Kur'an niyetiyle bir ayetten az bile okumak hayızlı kadına memnudur. Tek tek kelime halinde okumak ise caizdir.muallime bir kadının Kur'an-ı Kerim'i kelime kelime öğretmesi caiz görülmüştür.
Tevrat, Zebur ve incil de Kur'an gibidir. Nitekim musannıf bildirmişti. Dua niyetiyle Fatiha'yı yahut içinde dua manası bulunan bir ayeti okusa zarar etmez Bunu Ebu'l-Leys'in el-Uyun adlı eserinden nakletmiştik Ve yine bildirmiştik ki, Leheb suresi gibi içinde dua manası bulunmayan ayetlerde Kur'an'dan başkasını kasdetmenin bir tesiri yoktur. Kur'an'a el sürmek levhada, parada veya duvarda yazılı bile olsa caiz değildir. Ancak bunların yalnız yazısına el sürülmez. Mushaf böyle değildir. Onun kabına ve beyaz yerine dokunmak da memnu ‘dur. Bazıları caiz olduğunu söylemişlerdir. Bu kıyasa daha yakındır. Memnu' olması ise tazime daha layıktır. Nitekim Bahr'da da böyle denilmiştir. Yani sahih olan «memnu'» olmasıdır. Bunu aşağıda beyan edeceğiz.
Evvelce Kuhistani'den naklen bildirmiştik ki, semavi kitaplar da Kur'an gibidir. Tefsir ile şer'i kitapları eline alıp alamayacağı hususunda hilaf vardır. Bu da evvelce geçmişti. Kur'an-ı Kerim, ancak torba ve çanta gibi ayrı kılıflar içinde ele alınabilir. Şirazeli deri gibi bitişik kılıfla alınamaz. Sahih olan budur. Fetva da buna göredir. Çünkü deri Mushaf'a tabidir. Bunu Sirac sahibi bildiriyor.
Ben derim ki: Levazım kutusu da torba gibidir. Acaba Mushaf kürsüsü Mushaf'a çivilenirse aynı hükümde midir? Araştırılmalıdır. Hayız, üzerinde ayet yazılı levha ve kağıt yaprağı gibi şeyleri taşımaya da manidir. Musannif burada Bahr sahibine uymuştur. Bahr sahibi bunu hayız hükümlerini sıralarken söylemiştir. Kendisine itiraz edilmiş ve: «Bu sözle müstakilen taşımayı kastediyorsa Kur'an'a el sürmek buna hacet bırakmamıştır. Tabi olarak taşımayı kastediyorsa buna mani yoktur.» denilmiştir.
Hilye'de Muhit'ten naklen şöyle denilmiştir: «Mushaf sandıkta olursa cünüb kimsenin onu taşımasında bir beis yoktur... Ulema cünüb kimsenin içerisinde Mushaf bulunan tağarcığı taşımasında beis olmadığını söylemişlerdir Bazıları mekruh görmüş; birtakımları: Üzerinde Mushaf bulunan devenin yedeğinden tutmak mekruhtur, demişlerdir.>>
(Kaynak : REDDÜ’L-MUHTAR ALE’D-DÜRRÜ’L-MUHTAR Müellifi: İBN-İ ABİDİN; Tercüme eden: AHMED DAVUDOĞLU; ŞAMİL YAYINEVİ, İstanbul 1982; sayfa: 480-481)
__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
|