, demektir.Peygamber (s.a.)’in on iki amcası vardır. Bunlar Haris, Ebu Talib, Zübeyr, Abdülka‘be, Hamza, Mukavvim/Mukavvem, Cahl veya Hacl (asıl adı Muğire’dir), Abbas, Dırar, Ebu Leheb (Abdüluzza), Kusem, Gaydak (Asıl adı Mus‘ab veya Nevfel’dir. Çok cömert olduğu için ‘Gaydak’ diye isimlendirilmiştir.) Hz. Peygamber (s.a.)’in bi‘sete (peygamberlik dönemine) yetişen amcalarından sadece Hamza ve Abbas müslüman olmuştur.Peygamberimiz’in (a.s.) amcalarının kızları şunlardır: Mikdad’ın nikahı altında olan Sabbağa bint Zübeyr b. Abdülmuttalib, Nadr b. Haris’in nikahı altında olan Ümmü’l-Hakem bint Zübeyr, ismi Fahite olan Ümmü Hani bint Ebu Talib, Cümane bint Ebu Talib; Abdulmuttalib oğlu Abbas’ın kızları Ümmü Habibe, Amine ve Safiyye; Abdulmuttalib oğlu Haris’ın kızı Erva’dır.Peygamberimiz’in (a.s.) altı halası vardır. Bunlar ismi Beyza olan Ümmü Hakim, Atike, Berre, Erva, Ümeyme ve Safiyye’dir. Peygamberlik devrini idrak eden halalarından hiç ihtilafsız yalnız Zübeyr b. Avvam’ın annesi Safiyye müslüman olmuştur. Safiyye (r.a.) Medine’ye hicret etmiş ve Hz. Ömer’in hilafeti döneminde vefat etmiştir. Atike ve Erva’nın müslüman olup olmadıkları ihtilaflıdır.Müşrik oldukları için Rasulullah (s.a.) amca kızlarından hiçbiriyle evlenmemiştir. Hala kızlarına gelince bunlardan yalnız Zeynep bint Cahş bint Rebab ile evliydi. Çünkü Zeyneb’in annesi Abdulmuttalib kızı Ümeyme’dir. Nitekim et-Tekmile’de böyle geçmektedir.«اَلْخَالُ (dayı)” annenin erkek kardeşi, «اَلْخَالَةُ (teyze)” annenin kız kardeşidir.
Ayette “dayının ve teyzenin kızlarını sana helal kıldık.” sözüyle kasdedilen, Zühreoğulları’nın, yani Abdümenaf b. Zühre evladının kadınlarıdır. Yoksa Hz. Peygamber (s.a.)’in annesinin erkek ve kız kardeşlerinin kızları değildir. Çünkü Rasulullah (s.a.)’in annesi Amine bint Vehb’in erkek kardeşi de kız kardeşi de yoktur. Hz. Peygamber (a.s.)’ın dayısı da teyzesi de olmadığına göre ayetteki “dayı ve teyze” ile kasdedilen annesinin aşireti/akrabasıdır. Hz. Peygamber (s.a.)’in annesi Zühreoğulları’ndan olduğu için onlar: “Biz Hz. Peygamber (a.s.)’ın dayılarıyız.” derlerdi. Bu sebeple Peygamberimiz (a.s.) Sa‘d b. Ebi Vakkas (r.a.)’a “Bu benim dayımdır.”[ Tirmizi, Menakıb, hadis no: 3752] demişti