Alıntı:
Sleyman Ruhu Nickli Üyeden Alıntı
Merhabalar dostlar birkaç soruyu tartışalım
1)Cinler melekleri görür mü?
2) Cinlerin hepsi ışık hızında hareket edebiliyor mu çünkü kimisi sürünerek kimisi uçarak kimisi yürüyerek diye üç şekilde sınıflandırmışlar?
3) Cinler ırkına göre çok farklı farklı sekillere görünüşlers sahipler peki bunlar hepsi can soyundanmı geliyor yani cin görünmeyen varlıklar anlamında olamazmı soyu can soyundan gelmeyen birçok varlık olamazmı cin diye bildiğimiz ?
|
Cin kelimesi sözlükte, "görülen varlık/varlıklar” anlamındaki ins sözcüğünün karşıtı olarak “gizli, örtülü, görülmeyen varlık/ varlıklar” anlamına gelir.1Her ikisi de müfrediyle arası "şeddeli ya" ile ayrılan ism-i cins-i cem'i türündendir. Tekilleri cinni ve insi kelimeleridir. Cin sözcüğü aynı zamanda Cann kelimesinin ism-i cem'-i veya eşanlamlısıdır. Çoğulları ise cinnet yahut canan kelimeleridir. Ayrıca cinlerin atasına da cann ismi verilmektedir. İki ayette de geçtiği gibi( Neml suresi ayet 10 ve Kasas suresi ayet 31) beyaz, iri ve uzun bir yılan türü için de cann kelimesi kullanılmaktadır. Bu durumda çoğulu cevann olur." Her ikisi de "örttü/örtüldü" anlamına len cenne fiilinden yahut "örtmek/örtülmek" anlamındaki cünün masdarından türemiştir.
Bir şekilde örtmek veya örtülmek özelliği taşıdığı için aynı kökten türetilerek gece karanlığı için cinn-cünün-cenan; kalb, ruhve evin içi için cenan; kabir, ölü ve kefen/kıyafet için cenen; anne karnındaki yavru, rahim, gömülen ve kabir için cenin; kalkan için cünne, micenn/micenne ve cünan/cünane; akıl melekesini kaybetme için cinnet ve cünün; bahçe için cennet; cini çok olan yer için mecenne; eşarp için micn kelimeleri de kullanılmaktadır.
Sözlükteki anlamından yola çıkılarak cahiliyede meleklere de bazen cin denilmiştir. Nitekim o dönemin şairlerinden olan Aşa Hz. Süleyman'dan (a.s.) bahsederek şöyle demektedir:
"Cin (görünmeyen) meleklerden dokuz tanesini hizmetine aldı.........Huzurunda ayakta durup savaşçı olarak çalışmaktadırlar. "
İns ve cin için bazı ayetlerde de(Rahman suresi ayet 31) olduğu gibi iki ağırlık anlaminda sekalan/sekaleynifadesi ortak olarak kullanılmaktadır. Ayrıca cin sözcüğünün benzeri olan hinn kelimesinin cinlerden bir türü ifade ettiği zikredilmektedir. Bazıları bunun siyah köpekler olduğunu söylemektedir. Hatta böyle bir köpeğe hinni köpek denilmektedir. Bununla birlikte cinlerin zayıf ve aşağı olanlarına da hinn denilmektedir. Türkçede dehin kelimesi kurnaz, cin fikirli kimse anlamında kullanılmaktadır.
Ragıb el-İsfahani cin kelimesinin iki kullanımı olduğunu dile getirmektedir. Birincisi ins sözcüğünün zıttı olarak duyulardan gizli olan tüm ruhani varlıklar anlamındadır. Buna cinler gibi melekler ve şeytanlar da dahildir. Bu anlamıyla her melek aynı zamanda cindir. Ancak her cin melek değildir. İkinci kullanıma göre ise bazı ruhaniler bu adla isimlenir. Zira duyularla hissedilemeyen ruhani varlıklar üç gruptur. Birincisi hep hayırlı olanlardır. Bunlar meleklerdir. İkincisi hep şerli olanlardır. Bunlar şeytanlardır. Üçüncüsü ise insanlar gibi içlerinde hem hayırlı hem de şerli olanların var olduğu kısımdır. Bunlar da cinlerdir.
Ragıb el-İsfahani'nin yaptığı bu taksimin bazı alimlerce doğru olmadığı düşünülmektedir. Zira ikinci grup olarak zikredilen şeytanlar bazı ayetlerde de ifade edildiği gibi(Enam suresi ayet 112) insanların ve cinlerin bir kısmıdır. Dolayısıyla duyulardan gizli olan şeytanlar cinlerden oldukları için üçüncü gruba dahildirler. İnsanların arasındaki şeytanların insanların dışında bir varlık grubu olmamaları da bunu açıkça ortaya koymaktadır. Sonuç olarak doğru olan, duyularla idrak edilemeyen ruhani varlıkların üç değil iki kısma taksim edilmeleridir. Binaenaleyh bazı çağdaş araştırmacıların farklı bir değerlendirmede bulunmadan Ragıb el-İsfahani'nin taksimini olduğu gibi nakletmesi dikkat çekicidir.
(Kaynak:CİNLERLE İLGİLİ HADİSLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ; Abdülvehhab GÖZÜN rağbet Yayınları; Sayfa: 23-26)