Alıntı:
Bir garip21 Nickli Üyeden Alıntı
Barış mançonun ce sera le temps şarkısını Türkçeye çevirirseniz sanki hz mehdiye bi gönderme var hattı sayılır derecede güvendim bi Havas erbabi üstü kapalı okları barış mançoya çevirdi ilginç bi kişilik sır muhafızı da diyorlar bu Konu hakında ne düşünüyorsunuz?
|
Arkadaşımızın dediği gibi kimim veli olduğunu bilemeyiz. Ben cezaevi geçmişimden dolayı askerliğimi sakıncalı er olarak yaptım. Önce piyade idim bir astsubayı dövdüm ceza aldım o zaman disko diye tabir edilen nezarethane de 20 gün kaldım sürdüler beni ve topçu yaptılar. Yaradılışım icabı aşırı asabi olduğum için çok vukuatlarım oldu askerlik süresini uzattım en son bir astsubay ile tanıştım Kıbrıs savaşına katılmış çok mütevazi tarikat ehli biriydi Havas ilmine de vakıftı bende aileden gelme aşına olduğum için uzun sohbetler ettik. Neticede bu sefer alay komutanının postasını dövünce beni Ulaş diye Çorlu-Ulaş bir yere göndereceklerini bildirdiler listede 5 (beş) kişiydik bu durum canımı sıktı açıkçası askerlikte uzatmayla birlikte sonlara yaklaşmıştım. Dostum olan Astsubaya dedim ki bana dua et Ulaşa gitmek istemiyorum. Biraz durdu düşündü gözlerini kapattı sonra dedi ki seni Ulaşa almayacaklar. Öbür gün biz beş kişi Ulaşa gittik 4 kişiyi aldılar beni geri gönderdiler bu olayı hiç unutamam.
Merhum Barış Manço’ya gelince farklı bir yorum olarak da Türkiye’de bir dönem babası belli olmayan çocukların nüfus kaydında baba adına “Kaya” yazılırmış. Bir nüfus müdürü, bunu “Devletin çocuğu, kaya gibi sağlam kökleri var” anlamında kullanıldığını söylemiş. Barış Manço’nun “Kayaların Oğlu” şarkısıyla böyle bir “devlet çocuğu” nu kastedip etmediği ise düşünmeye değer. Kısaca anlamsal bütün olarak çok kullanılan bir söz var: Devleti ebet müddet! Devlet hep baki olup, isimler değişmiştir. Barış Manço’nun Türk milletine vasiyeti olarak da yorumlanan şiirde, “kaya parçaları” olarak etnik kökenlerin kastedildiği iddia edilirken “Bu taşı toprağı bir arada tutacaksın” dizesi ile birlik beraberliğin 2023’teki önemine işaret ediliyor. Barış Manço, 116 adet Türkçe sözlü şarkının kendisine ait olan 93 tanesi içinde toplam 40 şarkıda dini ve ahlaki değerleri kullanmıştır. Bu içerik tüm şarkılar içerisinde yüzde kırk üçlük bir orana tekabül etmektedir. Şarkıların 30 tanesinin “toplumun geneline hitap eden şarkılar” ve 10 tanesinin de “çocuklara ve gençlere yönelik şarkılar” olarak sosyolojik bakımdan ikiye ayrılabileceği görülmektedir. Tematik olarak ise toplumun geneline hitap eden şarkıların 17 tanesinde dini referanslar yer alırken, 13 tanesinde de geleneksel göndermeler yapıldığı tespit edilmiştir. Dini referanslara sahip 17 şarkının 3 tanesi erdemli hayat temalı, 7 tanesi dünyanın geçiciliğine dair, 7 tanesi de ölüm, ahiret ve dua içeriklidir. Geleneksel göndermeler içeren on üç şarkının beş tanesinin birlikteliğe ve toplumsal değerlere vurgu yapan, iki tanesinin doğru sözlülüğe dair, iki tanesinin sağlıklı yaşam temalı ve dört tanesinin de şahıs isimleriyle toplumsal mesajlar veren şarkılar olduğu görülmektedir.
Barış Manço ölmeden ya da öldürülmeden bir ay önce “Siyaset Meydanı” ekranında adeta meydan okumuştu. Bu meydan okuma öyle afaki bir meydan okuma değildi. Türkiye içerisinde bir gizemli yapının belirlediği tarihler üzerinden operasyon yaptığını söylemeye çalışmıştı. 27 Mayıs 1960 12 Mart 1971 12 Eylül 1980 28 Şubat 1998 ve özellikle 1990-2000 arasında yaşanmış olan karmaşaların ve darbe tarihlerini açıkça söyleyerek, halka sunulan müziğin değiştirilerek sunulduğunu ifade etmişti. Ve bunu bir belgeselle halka arz edeceğini açıklamıştı. Müziğin frekansları değiştirilerek halkımız müzik üzerinden kontrol altına alındı. Mega Hertz frekansı kullanılarak toplum yerle bir edildi. Müzik Yoluyla Kontrol Eden Frekans: A=440 Hz “Müzik ruhun gıdasıdır” tabiri de kulağımıza aşina olduğu kadar yavan değildir aslında. Müzikteki farklı frekanslar insanı mutlu edebilir, rahatlatabilir, sinirlendirebilir ve strese sokabilir. Sevgiyi temsil eden 528 Hz varken neden 440 Hz?
Rothschild ve Rockefeller çalışması ve Amerikan Donanması işbirliği ile “savaş-çıkaran” frekanslar üzerinde çalışıldı. Amaç kitleleri kontrol altında tutmak ve psikopatoloji, duygusal çöküş ve kitlesel histeri yaratmaktı. İkinci Dünya Savaşı sırasında ise Savunma Bakanlığı işbirliği ile havadan yapılan operasyonlarda bu ses frekansları etkili şekilde kullanılmaya başlandı. Buna radyolar da dahil oldu.
(Kaynak: Sır Muhafızı Barış Manço 2023 Yazar: Hüseyin Hakkı Kahveci Yayınevi: Destek Yayınları)