Tekil Mesaj gösterimi
  #77  
Alt 09.04.25, 07:19
Yusufiyeli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
☆Yusufiyeli Yusufiyeli isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Manevi
 
Üyelik tarihi: 24.09.16
Bulunduğu yer: Trabzon
Mesajlar: 4,914
Forum Puanı: 4561
Etiketlendiği Mesaj: 558 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Altuni Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Merhaba uzun zamandır bu formdayım,gördüğüm kadarıyla herkezin kendince bir derdi,sıkıntısı veya istekleri var.Herkes ilahi bir güç tarafından gelecek metafiziksel yardıma muhtaç sahi aranızda oldumu hiç bu yardımı alan?
Olduysa eğer size bu yardımı veren güç neden insanların katledilirken acı içinde Allahım yardım et diyişine yardım etmiyor,sizin ayrıcalığınız ne?
Neden her gün binlerce masum çocuk bir lokma ekmeğe muhtaç oluyor?
Her şeyi bilip,gören ve yaratan tanrı bizi yarattıysa neden bizi bizden sorumlu tutuyor? Bizi böyle yaratan o
Bu sorular uzar gider, daha çelişkili ayetlere girmedim mantıklı cevabı olan arkadaşlar buyursun
Sebebini kavrayamadığımız olaylarda, bizden üstün bilgi sahibi olana teslim oluruz [o zatın hikmet bilgisine]. İdrak edemediğimiz, bizi aşan hakikatlere teslim oluruz. Doktorun bize yazdığı ilacı, hiç sorgulamadan dahi alıp kullanırız. Bu ve bunun gibi birçok örnek gösteriyor ki kötülük ve ıstırap hususunda Allah’ın hikmetine atıfta bulunmak, problemi savuşturmak anlamına gelmez. Bilakis, Allah’ın sıfatlarını doğru bir şekilde ifade etmiş ve O’nun sıfatlarını iki tane ile sınırlamamış oluruz. O, el-Hakim olduğuna göre ve isimleri ve sıfatları mükemmel olduğuna göre, her fiilinin arkasında bir hikmet vardır. Biz bu hikmetin ne olduğunu bilmesek de veya anlamasak da vardır. Birçoğumuz hastalık denen şeyin neden var olduğunu anlamayız, fakat bizim bir şeyi anlamıyor olmamız, onun varlığını iptal edemez. Kur’an-ı Kerim’de de, bu anlayışı insanlara aşılama hususunda çok tesirli olan kıssalar vardır. Mesela, Musa Aleyhisselam ve yolculuğu içerisinde karşılaştığı kişi, Hızır Aleyhisselam. Klasik dönem alimlerinden İbn-i Kesir, Hızır Aleyhisselam’ın bizim gördüğümüz kötülük ve ıstırabın arkasındaki hakikati Allah’tan aldığı ilham ile bilen kişi olduğunu ve Allah’ın bu ilhamı Musa’ya vermediğini şöyle açıklamıştır. ‘’Doğrusu sen benimle beraberliğe asla sabredemezsin.’’ Ayetine atıfta bulunarak, şöyle yazmıştır: ‘’Çünkü̈ senin şeriatına aykırı düşen işler yapacağım. Ben bunu yaparken Allah'ın sana öğretmeyip de bana öğretmiş olduğu bir bilgiye dayanarak yürüyeceğim’’ Allah’ın hikmeti sınırsız ve eksiksizdir, fakat biz, sınırlı bir hikmet bilgisine ve ilme sahibiz. Diğer bir şekilde diyecek olursak, Allah ilim ve hikmetin küllüne [tamamına], biz ise sadece cüzüne [parçalarına, küçük bir kısmına] sahibiz. Biz, eşyayı ve hakikati, sahip olduğumuz bölük pörçük bakış açısı ile görürüz. Bu hususta enaniyet çukuruna düşmek, elinde tek parça varken bütün bulmacayı çözdüğüne inanmaya benzer. İbn-i Kesir, ‘’İç yüzünü kavrayamadığın bir şeye nasıl sabredebilirsin?’’ mealindeki ayetin, bizim erişemeyeceğimiz İlahi bir hikmete işaret ettiğini ifade ederek şöyle tefsir ediyor: ‘’Ben biliyorum ki; sen, mazur olduğun için beni reddedeceksin. Sen, benim farkında olduğum hikmeti ve deruni maslahatı bilmediğin için karşı çıkacaksın.’’ Her şeyin İlahi bir hikmet gereği meydana geldiğini bilmek hem müspet hem de güç verici bir şeydir. Çünkü Allah’ın hikmeti, O’nun kemaliyet ve iyilik gibi diğer sıfatlarıyla, nitelikleriyle çelişmez. Dolayısıyla, kötülük ve ıstırap da, nihayetinde, İlahi hikmetin bir parçasıdır.

__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
Alıntı ile Cevapla
 

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148