Yıldız düşüklüğü diye bir olay var. Yalnız anladığımız manada yıldızlardan bahsetmez. Kişinin bunalımlı durumu, karamsar durumu, içine kapanık depresif ve agresif durumlarına yıldız düşüklüğü deniyor. Bunun marsla, merihle ilgisi yok formu bir araştırın karşınıza çıkar. Sanırsam aura ile alakalı bir konu bu "yıldızın barışması", " yıldızların anlaşması" tabir leri Anadoluda hep kullanılır. Yoksa gökyüzünde bilmem ne burcu bilmem nereye gelince kişiler boşanır falan bunlar safsata. İbrahim hakkı hazretleri de burçlar hakkında bir takım bilgiler vermiştir ama bunlar gelecekten haber verme şeklinde olmayıp burçların hava, su, toprak, ateş tabiatlı insanlar üzerindeki etkilerinden bahseder.
Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretlerini iyi anlamak gerekir Bir örnek:
=== ONUNCU BÖLÜM ===
Ayın, Allah'ın kudretiyle, tesirlerini ve burçlar itibariyle hallerini,
yedi gezegenin tesirli saatlerini, feleklerin sayılarını, seslerini ve
nağmelerini, merkezlerini hareketleriyle dairelerin meydana gelişlerini,
esiri cisimlerin tesirlerinin başlangıçlarını beş madde ile açıklar.
Birinci Madde
Ayın, Allah'ın kudretiyle tesirlerini bildirir.
Ey azizi, malûm olsun ki, filozoflar sözbirliğiyle demişlerdir ki: Kadir ve
aziz olan Allah'ın takdiri ile yüksek cisimlerin mertebelerine göre, alçak
cisimlere çeşitli tesirleri vardır. Güneşi en fazla tesiri, sıcaklığı ile
olduğu gibi, ayın dahi en fazla tesiri, rutubeti iledir. Allah, bu aya,
kendi kudreti ile nice özellikler bahşetmiştir. Bunlardan biri, ay deniz
ufkundan doğar. Deniz suyu onunla med olup sahiline yükselir. Ay, denizdeki
gün yarısına geldiğinde denizin meddi bitip, Ay, gün yarısı dairesinden
indiğinde denizin suyu sahilleride cezr olup çekilir. Ay, deniz ufkuna
ininceye kadar cezr devam eder. Ay, ufuktan indiğinde cezr de nihayet
bulur. Şu halde med ve cezr bu minval üzere olur. Ayın özelliklerindendir
ki, ayın artışı zamanında yani ayın ilkyarısında sıcaklık ve rutubet çok
olup kanın kabarmasıyle dolan insan ve hayvan bedenleri kuvvet bulur.
Dolunaydan sonra yani ayın ikinci yarısında kuruluk ve soğukluğun çoğalması
ile dört unsurun karışımı bedenlerde bulunduğundan kanın kabarması azalıp,
büyüme ve gelişme az olur. İnsan ve hayvan bedelleri zaaf bulur. ayın
özelliklerindendir ki, ayın ilk yarısında hasta olanların bedelleri kuvvetli
bulunup, çoğunun hastalığı defolur. Ayın ikinci yarısında hasta olanların
bedenleri zayıf olup, hastalıkları çoğalır. Ayın özelliklerindendir ki,
ayın nurunun çoğaldığı günlerde ruh sahiplerinin beyin dokuları ziyade
olup, ayın nurunun azıldığı günlerde beyin dokuları dahi azalır. Ayın
özelliklerindendir ki, aylı gecede insan aya karşı uyusa veya çok otursa
bedenine gevşeme ve tembellik gelip baş ağrısı ve nezle olur. Ayın
özelliklerindendir ki, aylı gecede hayvan eti kalsa az zamanda tadı ve
kokusu değişir. Ayın özelliklerindendir ki, ayın nurunun çoğaldığı günlerde
nehirlerde ve denizlerde balıklar yağlı olup suyun yüzüne çıkarlar. Ayın
nurunun azıldığı günlerde balıklar zayıf olup suyun dibine giderler. Ayın
özelliklerindendir ki, ayın ilk yarısında yerdeki haşereler yeryüzüne çıkar
ve çoğalır. Yırtıcı hayvanlar ceset yemeye çok hırslı olur. Ayın ikinci
yarısında haşerele ve yırtıcı hayvanla aksi hareket ederler. ayın
özelliklerindendir ki ayı ilk yarısında dikilen ağaçlar fazla uzar ve
gelişir. İkinci yarısında dikilenle zayıf olur veya kurur. Ayın
özelliklerindendir ki, ayın ilk yarısında bütün meyveler, çiçekler, otlar,
bitkiler fazla büyür ve gelişir, renkleri ziyade olur. Ayın
özelliklerindendir ki, ayın ilk yarısında kamış, keten, bitki gibi şeylerin
kurusu üzerine ayın ışığı düşse hemen çürüyüp parçalanır. Ayın ikinci
yarısında bu durum az olur. Ayın özelliklerindendir ki, ay küresi ayna
gibi yer ve su küresine dönük bulunduğu için deniz ve karanın adaları ve
sahilleri gemileri, dalgaları, dağları, vadileri, köyleri ve şehirleri
bütün şekil ve rengi ile şahıs ve kurumları ile bize aksettirip gösterir.
Rasatçılar o aynada yerin yüzünü tamamen seyrederler. Lâkin o saf ayna
bizden çok uzak olduğundan eşyanın şekilleri teşhis olunmayıp, ayın yüzü bu
akisler ile bulanık görülür ki, ona ay lekeleri derler.
Diğer gezegenlerin sayılan sıfatlarının özel saatlerde canlılara ve
cansızlara gizli tesirleri; açıklanan güneş ve ayın tesirlerine kıyas
olunmuştur. Halbuki âlemin bütün cüzlerinde hakiki müessir ancak hak Taâlâ
bilinmiştir. Bu felekler, yıldızlar ve tabiatlar dolap, âlet ve hayaller
misali bulunmuştur. Bu durum alır fikretmek ve düşünmek, Allah'ı tanımaya
vesile olmak için ve hepsini insanda bulmak için yıldızların ve feleklerin
durum alır bu Marifetnâme'de bu miktarca açıklanarak yazılmıştır.
__________________
Ahlaksız Alimin Alameti Kibirdir.
Ahlâksız kalmış güç insanı Firavunlaştırır.
Yarım ahlâklı iktidar insanı Yezidleştirir.
Terbiyeden yoksun bir servet insanı Karunlaştırır.
Ahlâksız ilim insanı Bellamlaştırır…
Güç zehirlenmesine müptela olmuş lâ dini düzen dünyaya bir yüktür.
“Kibirlenenler için cehennemde bir yer mi yok?” (Zümer Suresi 39:60 ).
Belam= terbiyesiz, aç gözlü, pisboğaz, obur
2. Bel'am din pazarlamacısıdır
|