Tekil Mesaj gösterimi
  #3  
Alt 19.01.25, 15:39
Yusufiyeli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
☆Yusufiyeli Yusufiyeli isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Manevi
 
Üyelik tarihi: 24.09.16
Bulunduğu yer: Trabzon
Mesajlar: 4,914
Forum Puanı: 4561
Etiketlendiği Mesaj: 558 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
celebry Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Cümleten selamün aleyküm,

Önceleri uzun uzadıya yaşadıklarımı anlatıp akabinde aman dilyordum, çaresini talep ediyordum. Artık öyle bir boyuta geldim ki ne anlatmaya ne yemeye içmeye ne okumaya ne yaşamaya iştahım isteğim kalmadı. Beni bu duruma düşüren parazit hâlâ hayatımın merkezinde ne yaptıysam hayatımdan çıkarmayı beceremedim. Yaşattıkları benliğimi öyle bir benden aldı ki yaşattıkları bile artık umrumda değil geriye kalan hezimetin tek arzusu hâk tealaya bu dünyanın evvelinde ulaşmak. Namaz kılmak istiyorum, tekrar sevebilmek istiyorum, Rabb'imle konuştuğum günleri özlüyorum. Zenginlikten sefalete düştüm. İmanım şevke düştü. Sevilmeyi zevk alabilmeyi unuttum. Parlayan gözlerim soldu, hayatla merakla atan kalbim karardı. Öz amcam geliyor gözümün önüne o da hayat doluydu 33 yaşında Gavs-ı Sani'nin vefatına dayanamayıp hayata gözlerini yumdu. Ben ondan bağımsız bir hayata sahibim. İbadetlerimi yerine getirmiyorum, çocukluk yaşlarımda geçirdiğim bağırsak rahatsızlığından mütevellit cami cemaatinin yaşattığı travmalardan dolayı o yaşlardan bu yaşıma en güçlü ibadetim Rabbimle konuşmaktı zaman zaman onun kalbime verdiği ilhamı can kulağıyla dinlemekti ama artık onunla da konuşamıyorum. Son çare Havaş uygulamaları nı şeksiz şüphesiz denemektir Rabb'imi verdiği izinle bulmaktır demiştim hiçbir uygulamadan geri dönüş alamıyor olmamı da izin vermiyor olmasına bağlıyorum. Elim kolum bağlı önümde bir hayat akıyor akışına bırakamıyorum. Karma dedikleri şey ne derece gerçek bilmiyorum ama artık beni bu hâle getirene ettiğim bedduanın tutmuş olması bile beni rahatsız ediyor. Kontrolümü tamamen kaybettim. Size içinde bulunduğum durumu en kestirme yoldan şu şekilde anlatabilirim; kısmi bir hafıza kaybı geçirdiğinizi düşünün yeme rutininiz, çalışma rutininiz, insanlarla muhabbet üslubunuz, insan ilişkileriniz, hobileriniz hafızanızdan silinmiş yalnızca geçirdiğiniz kötü günler iz bırakan kötü anılar hatırınızda kalmış olsun, günü yalnızca zorla yemek ve niye yaptığınızdan emin olmadığınız hatta kontrol de edemediğiniz eylemlerle deviriyorsunuz. Vallahi tam olarak bu vaziyetteyim. Bu labirentten çıkmak istiyorum sanki çıktığımda güneş yüzüme vuracak ama ben labirentin bir köşesine pusmuş ay ışığının sahte konfor alanını yeğliyor gibiyim. Yapacağımdan değil ama sormak istiyorum intiharın tövbesi affı mümkün mü? Allah razı olsun.

@[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
@[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
@[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
@[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
@[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
Eskiden bilinen benim çocukluk dönemlerimde “yem borusu çalmak” diye bir tabir vardı, şimdilerde unutuldu. Rivayete göre Kırım’dan İstanbul’a bir gemi geliyor. Gemide katanalar var, büyük atlar; yem bittiğinden bunlar tepiniyor. Atlar tepindiler mi gemiyi batırırlar; çünkü çok güçlüler. Kaptan, bir yem borusu çaldırıyor, atlar sakinleşiyor. Biraz ilerliyorlar, atlar yine acıkmışlar, yani yine bir hareket var. Yine bir yem borusu... Böyle böyle kıyıya kadar gitmişler. Yani yazacaklarım ya da yazılacaklar da anladığım kadarıyla bir yem borusu niteliğinde olacak ki bu cihetten anlamı yok.
Evet, dünyada her zaman sıkıntılar olur: Savaş olur, ekonomik kriz olur. Tarihin başından beri savaşsız tek bir yıl geçmedi. Şu anda, “İki ay sonra nasıl olurum?” diye herkesin kafasında soru işareti var. Bunun için bir şeye, temelde bir şeye ihtiyacımız var birey olarak: “yılmazlık” dediğimiz kavram. Sağlamlık
Viyanalı nörolog ve psikiyatr Viktor Emil Frankl, Nazi soykırımından sağ kurtulanlar arasındaydı. Toplama kamplarındaki deneyiminden yola çıkarak geliştirdiği psikoterapik yöntemler ile Varoluşçu Psikoterapi ekolüne önemli katkılarda bulundu. Birinci Dünya Savaşı’nda da her şey bitti zannedildi. Bir milyon dedemiz ölmüştü orada. Ama Kurtuluş Savaşı’nda tekrar kalktık ayağa. Yani dokuz, on diye sayar ya hakem boksta, kimisi de dokuz buçukta kalkıyor ayağa. O, işte yılmazlığı olan, gücü olan, pes etmeyen, kuyunun dibinden çıkabilen. “Bu sivilceyi ben geçiririm, bu kanseri ben yenerim,” diyebilen. Hasta doktora soruyor, “Yüzde kaç ihtimal?” “Yüzde yetmiş ihtimalle iyi olursun,” diyor doktor. Karamsar, “Ben yüzde otuza girerim,” diyor. İyimserse, “Yetmişe gireriz, bir deneyelim bakalım,” diyor. Vazgeçmemek, pes etmemek bu işte.

__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
Alıntı ile Cevapla
 

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148