Tekil Mesaj gösterimi
  #21  
Alt 08.04.25, 17:50
Sessizadam Sessizadam isimli Üye şimdilik offline konumundadır
 
Üyelik tarihi: 27.12.24
Bulunduğu yer: Genel
Mesajlar: 2,169
Forum Puanı: 933
Etiketlendiği Mesaj: 61 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Bunu bir okuyuverin demek istediğim şey anlaşılır inşallah


ŞERİAT, TARİKAT, HAKİKAT VE MARİFET EHLİ

Bir gün müridin biri; Şeriat, Tarikat, Hakikat ve Marifet ehli olanları merak etmiş ve Mürşid’ine sormuş.

-hocam “Şeriat, Tarikat, Hakikat ve Marifet ehli” derler bana bunları anlatırmısın?

-evlat bunları anlatmak çok uzun sürer ama, ama bir örnek ile kendin anlamaya çalış. Ama kısa anlatımın da bir bedeli vardır sonra dikkat et.

-tamam hocam dikkat ederim, sen anlat.

-Peki evlat… Bak şu çeşme başında abdest alanlar var, görüyormusun?

-evet gördüm..

-şimdi git en baştaki adamın ensesine vur tokadı…

- aman hocam nasıl olur. Abdest alana vurulur mu.

-sen dediğimi yap, en kısadan öğrenmenin başka yolu yok.

Mürid, Mürşid’ini dinler ve abdest alanların en başındaki adamın ensesine vurur sille-i tokatı. Ve adam ardına döner bir tokata yirmi yumruk ve tekme ile karşılık verir, elinden zor alırlar müridi. Mürid, dayak yemiş bir halde hocaya gelir.

-hocam kandırdın beni, bir şey olmaz dedin, ben adama bir tokat attım, adam ağzımı burnumu kırdı. İnsanlar olmasa kurtulamayacaktım elinden.

-E evlat marifet göstereydin ya… Neyse, işte o adam ŞERİAT ehlidir evlat. Sen ona bir tane tokat atarsın o sana misli ile geri döner, sebebini bile sormaz, direk hatayı sende arar… Şimdi git öbürüne patlat tokatı.

-aman hocam ben vaz geçtim.

-yok yok sen dediğimi yap, bu defa sana vuran olmaz merak etme.

-peki hocam.

Der mürid; ve büyük bir tereddüt ile ikinci sıradaki adamın ensesine vurur tokatı…
Tokatı ensesinde hisseden adam anında ayaklanır arkasına bir hışımla döner ve bizim mürid’e derin derin bakarak, tekrar oturur abdesini almaya devam eder.
Bizim mürid şaşkın bir şekilde döner ve olayı hocaya anlatır.

Hoca- hımm evlat işte o TARİKAT ehlidir. Tokatın Hakk’tan olduğunu bilir. Ama Hakk ona tokatı atmak için kimi vesile kılmıştır diye bakarmıştır sana, seni iyi bellemiştir. Zamanı geldiğinde o da sana dersini başka türlü verirmek için “kısas” hakkını kullanacaktır.
Şimdi git öbürüne patlat şamarı.

-peki hocam
Der mürid; ve diğer adamın ensesine şamarı vurur. Ama adam hiç istifini bozmadan “ya Hakk” der. Mürid şaşkınlıkla bir tane daha şamar vurur. Ve adam tekrar “ya Hakk” diyerek abdestine devam eder. Mürid şaşırır ve bir tepki gelmediği için vurmaya devam eder. Ve her defasında adam “ya Hakk – ya Hakk” zikrini yapar. Ardına bakıp vuranın kim olduğunu merak bile etmeden abdestine devam eder. Mürid şaşkın bir şekilde hocanın yanına gelir ve anlatır olayı.

Hoca – evladım işte o adam HAKİKAT ehlidir. Sen ona ne kadar vursan da o “her zerreden işleyenin fiilin faili Hakk” olduğunu bilir. Kendisince hesaba düşer ve iç cihatı ile yediği tokatların sebebini kendinde arar. Suçu kendinde bilir. Sen ona yirmi defa tokat attın ve hiç sesini çıkarmadı. Ve vicdanen rahatsız oldun kestin tokat atmayı.. senin tokat atmanı kesen ona acıyan içindeki Hakk’tır. Ona acımasa yirmi tokatta kalmaz kırk, elli, altmış tokat atardın. Ve en sonunda belki Hakikat ehli yoldan çıkacaktı. Ama Allah o kullarına taşıyamayacağı yükü vermez. Yani sen ona ancak dayanabilkeceği kadar tokat attın. Zannetme ki tokat atmayı kesen sensin. Bizzat onu koruyan Hakk’tır. Ve senin içinde vicdan ile tokat atmayı tam zamanında durduran da Hakk’tır. Bu Hakkın mizanıdır.
Şimdi sen git öbür adamın ensesine patlat şamarı…

-peki hocam
Der mürid; ve kendinden emin bir şekilde diğer adamın ensesine şamarı patlatır.
Diğer adam; hemen o anda yerinden fırlar ve adamın gözlerinin içine bakıp ellerine sarılarak öpmeye başlar. Mürid korkar tedirgin olur,
ama adam şunu söyler;
“ey gönlü güzel kardeşim. Eğer ben şu anda burada olmasaydım, ve senin gözüne takılmasaydım senin içinde bir kızgınlık yaratmayacaktım. Bunun sebebi benim varlığımdır. Ben varlıkta olduğum için senin gözüne takıldım, bu nedenle senden özür dilerim” der elini öper ve oradan uzaklaşır gider.
Mürid, adamın sözlerinden oldukça etkilenmiş olarak şaşkın bir halde hocaya hadiseyi anlatır…

Hoca - evlat işte o kişi MARİFET ehlidir. Yediği tokatın Hakk’tan olduğunu bilir. Ve hakk ettiğinin de farkındadır. Allah’ın ona verdiği “latif” sıfatı nedeni ile Allah O’nu her şeyden korur. Onlar mahsun olmazlar. Allah onda öyle zuhur eder ki akıl ile her şeyi aşarlar aklın şeytana ait olduğunu bilir ve şeytanı kendisine öyle secde ettirmiştir ki, akıl ona hizmet eder. Onu çok güzel kullanır her hadiseden kendisini sıyırır. Bu onda Allah’ın bir kudretidir. Sana asla buğzetmez.
Eğer sen, o kişi senin elini öpüp gittikten sonra hırsını alamayıp onu durdurup tekrar tokat atmaya kalksaydın işte o zaman onu kendin bir FERD ehli yapmış olurdun. Ve o zaman FERDiyyeti ile senin yüzüne üflese orada ziyan olurdun ve obdan HAKK zuhur ederdi ve geri dönüşü olmaz idi.

Mürid bütün dersleri yaşayarak aldıktan sonra uzaklaşır. Ertesi gün bir maşka mürid gelir ve ders alan müridin öldüğünü haber verir. Mesele; TARİKAT ehli olan adamın konuyu açması ile, tekrar zıvanadan çıkan ŞERİAT ehli olan adam, müridi yakalamış ve dayak atarak öldürmüştür. Ve yeni gelen mürid bu olayın manasını mürşide sorar.

Hoca - Ah evlat, Allah Seri-ül Hasib’tir. O mürid bir tek ŞERİAT ehlinden dayak yemiş ve korkmuştu. Ve diğerlerinden tokat yemiyeceğine benden garanti alınca, hiç tereddüt etmeden, içindeki öğrenme aşkı olan iblisi onu can yakacağını düşünmeden tokat atmaya yönlendirdi.
Her şeyin bir karşılığı vardır.
Bizim mürid beni İLAH edindi ve sözlerimden dışarı çıkmamak adına vicdanının sesini duymadan karşısındaki muhatap gördüğü adamları insan yerine koymadı.
Allah, İLAH edinmenin ve nefsine uyup vicdanının sesini duymayanın hesabını tutar.

TARİKAT ehline vurduğu tokattan sonra ondan özür dilemedi, ilmi aldı ama özür dilemedi, neden af dilemedi.
Allah bunun hesabını tutar. O seri-ül hasib’tir.

HAKİKAT ehline ancak yirmi tane tokat attıktan sonra onda vicdan uyandı, Neden üç taneden sonra vicdanı uyanmadı da yirmiden sonra uyandı.. Ondaki vicdan Hakk’ın vicdanıydı nefsinin değildi.. Allah müridi kendi nefsine bir AN bıraktı ama mürid tokatı üç defadan sonra kesmeyip nefsine uyarak devam etti vurmaya ve HAKİKAT ehlini yoldan çıkarana dek şamarı patlatacaktı. Ve Allah buna izin vermeyip tokat atmayı yirmi defadan sonra sürdürmedi. Ama Allah bunun da hesabını bir kenara elbet yazdı. O seri-ül hasib’tir.

Sonra MARİFET ehli ile bir hadise yaşadı ki, o anda bir taş olsa çatlar ve cezbe kapılırdı. O gönülü gören bir göz bir daha başka bir hoca veya mürşid aramaz. Mürşidin öyle bir gönülde olduğunu idrak etmesi gerekirdi. Ki Marifet ehline atılan tokat misli ile geri döner.
Allah bunun da hesabını yazmıştır. O seri-ül hasib’tir.

Bizim mürdimize ŞERİAT ehli olan adam oldukça kızmış ki hırsını alamamış. Tüm ilmi öğrenmiş olan mürşidimiz neden ŞERİAT ehli karşısında aciz kaldı da MAARİFET ehli gibi ellerini öpmek için sarılmadı adamın. Neden marifet gösteremedi. Anlaşılan bizim mürşidimiz HAL ilmini anlamış ama uygulayamamış, GÖNÜL ilmini ise hiç anlamamış…
Allah da sevdiği kullarının öcünü yine Şeriat ile alır... O seri-ül hasib’tir.

BaHR-ı HaRaBe
(t.KUL)

Alıntı ile Cevapla
 

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148