Alıntı:
Sleyman Ruhu Nickli Üyeden Alıntı
Selamın aleyküm dostlar
1) karin cini diğer cinlerden farklı mıdır çünkü normal cinleri gören hocalar varken karını görenler o derece azalıyor, karin cini nasıl bir farklılığı varki diğer cinlerden bu kadar gizlenebiliyor
2)Herkesin karin cinin gücü de aynı değil kimileri bildiğin zayıf dyrumdayken kimilerine ise daha gücü yüksek olanlar
görev yapıyor bu fark neden?
3) Karin cinleri bir kabileye mi mahsus sadece o kabiledenmi insanlara karin cinleri dağılıyor?
4) karin cinleri şerli olmalarına rağmen neden genellikle büyü ile veyahut başka cinlerin gelenler ile şerli işbirliği yapmaz?
5)karin cinleri sürekli insanın yanında ise bunların kendine has bir hayatı yokmudur?
|
Abdullah b. Mesud'dan rivayete göre Resulullah (a.s) şöyle buyurdu: "Aranızdan cinlerden onunla birlikte bulunanın kendisi için görevli kılınmadığı hiçbir kimse yoktur." "Sen de mi ey Allah'ın Resulü?" diye sordular. Şöyle buyurdu "Evet ben de. Şu kadar var ki, Allah ona karşı bana yardımcı oldu ve bunun üzerine o da İslam’a girdi. O bakımdan bana sadece hayır emreder. “İmam Ahmed'in Müsned ‘inde yine Ibn Mesud'un rivayetine göre: "Cinden onunla birlikte bulunacak olan kimse ile onunla beraber meleklerden olacak kimsenin görevli kılınmadığı hiçbir kimse yoktur." "Sen de mi ey Allah'ın Resulü" dediler. Peygamber şöyle buyurdu: "Ben de. Şu kadar var ki Allah ona karşı bana yardımcı olmuştur. Bu sebeple bana ancak hakkı emreder." Daimi’nin Sünen’ in de Rikak bahsinde Abdullah b. Mesud'dan şöyle dediği rivayet edilmektedir: Resulullah (a.s) buyurdu ki: "Sizden kendisiyle birlikte bulunan cinlerden ve yine kendisiyle birlikte bulunan meleklerden birisinin beraberinde bulunmadığı hiçbir kimse yoktur." "Sen de mi" dediler, Peygamber: "Evet ben de", dedi. “Şu kadar var ki, Allah ona karşı bana yardım etti, bunun için ben de selamete eriyorum. (Onun şerrinden kurtuluyorum.)"
Öncelikle bu rivayetlerde zikredilen fiilinin zaptında ihtilaf edilmiştir. Esleme şeklinde if'al babından fiil-i mazi olarak okunursa bu durumda Hz. Peygamber'in (s.a.v.) yanında görevlendirilen cinninin Allah'ın (c.c.) yardımıyla müslüman olduğu anlaşılır. Ancak eslemü şeklinde sülasi birinci şahıs tekil fiil-i müzari olarak okunduğunda ise ben (onun şerrinden) salim olurum anlamında Hz. Peygamber'in (s.a.v.) Allah'ın (c.c.) yardımıyla ondan korunduğu anlaşılır. Üçüncü bir ihtimal ise esleme kelimesinin sözlük anlamıyla teslim oldu/boyun eğdi manasında olmasıdır. Ancak rivayetin sonunda yer alan, "Bana ancak hayrı emreder." cümlesi Ali el-Kari'nin de dediği gibi(Ali el-Kari, Mirkatü’l-mefatih 1.cilt sayfa 139) birinci ihtimali güçlendirmektedir. Zira sadece şerrin den korunmak ya da teslim olup boyun eğmesi onun hayrı emretmesini gerektirmez.
Rivayette her insanla beraber bulunduğu ifade edilen cinninin İblis olmadığı açıktır. Zira İblis cinlerin atası olan tek bir kişidir. Ali el-Kari'nin zikrettiğine göre bu, kendisine vesvas denilen bir cinnidir. Her insan doğuşunda İblis ‘in de bu isimde bir çocuğu doğar.( Ali el-Kari, Mirkatü’l-mefatih 1.cilt sayfa 139) Melek olanın ismi ise mülhimdir. Ancak kimi şarihlerin naklettiğine göre Kirmani gibi bazıları cinni olan karinden nefs-i emmare; melek olandan ise nefs-i levvamenin kastedilmesinin de bir ihtimal olduğunu söylemişlerdir.(Muhammed el-Bekri, Delilü’l-Fatihihin cilt 5 sayfa 143)
Birçok alime göre bu zorlama bir tevildir. Zira görüldüğü gibi rivayette açıkça insanın yanı başında cinlerden bir görevli; meleklerden de bir görevli bulunduğu ifade edilmiştir. Emmare ve levvame gibi vasıflar ehlince bilindiği gibi aynı nefsin farklı mertebeleridir. Son olarak rivayetten bazıları müslüman olsalar da cinlerin genel olarak şerri temsil ettikleri anlaşılmaktadır. Melekler zaten hayrı temsil etmektedir. Sekaleyn isminin diğer bileşeni olan insanların ise nötr bir konumda olduklarını söylemek mümkündür.
(Kaynaklar: CİNLERLE İLGİLİ HADİSLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ; Abdülvehhab GÖZÜN rağbet Yayınları; Sayfa: 129-130; TÜM YÖNLERİYLE AKAİD HADİSLERİ PROF.DR. YAVUZ KÖKTAŞ İFAV Yayınları sayfa 335-336)