Kardeşim böyle çetrefilli konularla beni muhatap kıldın lakin tartışmaya açık bir konu bende tartışmada yapım icabı eskiden beri sıkıntılıyımdır Hülasa ortaya bir şeyler yazacağım.
Otopsi yapmak, kan vermek veya kan nakletmek, organ nakli yapmak gibi hukukçuları tip ilmi ile ilgili olan bu konular, günümüzdeki şekliyle yeni sayılır. Bu bakimdan Islam'ın bu konuda sarih bir nassı olmamakla beraber, İslam hukukçuları Kuran ve sünnette mevcut olan "zaruret" prensibini ve izdirari haller ile ilgili hükümleri açıklarken, günümüz modern meselelerine ışık tutacak bazı hükümler ve prensipler ortaya koymuşlardır.
1-Organ Naklinin Dayandığı Deliller ve Cevaz Verenlerin Gerekçeleri
a) İslam'ın din, akıl, can, mal ve nesil gibi korunmasını zaruri kıldığı beş
b) Kuran ve sünnetin ruhundan çıkarılan "zaruretler yasakları mubah kılar’’(mecelle md. 21) zaruretler kendi miktarınca takdir olunur", "iki kötü durum karşı karşı karşıya geldiğinde zararı en hafif olan işlenir"(mecelle ma.27), "zararı büyük olan kötülük ortaydan kaldırılır" ve "ehveni şerreyn ihtiyar olunur"(mecelle md.40) gibi genel hukuk kuralları. İslam alimlerinin birçoğu vefat eden hamile bir kadının karnında canlı bir halde bulunan çocuğun kurtarılması için, ölen annenin karnının yarılıp çocuğunun alınmasına hükmetmişlerdir. Çünkü bu durumda her ne kadar ölü kimsenin bir parçası alınacak ise de diğer taraftan masum bir canlının hayatı kurtarılmış olacaktır. Nitekim Kur'an'da "her kim de birini yaşatırsa sanki bütün insanları yaşatmıştır" buyrulmaktadır.Ebu Hanife de ölmüş bir kadının karnının yarılmasını ve çocuğun çıkarılmasını emretmiş, kurtarılan çocuk da uzun yıllar yaşamıştır. Ebu Hanife'nin bu uygulaması da organ naklinin cevazı konusunda yeterli bir delildir.
c) "Zarar izale edilir" islam'ın kabul ettiği en önemli prensiplerden olduğu na göre, eğer tibben gözdeki körlüğü veya görme zayıflığını gidermek mümkün olursa, o takdirde gözün tedavisi için, ölen kimselerin gözlerini bu amaç için alıp, tedavide kullanmak şeran caizdir. Ancak bu, canı veya bir organı korumayı vacip kılan zaruret ölçüsünde olmalı ve bu ölçüyü aşmamalıdır.
İmam Muhammed'in bu konuya ışık tutan bazı içtihadlarına göre; koyun, sığır, at ve diğer hayvanların kemiklerini tedavi amacıyla kullanmada dinen bir sakınca yoktur. Ancak domuz kemiği necis olduğu için bu haramdır; insan kemiğini kullanmak ise saygısızlık olur düşüncesiyle mekruhtur.(H. İbrahim Acar, Organ Bağışının Dinimizdeki Yeri)
İmam Şafii ve Ahmed b. Hanbel sökülmüş dişin yerine, eti yenen boğaz lanmış bir hayvanın dişinin, bu da bulunamazsa başka insana ait bir dişin yerleştirilmesinin caiz olduğunu söylerken, Nevevi, kırılmış bir kemiğin başka bir madde ile kaynaştırılması gerekli olur ve bunun için insan kemiği dışında, necis bile olsa başka bir madde bulunamazsa, kaynaştırma işleminde insan kemiğinin kullanılmasının mümkün olduğunu belirtmektedir.(Ahmet Yaman, ‘’Bir Tedavi Yöntemi Olarak Organ Nakli’’, Diyanet Aylık Dergi, (Nisan 2008), 25.
2- Organ Nakline Cevaz Vermeyenlerin Gerekçeleri
Klasik dönem fakihleri arasında yukarıda saydığımız işlemleri doğru bulmayanlar; bu yollarla insanın saygınlığının zedeleneceği, naklin/tedavide çözüm sağlamasının kesin olmayışı, organ naklinin bir tür işkence (müsle) sayılacağı gerekçelerine tutunmaktadırlar.
Ölüden organ naklini caiz görmeyen bazı çağdaş bilginler ise; insan ölü sünün saygınlığını ve dokunulmazlığını, “ölünün kemiğini kırmak, diri iken kemiğini kırmak gibidir" mealindeki hadisi, cismani haşir ve organların şahitliği inancını, hilkati bozmanın caiz olmaması ilkesini gerekçe göstermektedirler. Ancak bu görüşün ve dayanaklarının, İslam'ın yukarıda zikredilen ilke ve gayeleri karşısında daha zayıf kaldığı açıktır.(Hamdi Döndüren, Güncel Fıkhi Meseleler, (Bursa; Işık Yayınları, 2011) sayfa 100)
Ayrıca organ naklinin başarılı olması ancak Beyin ölümü gerçekleşmemiş kimselerden alınabildiği durumlardadır. Bu durumda olan kişi canlı kabul edilmektedir.
__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
|