Tekil Mesaj gösterimi
  #1  
Alt 25.03.17, 00:00
☆Tuana Tuana isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Güvenilir
 
Üyelik tarihi: 07.01.15
Bulunduğu yer: Adana
Mesajlar: 4,613
Etiketlendiği Mesaj: 133 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart Altıncı his / Önsezi / Sezgi

Olacakları önceden hissetmeye yarıyan ve özellikle hayvanlarda gelişmiş olan, insanların çoğunda farklı derecelerde bulunan, olayları önceden tahmin etme bilme yeteneğidir;

Gelecekteki bir durum, gelişme yada olayın kendiliğinden bilinmesi. Gerçeğin deneye ya da usa vurmadan, doğrudan doğruya kavranması durumu

Her hangi bir konuda karar verici mevkide bulunan kişilerin yakın yada uzak geleceğe matuf olarak sağlam kararlar alma imkanı.

Çeşitli projelerin gelecekteki uzantılarının, tahminlere değilde, geçerli belirlemelere dayandırılma imkanı.

Astronot, pilot, kaşif, doğa araştırmacısı gibi şahısların karşılaşabilecekleri tehlikelere ve beklenmeyen durumlara karşı belirli bir süre önceden hazırlıklı olabilme imkanı.

Doğal afetlerin önceden belirlenmesi sayesinde, gerekli önlemlerin zamanında alınması ve böylece can kaybının önüne geçilmesi.

-Sezgi felsefede, mistisizmde, ezoterizmde ve farklı öğreti sistemlerinde farklı anlamlarda kullanılmış bir terimdir.

Kimi felsefi akımlarda akıl yoluyla kavranamayacak gerçeklerin derin düşünme (tefekkür) yoluyla aranışı sezgi kapsamında değerlendirilir.

Ruhçulukta sezginin, insanın kendi düşüncesi olmaktan ziyade çeşitli etkenlerden kaynaklanan tesirlerle belirdiği kabul edilir ki, bu etken genellikle bedensiz bir ruhtur. Bu yüzden ruhçular yüksek bilgileri içeren tebliğlerin alındığı ruhsal irtibatlara “sezgisel (intuitif) irtibat” derler.

Gnostiklere ve antikçağ inisiyelerine göre spiritüel aydınlanma yolunda üç tür bilgi mevcuttur ki, bunlardan öğretim yoluyla öğrenilebilir bilgi mathesis, his ya da ıstırap yoluyla edinilebilen bilgi pathesis, sezgi yoluyla öğrenilebilir bilgi de gnosis olarak adlandırılmıştır. İnisiyasyonlarda en yüksek aşamaya ulaşanların, yani inisiye oluş aşamasına erişenlerin sezgi yoluyla aldıklarını çevresine aktararak aydınlatması sözkonusu olur. İnisiye adayının bu hale gelişi kimi inisiyasyonlarda tohumun bitki haline gelmesi sembolizm'iyle, kimi inisiyasyonlarda ise meşale sembolüyle temsil edilmiştir.

İlham (inspiration) adı verilen sezgi söz veya yazı tarzında dışarı yansıdığında vahiy (revelation) adını alır. Vahiy sözcüğü yalnızca peygamberler için kullanılan bir terim değildir. Terim Araplar’da İslamiyet gelmeden önce de bilinen ve kullanılan bir terimdi.

En genel anlamıyla, gerçekliği dolaysız olarak içten ya da içeriden kavrayabilme, tanıyıp bilme yetisi. Adım adım ilerleyen gidimli düşünmenin ya da birtakım uğraklardan geçerek yol alan usavurmanın tersine, bir şeyi doğrudan doğruya algılayıp kavrama; bilinçli bir düşünme ve yargıya yarma süreci olmaksızın doğrudan, aracısız gerçekleşen anlama ya da bilme; hiçbir çıkarıma dayanmaksızın, dolaysız bir biçimde bilgiye ulaşma yordamı.

Başka bir deyişle, önermelerden başka önermelere yönelerek, mantıksal yolla çıkarımlar yaparak ilkelerden sonuca ulaşan, tek tek parçalardan bütünlüğü olan bir düşünce oluşturan gidimli düşünme yoluna karşı, doğrudan ya da aracı kullanmaksızın düşünce kuran, bütünü bir kerede, bir bakışta tümüyle ele geçiren, şeylerin özüne dolaysız bir biçimde, doğrudan doğruya ulaşan, şeyleri tüm bir devingenliği içinde bütünlüklü kavrayan “içten duyma” yolu.



Telepatik Önsezi ve Morfo Genetik Alan

Telepatik önsezi yüzde 45 doğru. Cambridge’de bulunan Trinity Koleji’nde yapılan bir araştırmaya göre, birini düşündükten hemen sonra telefonunuzun çalması ve arayanın düşündüğünüz kişi olması, "telepatik bir önsezi".

Rupert Sheldrake, yaptığı araştırmada kullandığı deneklerden dört tane akraba veya arkadaşının numaralarını aldı. Daha sonra rasgele seçilen numaraları arayan Sheldrake, bu insanlardan deneği aramalarını istedi ve şu şaşırtıcı sonuca ulaştı: Telefonu çalan deneklerin yaptığı tahminlerin yüzde 45 oranında doğru çıktı. Aynı bilim adamı, bu deneyin e-posta için de aynı sonucu verdiğini iddia etti. Ancak bazı uzmanlar, bu sonuçların sadece tesadüften ibaret olabileceğini ve Rupert Sheldrake’nin bu sonuca sadece 63 denekle ulaşmasının bu ihtimali güçlendirdiğini savundu.

Görünmeyen Enerji Alanları konusunda uzman, ünlü bilim adamı Rupert Sheldrak, tüm sistemlerin bilinen enerji ve madde faktöründen başka, bir de görünmeyen enerji alanları tarafından organize edildiğini söylüyor. Bu alanlar etkin alanlar; form ve davranış için şablon olarak görev yapıyorlar. Bu alanların, bizim anladığımız ve kullandığımız enerjinin bildik anlamıyla, pek alakası yoktur; çünkü morfo genetik alan kavramının etkileri, normalde bildik enerjiye uygulanan zaman ve mekan sınırlarının çok ötesine uzanmaktadır. Bu hipoteze göre, bir türün üyesi bir davranışı öğrendiği zaman, türün etkileme alanı, yavaş da olsa değişmektedir. Eğer davranış türler tarafından yeterince uzun süre tekrarlanırsa, bunun “morfik rezonansı” bütün türü etkiler.

Sheldrake buna, (morf ve genesis) var edilmek köklerine dayanarak morfo genetik alan adını veriyor. Bu alanın hareketi, zaman ve mekanda “uzaktan etkide bulunmayı” anlatıyor. Zamanın dışındaki fiziksel evren yasaları ile şekillenen form yerine, zaman içindeki morfik rezonansla bağlantılı formlar arasındaki iletişim anlatılmak isteniyor. Yani morfik alanlar zaman ve mekan içinde çoğalıp yayılabilirler ve geçmiş olayları, ya da diğer tüm olayları etkileyebilir.

Bu bilimsel hipotezi bilginin yayılması konusunda da ele almak mümkündür. İnsanlar arasında bilgi alışverişleri de alan teorisinin temel esaslarına göre yayılım gösterir. Watson, bir maymun grubunun yeni bir davranışı öğrenmelerinden sonra, aralarında olası bir ‘normal’ (yani bizim beş duyu ile normal diye tanımladığımız) iletişim yolu bulunmayan diğer adalardaki maymunların bu yeni davranışı sergilemeye başladıklarını bulmuştu. Rupert Sheldrake’nin Cambridge’de bulunan Trinity Koleji’nde yapmış olduğu telepati deneyi morfo genetik alanlar teorisi ile açıklığa kavuşur.

Telepati deneylerinde bu morfo genetik alanın hareketi söz konusudur ve zaman ve mekanda alan girişimleriyle “uzaktan etkide bulunmayı” anlatır. Yani zaman içindeki morfik rezonansla bağlantılı formlar arasındaki iletişimin bir diğer adı da telepatidir ve telepati bilimsel deneylerle ispatlanan bir duyular dışı algılama yeteneğidir, doğaldır, doğanın bir parçasıdır. Telepati bilinen zamanın dışına da taşabilir.

Sempati ve rezonans yasaları gereğince evrenin tüm meskun köşelerinden birbirleriyle telepatik rezonansa geçebilenler ve telepatik iletişim kuranlar hep olmuştur.

Psişik Casusluk Savaşları

Genellikle korku ve gerilim filmlerine konu olan parapsikolojik olgular insanı hem ürkütüyor hem de son derece merakını uyandırıyor. Son zamanlarda büyük ilgi çeken gerilim filmlerinden birinin de konusu oldu, 6. His!

Filmi görmeyenler için özet:

“Çocuk psikiyatrisi Dr. Crow, yıllar önce bir saldırıya uğramış ondan sonra hayatı değişmiştir. İlgilendiği son hastası ise 6 yaşlarında Cole Sear adında bir erkek çocuk…Ama Cole çok az insana nasip olan hayli garip özellikleri olan kutsanmış ya da lanetlenmiş bir çocuktur. Ölmüş ama bir türlü huzura ermemiş insanları görüp onlarla konuşabilmektedir.

Cole güçlerinin sınırlarını bilmediği için korku içindedir ve Dr. Crow onunla ilgilenmeye başlar. Böylece onun tek sırdaşı olarak bilinmeyen bir dünyaya adımlarını atar. Karşılaştıkları her olay onları hiç beklenmedik bir sona götürür. Bu da doktorumuzun bizzat kendisinin de bir hayalet olduğu gerçeğidir! “

Filmde önseziden de öte, parapsikolojik hayli karmaşık bir olay işleniyor. Ancak bu tür olayların adı ister 6. his, önsezi olsun, ister telepati, deja vu… Beş duyumuzun ötesinde yaşananlar, bilim adamlarınca psişik güçler olarak adlandırılıyor ve çok geniş bir yelpazede inceleniyor. -Nedir Altıncı His?

Hani bazen kapıyı çalanın kim olduğunu, telefon çaldığında kimin aradığını biliriz, bazen de durup dururken aklımızdan geçen biri beklenmedik bir zamanda karşımıza çıkar, kimi zaman içimizi bir sıkıntı sarar da, sonu hayır olsun deriz ve hoşumuza gitmeyen bir haber alırız, bazen rüyalarımızda olabilecekleri görürüz…

Bütün bunlar sizin duyular dışı algılama (DDA) yeteneğinizin olduğunun göstergesidir. Herkeste yok denir ama bu da doğru değil. Aslında DDA, tüm varlıklarda ve insanoğlunda da derinlerde bir yerde saklıdır.

Bu güce “Psişik Yetenek” ya da “Ruhsal Güç” adı veriliyor. Altıncı his dediğimiz aniden bilme olgusu,

Psişik Yeteneklerimiz ise bizim sezgisel zekamızın eseri olarak açıklanıyor.

Hep benzer şeyler anlatılır ya, hani kimi insanların başlarına gelecek bir tehlikeyi farkında olmadan, tesadüfi olarak nasıl geçiştirdiğini. Son olarak da 11 eylül saldırılarından kılpayı kurtulanların nedensiz bir sıkıntı ya da mide ağrıları yüzünden o gün işe gitmeyenler olduğu anlatıldı.

Aslında kahve falına bakan kişi ile de aramızda telepatik bir bağ oluşuyor ve bu telepatik bağ sayesinde fala bakan kişi doğru yorum yapabiliyor!Kahve telvesi ya da başka bir nesne ise sadece bir vasıtadır, önemli olan kişinin o anda sizden algıladığı şeyler ve doğal yeteneği olan önsezileridir.

Bu duygunun kadınlarda daha çok olduğu kabul görür, nedeni de kadınların olaylara daha duygusal yaklaşımlarıymış.

Birbirine çok bağımlı olan eşlerde, sevgililerde, ana çocuklar arasında ve ikizlerde de önsezi ve telepatinin çok güçlü olduğu görülüyor.

Aslında bu yeteneklerin hepimizde biraz olduğu kabul ediliyor, sadece bize ürkütücü geldiği için bilmezlikten gelmeyi ve uzak durmayı yeğliyoruz. Ama bir yandan da bu yeteneklerimizi uyandırmak için teoriler üretiliyor, dersler veriliyor, seanslar düzenleniyor…

Fransa’da Adsensio diye bir grup ise 6. his çalışmalarıyla uykusuzluğu tedavi ediyormuş.

Bu konuda yayınlanan kitapları da unutmayalım. Ama genel olarak günlük tutmanın sezgisel gücümüzü güçlendirdiği de ileri sürülüyor. Kendimizle baş başa kalmak ve iyi dileklerde bulunmak için. Sezgisel zekanızı ya da duyular dışı algılama yeteneğimizi uyandırmanın birçok yolu var ve belki de ürkerek yaklaştığımız bu gizli yeteneğimizi ciddiye alarak uyandırmamız mümkündür!

Geçmiş mirasımız…

Hepimizin bildiği beş duyumuz var: İşitme, görme, dokunma, koklama ve tat alma. Bu duyular da çevremizi algılamamızı sağlıyor ve hepsi de madde ile ilgili. Ama bazen hepimiz bu duyuların dışına çıkarak farklı bir algılama yaşıyoruz, az veya çok hepimizde var bu özellikler.

Nasıl adlandırılırsa adlandırılsın, önsezi, deja vu, telepati, hepsi de psişik güçlerimiz.

Peki bu güç neden bazı insanlarda çok yoğun olarak vardır da, bazılarımızda yoktur?

Daha geniş bakarsak, neden hayvanlar olacakları sezerler, neden deprem sadece saniyeler önce hareketlenmişken bunu bizden önce hayvanlar sezinler?Aslında bu güçlerin, hayvanlar gibi geçmiş çağlarda ilk insanlarda da var olduğu düşünülüyor. Yani insanın doğaya en yakın olduğu, doğa ile bir bütün oluşturduğu zamanlarda insanlar bu yetilerini kullanarak gelecek tehlikeleri sezinleyebiliyorlar ve tehlikelerden korunabiliyorlardı.

Bilim henüz tam olarak tanımlayamadı ama insanoğlunun evrimleşmeye başladığı ilk zamanlarında kendini savunabilmesi için önsezilerinin belki de en önemli duyularından biri idi!.

Demek ki insanoğlu geliştikçe, medeniyetleri kurdukça, en sonunda teknolojiyi de yaratıp büyük ölçüde hayatına da kattıkça artık önsezilerini kullanma ihtiyacı duymadı ve bu gücünü kaybetti.

Kullanılmayan her şeyin zayıflaması gibi bu yetenek de zayıflayıp derinlerde bir yerde saklı kaldı, unutuldu. Bu da neden bazılarımızda hala bu güç varken bazılarımızda zaman zaman hissedilse bile yok sayıldığını açıklayabiliyor.

Sonuç olarak, belki de beynin diğer duyularından bağımsız olarak bir haberleşme sistemi vardır; işte bu da epey zamandan beri bilim adamlarını meşgul ediyor.

Bilim araştırıyor

Bilim dünyası, “parapsikoloji” adı altında topladığı bu tür psişik güçlerin sırrını 1800 lerden beri araştırıyor.

Parapsikoloji terimi ilk kez 1930’lu yılların başında A.B.D de Duke üniversitesinde J.B.Rhine ve eşi L.Rhine tarafından yürütülen psişik çalışmalarda kullanıldı ve sonra bilim dünyasında benimsendi.

Beynin tüm sırları henüz çözülemedi ama yine de bu konuda çok ciddi araştırmalar sürdürülüyor, denekler üzerinde testler yapılıyor ve her geçen gün çeşitli sonuçlar elde ediliyor.

Yapılan son deney ve araştırmalar ile “altıncı his” denen şeyin bir söylenti ya da metafizik olmadığını ortaya koymuş.

Bazı kuramlara göre önsezi veya telepati, beynimizden yayılan manyetik dalgalara bağlı. Beynimizdeki bağımsız bir algılama merkezi yalnızca insan beyninden yayılan elektriksel dalgaları değil, çeşitli doğa olaylarının meydana getirdiği elektromanyetik enerji dalgalarını da algılıyor olabilir. Bu sayede olacaklar “içimize doğuyor”.

Diğer taraftan bilim adamları hem hayvanlar hem de insanlar arasında cinsel etkileşimi (ve aşkı) tetikleyen kimyasal bir molekül ile beyinde bunu algılayan bir merkezin varlığını keşfettiler.

Aslında yakın zamana kadar “Feromon” adlı bu kimyasalların sadece hayvanlar tarafından salgılandığı ve algılandığı sanılıyordu. Ama son yıllarda insanlar tarafından da salgılandığı saptandı, Feromonlar hayvanlar aleminde seks güdüsünü harekete geçiriyor.

Biraz düşününce, bizde erkek ve kadın arasında aşkın doğmasını da feromonlara borçlu olduğumuz anlaşılıyor.

Konumuza dönelim: Feromonlar sadece seks içgüdüsünü uyandırmıyor, hayvanlar arasında haberleşmeyi de sağlıyor. Bilim diyor ki, insanlar arasındaki telepatiyi de feromonlar sağlıyor olabilir. İnsanlar arasındaki telepatik haberleşme, bazı olayları önceden algılama, bazı doğa olaylarını sezinleme gibi olayların nedeni acaba sadece feremonlar mı?..

Yapılan bilimsel deneylerde beynin işleyişinin bazı kritik olaylar olmadan hemen önce belirgin bir değişime uğrayarak yoğunluk kazandığı da gözlemlenmiş.

Bu tür araştırmaların doğrulanması halinde, “altıncı his” ve “deja vu” gibi herkesin yaşayabildiği paranormal olaylar da bilimsel düzeyde açıklanabilecek..

Şimdi okuyacaklarınız ise bir James Bond ya da bilim-kurgu filminin senaryosu değil:

CIA 1970’lerden 1995 yılına kadar sürdürdüğü “Stargate Projesi” ile SSCB’ye “psişik casusluk savaşı” açmıştı.

En önemli silahları ise 6. hissi güçlü olduğu bilinen askerleriydi. Cambridge Üniversitesinde sürdürülen çalışmalardan alınan sonuçlar ise, gelecekten haber almanın mümkün olabileceğini düşündürüyor.

Bugün dünyanın en etkin parapsikoloji laboratuarı da A.B.D.de Foundation For Research on the Nature of Man, yani İnsan Doğasını Araştırma Vakfı’na bağlı olarak çalışan parapsikoloji laboratuarı. Kim bilir, belki de gelecekte bir gün enerjinin doğası, var oluşumuz hakkında birçok bilinmeyen, 6 histen hareketle birer birer çözülmüş olacak!!

-ABD'de yapılan deneylerde, yüzde 53'lük oranla yapılan tahminler, "önsezi" kavramının kanıtı oldu.

Filmlere ve kitaplara konu olan "geleceği görme" yeteneği ilk kez bilimsel bir deneyle 'ete kemiğe büründü...' ABD'nin New York eyaletinde yer alan Cornell Üniversitesi psikoloji bölümünde görevli Prof. Daryl Bem, binden fazla gönüllü üzerinde dokuz deney yaptı.

Alıntı ile Cevapla
 

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147