Alıntı:
kaanertnc Nickli Üyeden Alıntı
Az önce başka bir postu okurken bir arkadaş demiş ki ... yapma şeytan sarıkla cübbeyle yanına gelir ayırt edemezsin... vs şimdi buradaki yanına gelme durumu bir imajinasyon sonucu mu oluşuyor yani gözün kapalıyken imaj görme mevzusu mu yoksa yanına kanlı kanlı geliyordamı görüyorsun. Aynı mevzunun bir devamı olarak Sinerji kanalındaki dayı bir muhabbetinde dedi ki işte beni denizin altına çektiler ortam karardı dua ettim nurdan atom bombası çıktı avuçlarımdan vs... bu belli ki imaj bunu hayal dediğimiz mefhumdan nasıl ayırıyorlar? yani ben şimdi istesem görümü bile kapatmadan trump putin erdoğanı el ele hayal çektiririm görürüm de yani bunların yaptığı mevzunun farkı ne?
|
Araf suresi 27. Ayetteki "Sizin kendilerini göremeyeceğiniz yerden" buyruğu ile ilgili olarak kimi ilim adamı şöyle demiştir: Burada cinlerin görülmeyeceğine dair bir delil vardır. Çünkü yüce Allah: "Sizin kendilerini göremeyeceğiniz yerden" diye buyurmuştur. Görülmelerinin mümkün olduğu da söylenmiştir. Çünkü yüce Allah onları göstermek isteyecek olursa, görülünceye kadar onların cisimlerini açığa çıkartır. en-Nehhas der ki: "Sizin kendilerini göremeyeceğiniz yerden" ifadesi cinlerin, bir peygamber zamanı olması müstesna, görülmeyeceklerine delildir. Peygamber zamanında görülmeleri ise, onun peygamberliğine delalet etmesi içindir. Çünkü yüce Allah onları içinde bulundukları hilkatleriyle görülmeyecek şekilde yaratmıştır. Ancak, asli suretlerinden başka bir surete nakledildikleri vakit görülebilirler. Bu ise, ancak ve ancak peygamberler -Allah'ın salat ve selamı üzerlerine olsun- döneminde olabilen mucizelerdendir.
el-Kuşeyri der ki: Şanı yüce Allah, bugün için adetini Ademoğullarının şeytanları göremeyecekleri şekilde icra etmektedir.
Hz. Peygamberden de: "Şüphesiz şeytan Ademoğlunun içinden kanın aktığı gibi akar" diye buyurduğu nakledilmektedir. Yüce Allah da şöyle buyurmaktadır: "O (şeytan) ki, insanların göğüslerine vesvese verir." (Nas suresi ayet 5) Hz. Peygamber de şöyle buyurmaktadır: "Şüphesiz meleğin de -kalbe- bir telkini, şeytanın da bir telkini vardır. Meleğin telkini hayır vadetmek ve hakkı tasdik etmek hakkındadır. Şeytanın telkini ise, kötülük vadetmeye ve hakkı yalanlamaya dairdir."( Tirmizi, Tefsir Bakara suresi ayet 36)
Görülmeleri ile ilgili sahih birtakım haberlerde gelmiş bulunmaktadır. Buhari, Ebu Hureyre (r. a)'dan şöyle dediğini rivayet etmektedir: Rasulullah (sav), beni ramazan zekatını korumakla görevlendirdi, diyerek uzunca bir olay nakletti ve orada hurmalardan alıp yiyen cinniyi yakaladığını, Peygamber (sav)'ın da: "Dün senin esirin ne yaptı" diye kendisine sorduğunu nakletmektedir.
Müslim'in Sahih'inde de Peygamber (sav)'in şöyle buyurduğu rivayet edilmektedir: "Allah'a yemin olsun, eğer kardeşim Süleyman'ın duası olma- saydı, Medinelilerin çocuklarının kendisiyle oynayacağı şekilde zincire vurulmuş haliyle sabahı edecekti" diye kendisine karşı çıkan ifrit hakkında açıklamalarda bulunduğu nakledilmektedir.(Müslim, Mesacid 40; Nesai Sehv 19; Müsned 3.cilt 83; Buhari, Enbiya 40; Müslim, Mesacid 39, Müsned 2.cilt 298)
(Kaynak: el-Camiu li-Ahkami’l-Kur’an İmam Kurtubi Terceme ve Notlar M. Beşir Eryarsoy 7.cilt sayfa 312, 313 BURUC YAYINLARI)