idris aleyhisselam
İdris aleyhisselam, kavmine, kendi bizzat,
Hikmetli sözler ile, ederdi hep nasihat.
Bir kere buyurdu ki: (Akıllıysa bir kimse,
Hakaret gözü ile bakmaz o, hiç kimseye.
Eğer Hak teâlâdan, gelirse dert, musibet,
Güzelce sabrederek, eylemez hiç şikayet.
Yükseldikçe manevi rütbe ve derecesi,
Çoğalır kendisini hep aşağı görmesi.
İşlediği günahlar, öyle üzer ki onu,
Göremez başkasının, hata ve kusurunu.
Dünya muhabbetini, o, kalbine koymaz hiç.
Malı çoğalsa bile, olmaz onda bir sevinç.
Hem akıllı olanda, olmaz hiç kibir, gurur.
Zira o, tevazuda bulur rahat ve huzur.)
Bir gün de buyurdu ki: (Ahiret ile dünya,
Birbirinin zıddıdır, gelmezler bir araya.
Birini sevindirsen, gücenir ötekisi.
Bir kalpte yerleşemez, iki zıddın sevgisi.
Ölüm uzakta değil, çok yakınınızdadır.
Ölümü uzak gören, kendisini aldatır.
Akıllı o kuldur ki, hazırdır ölüme hep.
Rahat ve müsterihtir, o gayet bundan sebep.)
Buyurdu ki: (Ey insan, sana ne oluyor ki,
Acıktığın zamanlar, olursun çocuk gibi.
Lakin karnın doyunca, değişirsin bu defa.
Bir azgın köle gibi saldırırsın etrafa.
Zaman zaman bilsen de, kendi acizliğini,
Lakin rahatlayınca, unutursun hepsini.
Ey insan, zenginliği malda ararsın, fakat,
Kanaat eyleseydin, ederdin daha rahat.
Size en faydalı şey, kanaat ve rızadır.
Zira gerçek rahatlık, bunlar ile sağlanır.
Hırs ile öfke ise, en kötü iki haslet.
Bu ikisi, insana olur büyük felaket.)
Buyurdu: (Cömertliği, mal azken de yapınız.
Ve gücünüz varken de, suçu bağışlayınız.
Akıllı'nın her işi, hep kendi lehinedir.
Ahmak ise, ne yapsa, yine aleyhinedir.
Ey insanlar, Allah'a ibadet eyleyiniz.
Ve O'nun kullarına, çok merhamet ediniz.
Hayır ve şer, herbiri, Allah'tandır muhakkak.
Lakin hayır işlerden, razıdır cenâb-ı Hak.
Her nimeti, Allah'tan bilirse eğer kişi,
Ne büyük seadettir onun böyle bilişi.
Zerre kadar iyilik yapsa insan bir kula,
Kavuşur ahirette, elbet karşılığına.
Kötülük yapar ise, bulur kötü karşılık.
O, gayriye değil de, kendine eder yazık.)
Ve yine buyurdu ki: (Başkasına eziyyet,
Mü'mine yakışmayan, en fena bir meziyyet.
İyi kul, öncelikle, kulluk yapar Rabbine.
Yardım eder durmadan, acizlerin derdine.)
Gece gündüz devamlı, İdris aleyhisselam,
Ölüm ve ahireti, düşünürdü her zaman.
Kabir azabı ile, Cehennem şiddetini,
Düşünüp, çok yapardı Hakk'a ibadetini.
Her taati, göklere yükselirdi muhakkak.
Hazret-i Azrail de, ona hayran kalarak,
Rabbinden izin alıp, girdi insan şekline.
Geldi İdris Nebi'nin, bir gün ziyaretine.
Girip, sohbet eyledi onun ile evinde.
Lakin geri dururdu, yemek vakitlerinde.
Yemekle alakasız görünce İdris onu,
Sual edip öğrendi, Azrail olduğunu.
Buyurdu: (Ey Azrail, ruhumu şimdi al da,
Ölümün acısını tadayım bu dünyada.)
Hazret-i Azrail de, izin alıp Rabbinden,
Alıp, iade etti ruhunu ona hemen.
Sual etti sonra da, bunu İdris Nebi'ye:
(Ya İdris, bunda senin maksadın neydi?) diye.
Buyurdu: (İstedim ki, bu acıyı bileyim.
Rabbime, daha fazla ibadet eyliyeyim.)
Ve dedi: (Ey Azrail, bir ricam vardır yine.
Şimdi de çıkar beni, buradan gökyüzüne.
Bu gün ben göreyim de Cehennemi, Cenneti,
Daha fazla yapayım, Rabbime ibadeti.)
Azrail, Rabbimizden izin alıp, o ara,
O gün İdris Nebi'yi, çıkardı semalara.
Buyurdu: (Ey Azrail, Malik'e eyle de arz,
Cehennemin içini göstersin bana biraz.)
Açtı o da kapıyı, Hakk'ın müsadesiyle.
Gösterdi Cehennemin içini tamamiyle.
Görünce İdris Nebi, Cehennem ateşini,
Korku ve dehşetinden, kaybetti kendisini.
Kendine geldiğinde, buyurdu ki: (Şimdi de,
Görmeyi istiyorum, Cennetin içini de.)
Rabbinden izin alıp, açtı Rıdvan Cenneti.
Girip, gördü içerde akıl almaz nimeti.
Azrail arz etti ki İdris'e sonra yine:
(Haydi çık, ileteyim, seni dünya evine.)
İdris aleyhisselam, buyurdu ki o zaman:
(Rabbim emretmedikçe, artık çıkmam buradan.)
O böyle buyurunca, Hak teâlâ bu defa,
Bir melek gönderdi ki, baksın bu ihtilafa.
Evvela Azraili, dinledi hakim melek.
Sonra İdris Nebi'ye, sordu tazim ederek.
O dedi ki: (Ey melek, buyurdu ki Rabbimiz:
"Elbette ki ölümü tadacaktır her nefis."
Ve yine buyurdu ki bizlere cenâb-ı Hak:
"Her nefis, Cehennemden geçecektir muhakkak."
Ayrıca buyurdu ki: "Bana imanı olan,
Cennetime girerse, artık çıkmaz oradan."
Ben de ölümü tadıp, Cehennemden geçmişim.
Ve imanlı olarak, bu Cennete girmişim.
Mâdem ki Hak teâlâ, eyledi böyle ferman,
O emir vermedikçe, artık çıkmam buradan.)
Melek, hayret içinde arz etti: (Ya ilahi!
Meselenin hallinde, aciz kaldım ben dahi.)
Rabbimiz buyurdu ki: (Haklıdır bunda İdris.
Çıkmasın Cennetimden, ona ilişmeyiniz.)
__________________
Unutmayasın.Elindeki Sırrı Saklayamayana.
Yeni Sır Vermez.Sırların Sahibi.
Şeyh-ül Ekber Muyhiddin İbn’ül Arabi KS
|