Alıntı:
ilme talip Nickli Üyeden Alıntı
evliyanın ayağı kırılmış kendisine sorulduğunda ben ayağımın kırılacağını Kuranı Kerim de görmüştüm hatta ne zaman ve nerede kırılacağını da görebilirdim ama bakmadım demiş youtube da bir şeyh hazretlerinin bazı Allah dostlarına Ayetlerin sırrı verilmiştir o ayetlere istediği gibi girebilir kıyamete kadar gelecek olan insanların isimlerini ve yüzlerini bile tarif edebilir diye anlattığı bir video vardı
|
Peygamberlik silsilesinin son halkası olan Hz. Peygamber, tebliğ faaliyetlerine başladığı Mekke döneminde müşrikler kendisinden sürekli olarak bazı talep ve isteklerde bulunmuşlardır. Bu istekler içerisinde en önemlisi; Hz. Peygamber'in yetki alanına girmeyen gaybi bilgilerdir. Nitekim bunun üzerine Yüce Allah, Rasulüllah'a geçmiş, an ve gelecekle ilgili bazı gaybi haberleri bildirmiştir. Allah Rasulü'ne bu tarzdaki haberlerin verilmesi, onun bu sahada sınırsız yetkiye sahip olduğunu göstermemektedir. Yani İslam Peygamber'i zamanı ve zemini gelince Yüce Allah tarafından bazı bilgilere muttali kılınabilir. Bunun dışında Hz. Peygamber'e bir özellik atfetmek, gerçeklerle örtüşmemektedir. Rasulüllah'ın tebliğ süresince bir insan olarak başından pek çok olumlu ve olumsuz olaylar geçmiştir. O, geçmişte, şimdiki zamanda ve gelecekte kendisi ve İslam toplumu açısından negatif neticeler doğuracak olaylarla karşılaştığında Allah'ın bildirmesi dışında herhangi bir gaybi bilgiye asla sahip olamamıştır. Ancak birtakım öncüllerden hareket ederek bazı yorum ve tahminlerde bulunmuştur. Bu özellik, onun insani vasıflarla donatıldığını gözler önüne germektedir. Hz. Peygamber zaman zaman gaybı bilmemekle itham edilmiştir. Örneğin; Benu Mustalik Gazvesi'nden dönerken Hz. Peygamber'in devesi Kasva'nın kaybolması üzerine münafıklardan olan Zeyd b. Lusayt: "Muhammed kendisinin nebi olduğunu ve gökten kendisine haber geldiğini iddia ediyor, ancak kaybolan devesinin yerini bile bilemiyor.”( Vakidi, Muhammed b. Ömer, Kitabü'l-Meğazi, Alemü'l-Kütüb, Beyrut 1984, II, 423-424.) Bunun üzerine Hz. Peygamber zihinlere nakşedilmesi gereken şu cevabı veriyor: "Vallahi ben, ancak Rabbimin bana bildirdiklerini bilirim"( İbn Hişam, Ebu Muhammed Abdilmelik b. Hişam, es-Siratü'n-Nebeviyye, Daru İbn Kesir, Kahire ts., III-IV, 523.)
Müslim'in rivayetinde ise Hz. Peygamber soru soran kişiden rahatsız olduğu, hatta yanaklarının kızardığı belirtilmektedir.( Müslim, Lukata, 2, 6.) Hz. Peygamber kendi sınırlarını çok iyi bildiğinden ve sınırsız bir gaybi bilgiye sahip olmadığından dolayı gaybi bilginin kaynağının Allah olduğunu vurgulamıştır. Allah Rasulü'nün bu şekildeki tavrının, onun Müslümanlar tarafından en iyi bir şekilde anlaşılmasına katkı sağlayacağı muhakkaktır. Onun kendisini böyle tanımlaması, Müslümanların onun hakkında aşırıya gitmelerine engel olacaktır. Hz. Peygamber sürekli olarak kendisinden gayba dair bilgi isteyen muhaliflere Kur'an diliyle şöyle cevap vererek muhataplarını susturmaya çalışmıştır:
"De ki: "Ben size, 'Allah'ın hazineleri benim yanımdadır' demiyorum. Ben gaybı da bilmem. Size 'Ben bir meleğim' de demiyorum. Ben sadece, bana gönderilen vahye uyuyorum." De ki: "Görmeyenle gören bir olur mu? Siz hiç düşünmez misiniz?"(Enam suresi ayet 50)
"Ben size, "Allah'ın hazineleri yanımdadır", demiyorum; gaybı da bilmem. "Ben bir meleğim" de demiyorum. Sizin hor gördüğünüz kimseler için, "Allah, onlara asla hiçbir hayır vermez" de diyemem. Allah, onların içlerindekini daha iyi bilir. Böyle bir şey söylersem, o zaman ben gerçekten zalimlerden olurum."'(Hud suresi ayet 31)
“De ki: “Allah dilemedikçe ben kendime bir zarar verme ve bir fayda sağlama gücüne sahip değilim. Eğer ben gaybı biliyor olsaydım, daha çok hayır elde etmek isterdim ve bana kötülük dokunmazdı. Ben inanan bir kavim için sadece bir uyarıcı ve bir müjdeciyim."(Araf suresi ayet 188)
"De ki: Ben peygamberlerin ilki değilim. Bana ve size ne yapılacağını da bilmem. Ben sadece bana vahyedilene uyarım. Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım."(Ahkaf suresi ayet 9)