Tekil Mesaj gösterimi
  #71  
Alt 31.01.25, 14:14
Sessizadam Sessizadam isimli Üye şimdilik offline konumundadır
 
Üyelik tarihi: 27.12.24
Bulunduğu yer: Genel
Mesajlar: 2,169
Forum Puanı: 933
Etiketlendiği Mesaj: 61 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Müslüman cinler meselesi değil Her şey Allah'ın ilmi, iradesi, kudreti ve yaratması ile olur. Allah Teala madde aleminde yapacağı yaratacağı bazı şeyleri meleklere bildirir, onlara vazifeler verir. Meleklerin bulunduğu ve bilgilerin alıp verildiği sema, melekler alemi, yıldızlar gibi maddi varlıkların bulunduğu sema (maddi evren) değildir. Maddenin bitişi arş ile ayrılan (arşın sınır olduğu) ruhani (fizik ötesi) semadır. Cin şeytanlar bu ruhani gayr-i maddi semaya sokulmazlar.
Sonra yaklaşarak girmek istediklerinde ateş topuna benzer bir silahla ateş edilerek uzaklaştırılırlar. Bilgi kırıntılarını, kulak hırsızlığı yoluyla elde ederler. Elde ettikleri bilgi az, eksik ve Ancak yaratılışları icabı sınıra kadar yaklaşınca bazı bilgi yetersizdir; bu sebeple onların gaybı öğrendikleri ve bildikleri söylenemez. Bu eksik bilgilerin yanına birçok yalanı, hurafeyi, batıl inanca esas teşkil eden bilgiyi katarak insan şeytanlarına (falcılar, kahinler, cinciler... bunlara dahildir) bildirirler. İşte insan şeytanlarının söylediklerinden bir kısmının doğru çıkmasının sebebi budur; yani doğru kısım, meleklerden çaldıkları kısımdır, yalan ve yanlış kısım ise kendilerinin uydurup adamlarına bildirdikleridir. “Onları, taşlanmış her şeytandan koruduk" şeklindeki çeviri isabetli değildir. Zamiri semaya ait kılarak “Onu..... koruduk” şeklinde çevrilmesi gerekir. Korunan maddi yıldızlar değil semadır; yani meleklerin yeri olan ve şeytanların sokulmadığı madde ötesi alemdir. Yıldız kayması, göktaşları, gökte yanıp parlayan ve sönen gazlar...... ile "cin şeytanlarının madde ötesi semadan kovulması için kullanılan ve mahiyeti de (ne olduğu da) bizce bilinmeyen silah"ı birbirine karıştırmak doğru değildir. Peygamberimiz (s.a.v.) yıldız kayması ile ilgili bir Cahiliye inancını reddederken şeytanlara karşı kullanılan ateş topu misali silah"tan da söz ettiği için bu ikisi birbirine karıştırılmış olmalıdır. Ayetlerde ‘’şeytanlara karşı kullanılan silah’’ın yıldız veya yıldız kayması olduğu söylenmiyor. Hadislerde böyle ifadeler veya imalar var; ancak mütevatir olmayan haberler (hadisler) itikad veya kesin bilgi için yeterli değildir; yani bilgi kaynağı olmaz. Müslümanların ayet ve hadislerin lafzı yanında amacını da göz önüne almaları inanç ve anlayışlarını buna göre ayarlamaları gerekir. Hadislerin asıl amacı olan "Cahiliye inanç ve anlayışlarının reddini asılsız olduğunu ‘’ öğrenecek ve hala devam bazı saçmalıklardan kurtulacak yerde din ve dünya hayatlarıyla bir ilgisi bulunmayan "ateş topu" silahının ne olduğunu merak etmeleri yıldız kayması ile bunlar arasında aynılık ilişkisi kurmaları da düşündürücüdür.
Gayb bilgisi, gözle görülemeyen, daha herkeste bulunan tabii bilgi araçlar ile elde edilemeyen bilgidir. ikiye ayrılır: Mutlak ve nisbi (göreceli). Kıyametin ne zaman kopacağı mutlak gayba örnektir, bunu Allah'tan başkası; tabii olsun, icat edilmiş bulunsun hiçbir araç ile bilemez. Yağmurun ne zaman yağacağı, rahimde çocuğun varlığı ve Cinsiyeti ise göreceli gayba örnektir; bu bilgiler tabii araçlara göre gayb bilgisidir, meteorolojik ve tıbbi araçlara göre insanların elde edebileceği bilgilerdir. Bu çeşit gaybı (göreceli gaybı), araçlar vastasıyla bilmek mümkündür; ancak bunu bilmekle insanlar gaybı bilmiş olmazlar; çünkü araç icat edilince onunla ilgili bilgi "gayb bilgisi" olmaktan çıkmıştır.
Sûrenin nüzul sebebini anlatan İbn Abbas da önceden cinlerin, Allah'ın meleklere evrenin yönetimiyle ilgili olarak gönderdiği vahyi dinlediklerini, ancak Hz. Peygamber'in gönderilmesiyle birlikte onların gökleri dinlemelerinin yasaklandığını, bunun nedenini araştırırlarken Nahle denilen yerde Hz. Peygamber (s.a.v.)'le karşılaştıklarını ve böylece göklerden haber al*malarını engelleyen şeyin ne olduğunu anladıklarını haber vermektedir (Buhârî, Tefsir, 72; ayrıca bk. Hicr 15/17-18; Sâffât 37/7-10; Mülk 67/5).

Diğer bir gerekçe de İbn Abbas'tan şöyle dediğine dair gelen rivayettir:

Peygamber (sav), ashabın*dan bir grup ile birlikte oturmakta iken bir yıldız kaydı. Bunun üzerine şöy*le sordu:

"Cahiliye döneminde iken bu gibi hâller hakkında ne diyordunuz?" Onlar:

"Bizler, ya büyük bir kimsenin öldüğünü ya da büyük bir kimsenin doğ*duğunu kabul ediyorduk." Bunun üzerine Peygamber (sav) şöyle buyurdu:

"Bu yıldızlar, ne bir kimsenin ölümü ne bir kimsenin dünyaya gelmesi dolayı*sıyla atılmaz. Fakat şanı yüce Rabbimiz semada bir emri hükme bağladığı tak*dirde Arşın taşıyıcıları, tesbih ederler. Daha sonra her semada bulunanlar tesbih ederler. Nihayet bu tesbih bu gördüğünüz semaya kadar ulaşır. Semada bulunanlar-Arşın taşıyıcılarına: 'Rabbiniz ne buyurdu?', diye sorarak haber al*mak isterler. Onlar da onlara neyi buyurduğunu haber verirler. Her bir sema ehli -haber şu gördüğünüz semanıza ulaşıncaya kadar- diğerine haber verin. Cinler, bunu kapmaya çalışırken hemen onlara atış yapılır. İşte onların bu*radan getirdikleri haberler doğrudur, fakat ona bir şeyler ilave ediyorlar." (Müslim, IV, 1750; İbn Hibbân, Sakih, XIII, 499; Tirmızi, V, 362; Müsned, I, 218).



Bu hadis müslim, tirmizide geçiyormuş

Alıntı ile Cevapla
 

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148