Alıntı:
Garip1isi Nickli Üyeden Alıntı
İmamı azam ebu Hanife Allah’ı rüyada gördüğünü iddia ediyor bu mecazi bir söyleyiş mi nasıl olur ?
|
Bende Fıkh-ı Ekber mevcut (İmam-ı Azam Ebu Hanife Çeviren Mustafa Kasadar Ravza Yayınları, 2015 : İstanbul) bahsettiğin mevzuyu bulamadım lakin İslam bilginlerinin çoğunluğu bu eserin Ebu Hanife'ye nispetini kabul etmekle beraber eserde henüz o devirde tartışma konusu yapılmamış bazı meselelerin yer aldığını da kabul etmektedirler. Bu bilginlerden biri Ahmed Emin 'dir. O, el-Fikhu'l-ekber'in Ebu Hanife'ye ait olduğunu kabul etmekle beraber elimizde bulunan nüshaların içinde bazı sonradan ilavelerin bulunduğunu belirtmekte, ancak bu ziyadelerin neler olduğu konusunda bilgi vermemektedir. Şibli Nu'mani ve Muhammed Ebu Zehra bu ilavelere açıklık getirmektedirler. Şibli bu ilavelere örnek olarak el-Fıkhu'l-ekber'de dönemi için erken sayılan cevher, araz gibi felsefi terimlerin kullanılmasını, halku'l-Kur'an meselesine nisbeten fazla yer verilmesini göstermektedir.
Muhammed Ebu Zehra ise bu konuda şöyle demektedir: el-Fikhu'l- ekber'de bazı öyle meseleler görüyoruz ki bunlar Ebu Hanife'nin asrında ve ondan önceki çağlarda söz konusu edilmiş şeyler değildir. Elimizde bulunan kaynaklardan hiçbirinde onun çağdaşlarından veya ondan. öncekilerden birinin mucize, keramet ve istidraç arasındaki farkı anlatmaya teşebbüs ettiğini göremiyoruz. Halbuki el-Fikhu'l-ekber'de şöyle deniliyor: Peygamber'in mucizeleri ve evliyanın kerameti haktır. Fakat haberde geldiği üzere İblis, Firavun, Deccal gibi Allah düşmanlarına ait olup da onlardan şimdiye kadar vukua gelmiş ve gelecek bulunan haller ne mucize ve ne de keramet deriz, bu, hacetlerini yerine getirme demek olan istidraçtır. Zira Allah, düşmanların hacetini, onlan derece derece azaba çekmek ve nihayet cezaya çarpmak kabilinden yerine getirir. Onlar da buna aldanıp daha azarlar. Bunlar caiz ve mümkündür. Evliyanın kerameti, kafirlerden sadır olan harikulade haller. olağanüstü şeyler arasındaki farka dair bir söze o asırda cereyan eden münakaşalarda tesadüf edemiyoruz. Bunlar, İslam'da tasavvuf meydana çıktıktan sonra kelam uleması arasında bahis mevzuu. yapılmaya başlanmıştır. Ulema, ermiş evliyaya Allah'ın neler bahşettiğinden söz açtılar, erenlerin olağanüstü hallerinden bahse daldılar. Bu cihet bizi meselenin esere sonradan ilave edildiği zannına götürmektedir. Yahut da eser Matüridi ve Eş'ari görüşlerine göre o asırda yeniden yazılmıştır.
Hz. Peygamber'den sonra insanların en faziletlileri sayılırken Ebü Bekir, Ömer, Osman ve Ali şeklinde bir sıralama yapılması, Hz. Peygamber'in anne ve babasının ahiretteki konumu konusunda nüshalardaki farklı ifadeler ve daha sonraki dönemlerde ortaya çıktığı tahmin edilen "kesb" tartışmalarına işarette bulunulması eserdeki meselelerin tamamının Ebu Hanife'ye nispetini şüpheli kılmaktadır.
Mevdudi, Ebu Hanife ve Ebu Yusuf'u konu alan makalesinde, el- Fıkhu'l-ekber'in bazı bölümlerinin sıhhatı konusunda tereddütler bulunduğunu kaydettikten sonra makalesinde ele aldığı dört halifenin durumu, ashabın konumu ve imanın tanımı bölümlerinin sıhhatı konusunda tereddüdün söz konusu olmadığını, çünkü aynı görüşlerin el-Vasiyye, el- Fıkhu'l-ebsat gibi diğer eserlerinde ve Ebu Hanife'nin, öğrencileri Ebu Yusuf ve Muhammed'den nakledilen görüşleri toplayan Tahavi'nin Akide'sinde yer aldığını kaydetmektedir.