Allah razı olsun @
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] hocam derin bir açıklama olmuş.
Bende cinlerin müslüman oluşuyla alakalı bir hadiseyi paylaşayım. Bu cereyan eden hadisede "
Müslüman cinler başka bir ırk mı?, Fal ile ilgili kaynakları, falın artık isabetsiz oluş nedeni, Babavanga ve Nostradamus gibi kahinlerin kaynağının bu kafir cinler olduğunu ve artık kahinlik yapılamayacağının" sebepleri vardır
CİNLERİN MÜSLÜMAN OLUŞU
İbn-i Abbâs (r.a.) şöyle demiştir:
“Resûlullâh bir grup ashâbıyla Ukâz Panayırı’na gitmek niyetiyle yola çıkmıştı.
O zaman, (cin tâifesinden olan) şeytanların semâdan gelen haberleri almalarına mânî olunmuştu.[1] (Bundan dolayı, mûtad olarak semâdan haber getiren) cinlerin üzerine şihâblar[2] gönderildi. Böylece onlar kavimlerine (eli boş ve habersiz) döndüler. Kavimleri:
«–Ne var, niye (boş) döndünüz?» diye sordular. Onlar:
«–Bizimle semâvî haberler arasına mânia kondu, üzerimize şihâblar gönderildi. (Biz de kaçıp geri geldik.)» dediler. Kavimleri:
«–Bu, yeni zuhûr eden bir şey sebebiyle olmalı, arzın doğusunu ve batısını dolaşın, (bu engel hakkında bir haber getirin.)» dediler.
Cinler (yeryüzünü taramak üzere gruplar hâlinde yola çıktılar. Bunlardan) Tihâme tarafına giden bir grup, (Ukâz Panayırı’na giderken Nahle mevkiinde) ashâbıyla birlikte sabah namazı kılmakta olan Hazret-i Peygamber’e rastladı. Kur’ân-ı Kerîm’in tilâvetini duyunca durup kulak kabarttılar:
«–Bizim semâdan haber almamıza mânî olan şey işte budur!» deyip döndüler. Kavimlerine şöyle dediler:
«–Ey kavmimiz, gerçekten biz, doğru yola ileten hârikulâde güzel bir Kur’ân dinledik ve ona îmân ettik. Artık kimseyi Rabbimize aslâ ortak koşmayacağız.»
Bunun üzerine Cenâb-ı Hak, Nebiyy-i Ekremi’ne Cin sûresini inzâl buyurarak cinlerin Kur’ân dinlemelerini ve kavimlerine söyledikleri sözleri haber verdi:
«(Ey Resûlüm!) De ki: Cinlerden bir topluluğun (okuduğum Kur’ân’ı) dinleyip de şöyle söyledikleri bana vahyolunmuştur: Gerçekten biz, doğru yola ileten, hârikulâde güzel bir Kur’ân dinledik de ona îmân ettik. (Artık) kimseyi Rabbimize aslâ ortak koşmayaca*ğız.» (el-Cin, 1-2)” (Buhârî, Tefsîr 72, Ezân 105; Müslim, Salât 149; Tirmizî, Tefsîr 72/3324)
Allâh Teâlâ Ahkâf Sûresi’nde bu hâdiseden şu şekilde bahsetmektedir:
“Hani cinlerden bir topluluğu, Kur’ân’ı dinlemeleri için Sana yöneltmiştik. Kur’ân’ı dinlemeye hazır olunca (birbirlerine) «Susun!» demişler, Kur’ân’ın okunması bitince uyarıcılar olarak kavimlerine dönmüşlerdi. Onlar kavimlerine şöyle dediler: «Ey kavmimiz! Gerçekten biz Mûsâ’dan sonra indirilen ve kendisinden öncekileri tasdîk eden bir kitap dinledik. O kitap, hakkı ve doğru yolu gösteriyor. Ey kavmimiz! Allâh’ın dâvetçisine uyun! O’na îmân edin ki, Allâh da sizin günahlarınızı kısmen bağışlasın ve sizi acı bir azaptan korusun. Her kim Allâh’ın dâvetçisine uymazsa bilsin ki, yeryüzünde Allâh’ı âciz bırakacak değildir. Onun Allâh’tan başka dostları da yoktur. İşte onlar apaçık bir sapıklık içerisindedirler.” (el-Ahkâf, 29-32)
Âyet-i kerîmelerde, cinlerin semâ haberlerini dinlemekten menedildiklerine dâir şöyle buyrulur:
“(Cinler, dediler ki): «Biz göğe dokunduk, onu kuvvetli bekçiler ve alevlerle (şihâblarla) dolu bulduk. Doğrusu biz göğün bâzı mevkîlerinde dinlemek için otururduk. Fakat şimdi her kim dinleyecek olursa kendini gözetleyen parlak bir alev buluyor. Doğrusu biz, yeryüzündekilere kötülük mü murâd edildi, yoksa Rableri onlara bir hayır mı diledi, bilmiyoruz.»” (el-Cin, 8-10) [3]
Resûlullâh’ın Tâif yolculuğundan zâhirdeki kazancı sâdece Addâs (r.a.) idi. Lâkin hakîkatte Allâh Teâlâ O’na pek çok lutuflarda bulunmuştu. Bu cümleden olmak üzere meselâ kendisine iki farklı âlemin sultanlığını bahşetmişti. İlk olarak daha Mekke’ye dönmeden cinler O’ndan Kur’ân dinledi ve kendi âlemlerinde teblîğe başladılar. Bundan kısa bir müddet sonra da Allâh Teâlâ, Habîbi’ni semâ âleminin sultânı kılarak Mîrâc’ı lutfetti.