Tekil Mesaj gösterimi
  #1  
Alt 26.03.17, 21:34
madlen madlen isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Manevi
 
Üyelik tarihi: 31.05.15
Mesajlar: 2,148
Forum Puanı: 5158
Etiketlendiği Mesaj: 84 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart Moskovada Telepatların Tutuklanması

Moskova 11 Haziran 1970, saat 10

Los Angeles Times bu haberi, Robert Toth, Sovyet Birliği Valery G. Petukov ile buluşuyor. Petukov para psikolog uygulamalarını ilgilendiren metni muhabire tam verecekken bir Fiat otomobil adamın yanı başına hızla gelip duruyor, beş gizli KGB ajanı dışarı fırlıyor. Adamlar mücadeleye alışkın kimseler, otuz saniyede Petukov ile Toth’u hareketsiz hale getiriyor ve içinde çeşitli çizimler bulunan yirmi sayfalık tomarı alıyorlar. Acaba bunlar Dobbs’un teorisiyle ilgili hesaplar mıydı? Muhtemelen öyleydi. Sorguya çekilen Petukov bir daha görülmedi. Yazılara doğal olarak el kondu ve Toth doğrudan çok gizli Lefortovo Hapishanesine gönderildi. Sovyet devletine ait askeri ve siyasi sırları çalmakla suçlanmak istendi. O da karşı koydu. ABD elçiliği hemen protesto etti. Kırk üç yaşında evli ve üç çocuk babası Toth, CIA’ya mensup olduğunu kesinlikle yalanladı ve para psikolojinin askeri ya da politik bir ilgisinin olduğunu bilmediğini ifade etti. Çok sert geçen sorgu günlerinden sonra, Moskova’dan ayrılmak zorunda kaldı.

Petukov randevuyu sağlamak için TOth’a psi tanecikler üzerinde yapılan keşifler hakkında bilgisi olduğunu söyledi sadece… halbuki yetkililer, bu belgelerin ulusal savunma sırları olduğunu ileri sürmüşlerdi. Eğer sandığımız gibi söz konusu olan Dobbs’un “taşınabilen Priston Bulcusu” ise bu gerçekten pek çok askeri önemi olan bir alettir. Sorguya çekenlerden başlıcası Sparkin’dir, fazla bir şey bilmiyordu, yoksa kesinlik kazanmadan ne den kendisinin priston ya da karşı casusluk uzmanı olduğunu ilan etsin!



Kgb’nin Parapsikoloji Bölümü

Toth, ABD konsolosu Larry NAper’in güçlü girişimleri sayesinde serbest bırakıldığını sandı. On üç buçuk saat süren sorgudan sonra altını imzaladığı Rusça raporun bir kopyasına sahip olmak hayli ilginç olurdu. O sıralarda Moskova’da KGB’nin ocak ayından bu yana bir parapsikoloji bölümü açtığı, orada Moskova’da yapılan suikastlar hakkında uzmanlarca soruşturma yapıldığı söylentileri dolaşıyordu. Ocak 1977’de Rossia Otelinde yangın çıkmıştı.

Görünürde ilke olarak hiçbir şey bir duru görü medyumunun hazırlanan bir suikastı anlamasına engel olamaz. Hatta suikasta yardım bile edebilir. Hitler zamanından gizli bilim üstadı Hannussen, böylece Nazilerin Reichstag’ı ateşe verdiğini görmemiş miydi?


Öte yandan eğer KGb bir priston bulucusuna sahipse en azından askeri amaçla kullanılıp kullanılmadığını bilmek gerek. Bu durumda Toth olayını hafife almak doğru olmaz.

Alınan bilgilere göre, Polonya’da polisin dağıtamadığı bir telepat grubu da mevcuttur. Çünkü telepat ihbarcıları yoktur. Kgb’ye gelince kontrol altına alınamayan bütün psi faaliyetlerini imha etme görevini üstlenmiştir. Anlaşılabilen faaliyet Rusya’nın her zaman komplolar yeri olduğudur. Bizzat Bolşevik Komünist Partisi yetmiş beş seneden beri zaten geniş bir komplocu olan hareket olmuştu. Böylece parti, Çar taraftarı Gizli polis Okhrona’nın devamı haline geldi. Yüzlerce ünlü komünist onun ajanı olmaya başladı. Stalin bunların ilkidir.

SSCB’de bir komployu kesin atmak, öteki ülkelere nazaran zaten çok zordur; eğer şimdi komplocular telepatlar olursa, güçlük yarı yarıya artmış demektir.

Telepat ve duru görünün gerçekten mevcut olduğunu kabul eden Sovyet yönetimi yaşamını sürdürebilmek için KGB vasıtası ile tekelciliğe girmeyi temin etmek zorundadır. Görülüyor ki meseleye Rusya da batıdaki gibi bakılmıyor. İlerde bu meselenin Çin’deki durumunu da temas edeceğiz, orada Yİ-KİNG gibi duru görü de çok yaygın durumdadır.



Kgb’nin Antipropagandası

Telepat ve duru görünün tamamen kontrol altına alınmaması nedeniyle, KGB önceleri bunlar hakkında aşırı kuşku, güvensizlik haberlerini yaydı ortalığa. Faaliyeti Sovyetler Birliğinin içinde kalmadı. ABD, Fransa, Belçika ve İngiltere’ye kadar uzanan bir para psikolojiyi değersizleştirme kampanyasına girişti.


Abd’de nükleer fizikçi Theodore Rockwel, bir rapor hazırlayarak, Amerikan Rayonalist dergisi “The Humanist”’in ABD’DE komünist casusluğundan izlenmiş olan insanlar tarafından yönetildiğini ifade etti.

Sovyet Rusya’da da 1974 2e kadara Anti-psi faaliyet basında yayınlanmalar sınırlandırılmıştı. Böyle olmasına rağmen, Gulag’dan kurtulanlara eski tutukluların dediklerine bakılırsa, 1923 yılında antropozof, teozof ve okultistler arasında pek büyük tutuklamalar olmuştu. Soljenitsin, Gulag takımadalarında bunu doğrular. O halde 1974 ten bu yana aynı nitelikte ikinci bir tutuklama dalgası hazırlanıp, para psikolojik faaliyetinden kuşku duyulan bir kimsenin tutuklanması an meselesidir. Böyle bu konuda Sovyetlerin büyün para psikologlarından olan E. Naumow 1976 da şartları çok ağır bir hapishaneye atıldı ve bir konferansın sonunda şeref ücretini almak için bile dışarı çıkarılmadı.

Takip edilen Sovyet para psikologlarının sayısı bilinmiyor ama olaylara bakılırsa ülkedeki para psikologların açıkça faaliyette bulunmasına son verilmiş oysa aynı zamanda, KGb kendi bünyesinde para psikolojik bölüm açıyor!

Böylesi bir düşünce polisliğinden ne beklenir? Evvela telepat alıcılar kanalı ile halkın gerçek fikri öğrenilir. Bu memlekette ne radyo, ne tv, ne basın, ne de yayın serbest değildir. İnsanlar düşündüklerini gerçekten zorunlu olarak saklarlar. Suikastları önceden anlamak ve şüphelileri gözaltında tutmak da mümkün olacaktır.

Açıkçası mekanik ve bozulmadan çalışan priston detektörü, çok yetenekli herhangi bir telepat ve dur görür süjeden daha avantajlıdır. Eğer Sovyetler böyle bir bulucu cihazı keşfetmişse, KGB’nin emsalsiz bir teminata kavuşmuş olacağı anlaşılır. Müstesna bir telsiz telefona sahip olan bir toplumun elde edeceği askeri üstünlükleri düşünmek kıyas için yeterlidir. Böyle bir hipotezin gerçek yanı var gibidir; çünkü KGb bilimsel araştırmalar konusunda çok yetenekli olduğundan kendi araştırma bölümlerinden birinde vaktiyle hidrojen bombası imal etmişti. Bu başkasından kara ve hava, Sovyet sınırlarının elektronik gözetimini yoluna koydu. Taşınabilir bir psitron bulucusunu gerçekleştirme bu durumda imkanları dâhilinde olacaktı.

Ne olursa olsun SSCB’De psi araştırmalarıyla açıkça insan meşgul olmak, Gulag’ın kapısını açar, insan önce Lafortovo hapishanesinde bir süre sorguya çekilir, sonra da tutuklanır.

KGB’nin dikkatini çekmenin ve Gulag’da en azından on sene yatmak üzere enterne dildiğini görmeden önce Lafortovo’ya yollanmanın en iyi yolu bir kitapçıdan okultizm ile alakalı kitap istemektir. Özellikle de Blavsky’nin “gizli doktrin”i mimlenmiştir. Birincisi bu kitabı almak isteyince, kitapçı polise bağlı bir düğmeye basar. Durum Moskova’dan Leningrad’da ve başka yerde de aynıdır.
Parapsikoloji ile uğraşan tüm toplulukların gayrikanuni olarak telakki edildiğini ve polisin oralara baskın yaptığını söylemeye bile gerek yoktur. “Qestion De” dergisinin 19. Sayısında “Moskovada Okültist bir Dernek” başlığı altında bir yazı bile yayınlanmıştır. Resmi basın para psikoloji derneklerine CIA’nın sızdığını zaten tekrarlayıp durmaktadır. Tutuklanan birçok kimse Gulag ile KGB hesabına para psikolojik faaliyetler arasında seçim yaptı. 18 Haziran 1877 tarihli “New York Times” ilginç açıklamalarda bulunan bir kaçağı, Dr. August Stern’e sorular yöneltiyordu. 1970 lerde yani Adrian Dobbs’un ölümünden az bir zaman sonra Sibirya’daki gizli bir laboratuarda üç sene çalıştığını söyledi. Bu tarih Sovyetlerin bir “Priston Bulucusunu hazırladıkları tarihtir.”
Dr. Stern de, Brejnev’in tavsiyesiyle 13 Haziran 1975’de “yeni dehşetli silahlar” üzerinde yapılan araştırmaların kesilmesini istediğini de açıkladı. Gerçekte para psikolojik silahlar kastediliyordu.

Az zaman sonra 4 Agustor 1976’da “Le Monde” “Vladimir Lvov” isimli bir sovyetin mektubunu yayınladı: bir dolandırıcılık gibi kabul edilen parapsikolojiyle sadece “vicdansız gazetecilerden” yardım eden birkaç amatör grup ilgileniyordu. Uluslararası bilimsel ortamın meçhulü olan bu V. Lvov KGB’nin yüksek memurlarından biri olmalıydı.



Dr. Stern’in Açıklamaları

Dr. Stern çalıştığı laboratuarın Novossibirisk’de bulunduğunu, Vitaly Perov isimli bir deniz subayı tarafından yönetildiğini, Perov’un KGB’ye mensup çok önemli kişilere bağlı olduğunu ifade etti. Laboratuarda altmış araştırıcı bulunuyordu ve parasal imkân bakımından, pratik olarak sınırsız bir durum vardı. Bu laboratuar 1969’da sadece KGB tarafından yönetilen bir diğer laboratuara nakledilmek üzere kapatıldı. Bu yeni laboratuar Leningrad’daydı ve Prof. Gennady Sergeyev’in yönetimindeydi, yani 1974’de Stern Rusya’dan ayrılmadan önce böyleydi. Stern’in ifade ettiği bilginler 27 Haziran-12 Temmuz 1977’de Tokyo’da yapılan “parapsikolojik araştırmalar Kongresi”ne iştirak iznini yöneticilerden alamadılar. Ancak sansürden geçmiş tedbirli ve yansız raporlar gönderebildiler.
Dr. Stern’in açıklamalarında bir şey beni endişelendirdi. KGB’nin bilimsel sonuçlar almakta yetersiz olduğunu ifade ediyordu.

Hatırlanacağı üzere iki yapay uyduyu gerçekleştiren yüz megatonluk süper hidrojen bombasını yapan, ölüm ışığını bulan ve insanı şaşkınlığa uğratan daha birçok şeylerin mucidi KGB üniteleridir. Stern’in tutumu 1939’da Hitler’in, zırhlı birliklerin mevcudiyetine inandırmak için yaptırdığı gösteriler sırasında dairesel şekillerde dönen sadece üç tank olduğunu ifade den kimselerin çok tehlikeli durumunu bana hatırlatmaktadır.

Gerçeği inkar etmekle ne elde edilecek?
Aragon’un şiirinde dediği gibi.
Çıktılar savaşçılar siperlerden
Bayraklarımız şapkalarında
Stalingrad güneşi
Renklerini şapkaların
Çeviriyor bayrağa.

Başka Rus göçmeni ve kaçaklardan oluşan tanıkları çok ihtiyatlı olarak ele almak gerekir; çünkü onlar bana aynı körlük ve aynı taraf tutuculuktan acı çekiyorlar gibi geliyor. Dün Hitler’in sadık hizmetkârları bugün CIA’nın hizmetindedirler.


Vij Kardeşliği

Savaştan önce inanmadan okuduğum her şeyi doğruladılar. Lenin’in ölümünden bu yana Sovyetler Birliği Komünist Partisinin içinde mistik bir grubun olduğuna henüz kani değildim. Kendi fikirleri içinde Amerikalı Manson ailesi gibi modern “Şeytancı yol”a yakın olan bu harekete “Vij Kardeşliği” denmektedir. Vij modernleşmiş bir tür şeytan, Gogol’ün yarattığı oldukça ürkütücü kişilerden birisidir. U hareket telepatik duru görü harekeleri için cesaret vericidir.
Kısaca RasPutin’e ait fikirlerin bilimsel olarak uygulanması…

Bu hikâyenin yankılarını kendinde şifacılık ve duru görü yetenekleri keşfeden ve Rasputin kurumunda yükselmeyi denemek isteyen bir hekimin hikayesini anlatan Efremov’un “Traş bıçağı” isimli eserinde bulabiliriz. Çok can sıkıcı şeylere hedef oldu ve sonunda onu Hindistan’a göçe zorlar. Tüm eserlerinin resmi baskılarında anlatılan hayat hikâyesinde Efemov-Moskova kitaplığındaki okultizmle ilgili kitapları gözden geçirmek istediği zaman, çok zorluklarla karşılaştığından söz eder.

Colin Wilson’un “Rasputin”i buna benzer bilgiler verir. Vij kardeşliği gerçekliğinden sonuç çıkarmak biraz acelecilik olur. Rusya’da okultizme olan inancın yaygın olduğu doğrudur. Dendiğine göre StalinWolf Messing gibi rasyonalist bir majisyenin hizmetinden yararlanmıştı. Soljenitsin de “Gulag Takımadaları” isimli eserinde para normal olaylar hakkında insanı şaşırtan hikâyeler anlatır. Her şeye rağmen en fantastik biçimde acele sonuç çıkarmaya imkân veren hiçbir şey yoktur. Herhalde kesin olan husus, şimdiki Sovyetler Birliğinde Eski Rusya’daki Sır Zevki’nin sırlı şeyleri beğenmenin sürüp gittiğidir. Bundan emin olmak için “Dinler ve Bilimler” isimli çok resmi dergiyi okumak yeterlidir. Bu dergi daha ziyade “Dinlere Karşı Bilimler” olarak bilinir. Beni asıl hayrete düşüren “Büyücülerin sabahı” isimli kitabımdan geniş bölümler alarak yayınlanmasıdır. Dergi Karraw yakınlarındaki geliştirilmiş elektrik uydusuyla tedavi enstitüsündeki hastaların %90’nının obsesyon tedavisi gördüklerini rapor etmektedir.

Dergi pek ilginç bir hikâyeyi yansıtıyor. Sibirya’da 1974’de küçük bir şehirdeki delikanlılar anne ve babalarının yokluğundan yararlanarak bir parti veriyorlar, bol bol votka içiliyor. Sarhoş bir kız bulduğu bir haçla dans etmeye başlıyor sonra kız korkunç ıstıraplar içinde kıvranarak ne olduğu anlaşılamayan bir hastalıktan ölüyor. Tüm çevre bu olaydan müthiş korkuyor.
Bu hikâye okültizme kendiliğinden inanç ortamının Sovyetler Birliğinde gizli parapsikoloji topluluklarının ortaya çıkmasına uygun düştüğünü göstermektedir.

Ben de batıda hiç yayınlanmamış pek kesin bilgilerimi KGB’ye istemeden yol gösteririm diye sansür ediyorum. Oysa bu gruplar gizli kalmak için gayet dikkatli davranmaktadırlar. Onların tarihsel kaynağı Kafkasya’da Novoi Afon manastırıdır. Bu manastırda yüksek düzeyde bir Ortodoks papazı 1925 lerde yörenin polis ve asker tarafından işgali sırasında kalp sektesinden ölmüştü. Rahipler o zaman dağıldılar ve birçok belgeler ele geçti. Manastırım faaliyeti gizlice mistik bilgiler öğreten gruplar teşkil etmekti. Bunlar arasında Federov grubu 1920’de rahip Feodor Ribalkin tarafından kuruldu. Ribalkin son derece vahşi bir takibe uğradı.
1929’daki Voronej davasına rağmen, teşkilat ortadan kaldırılamadı. 1964’de yayınlanan “Dictionnaire Atheiste(Allahsız Sözlüğü)” bu teşkilatın terörizme giriştiğini ve yangın çıkardığını açıkça yazmaktadır. Fakat Anti-Sovyet terörist düzenlerin yöneticiler tarafından tanınmaları son derece enderdir. O zamandan bu yana, üyelerden bir kısmı sorguları sırasında bir kısmı da Gulag’da öldüler; ama teşkilat büyük bir gizlilik içinde sürüp gitti.

Ayrıca, Kulaklar, Monarşistler ve Mistikler olarak öbeklenen yaygın isimde bir takım teşkilatların olduğu da yöneticiler tarafından devre devre söylenmiştir. Temizleme hareketine rağmen faaliyetlerini sürdürmeye devam etmektedirler.
Bu teşkilata mensup olanlar Gulag’da faaliyet halindedirler. Tajet Gölündeki Sibirya Gulagının 308 nolu kampında 1954-70 yılları arasında yaşayan bir adam bu ve diğer kamplarda mistik fikirleri ezoterik yazıları ve Prof. Evteev Volsky’nin olağanüstü broşürünü yayıyordu. KGB’nin özel bölümünün bu adamın hareketlerine son verdiklerini çekinmeden söyleyebilirim.
Evteev Volsky’nin hayatı kısaca nakledilmeye değer. Moskova müzik konservatuarında şan dersleri hocasıydı. 1950’de uzun bir tedaviden sonra ölüme mahkûm bir kimse olduğunu kabul eden hekimler onu evine yolladılar, teşhis umutsuzdu: bir akciğer tüberkülozundan sonra ortaya çıkan arızalar, berbat biçimde çalışan böbrekler ve felç. Bulduğu tedavi öncesi kitaplara kapandı, sadece yogayı uyguladı ve tamamıyla iyileşti.

Ayrıca resmi şifacı sertifikası aldı. Sonra 1955’De izinsiz olarak bir tıbbi enstitü tarafından çoğaltılıp dağıtılan bir risale yazdı.
İddia edildiğine göre bu risaleyi okuyan Krusçev yoganın etkisini görmek için Hindistan’a gitmiş maddecilerin pek bir şey bilmedikleri bu konu üzerinde Sovyetler Birliğinde üç kitap yayınlanmasına izin vermek ortalığı hayli karıştırmıştı. Baskı adedi azdı şüphesiz.
Bu kitaplar ta Sibirya’ya 308 nolu temerküz kampına kadar harika bir zincirleşmeye gidince bunca zahmete değdi ve tutuklular da o zamandan beri serbest bırakıldılar, saygıyla karşılandılar.

Keza Sibirya’da KGb tarafından yakalanan bazı Çinlilere ait yoga kitaplarını Rusçaya çevirdiler.
Bu mahpuslardan bazıları hapisten çıktıktan sonra KGB himayesinde parapsikoloji kurumları tarafından angaje edildiler. Örneğin Karaganda’da. Bu kurumda 1963’lerde KGb tarafından yapılan idamları çok önceden bildiren hakiki duru görü medyumluğu vakası inceleniyordu.

Medyum Çin’de yaşamıştı ve elli yıldan beri de teozofiyle ilgilenmişti. Çinli medyum büyük mistik ressam Nicolas Roerich’le karşılaşma şansına da sahip olmuştu. N. Roerich ünlü yazar Lovecraft’a ilham kaynağı olan kişidir.

__________________
İlmi, ancak kaygı ve meşguliyetten kurtulmuş bir genç elde edebilir.
Alıntı ile Cevapla
 

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148