BEDENİMİN DIŞINA ÇIKTIM
Ben, özellikle zencilerde daha çok görülen kalıtımsal bir kan hastalığı olan, uzun ince yapılı 16 yaşında bir kızım. Benim derdim belirsiz zamanlarda, ama sık olarak bu illetin alevlenip beni krize sokması. Yoksa ben de herkes gibi normal yaşantımı sürdürebiliyorum. Benim böyle bir kriz esnasında başımdan geçen beden dışı tecrübemi size aktarmak istiyorum.
1986 Mart ayıydı ve ben o ana kadar yaşadığım en kötü krizin acısı içerisindeydim. 24 saattir ıstırap içerisinde inlerken, doktor da çektiğim o şiddetli acıyı biraz olsun hafifletebilmek için vereceği morfinin dozajının doğruluğunu ayarlamaya çalışıyordu. Kan hücrelerinin daha fazla zayıflamasını ve tahrip olmasını önlemek amacıyla damarlarıma bir miktar tuzlu solüsyon zerk edildi. Bütün bu dertlerime ek olarak, kan hücrelerimin sayılarının çok düşmesinden dolayı üç kere kan nakli yapılması gerekmişti.
Bu acıların en kötüsünde annem hep yanımdaydı ama büyükbabam ve büyük kardeşim acı dolu çığlıklarıma dayanamayarak bir çocuk gibi ağlayıp ziyaretçi odasını terk ettiler. (Bunları hastaneden çıktıktan sonra annem söyledi.)
Büyükannem ikinci evliliğini bir beyazla yapmıştı. Büyükannem, benim kanımdan ve benim gibi bir siyahtı, büyükbabamsa dediğim gibi yaşlı bir beyazdı. Bununla beraber o benim küçüklüğümde hayatımdaki tek erkek figürü olagelmişti ve onu saygıyla sevdim.
Nihayet, üçüncü günde o müthiş acı kontrol altına alınmıştı ama ben de uyuşturucuların etkisi altında yatıyordum.
Annem iki gün boyunca yanımda kaldığından temiz hava alma ihtiyacıyla bir iki saatliğine eve gitmişti. Nöbeti de büyükbabam devralmıştı ve yaşadığım o ilginç olay da o zaman başladı.
Yediğim morfinden dolayı loş bir aydınlık içerisinde uyukluyordum ve annemin eve gittiğini, büyükbabamın yanımda oturduğunu güç bela hatırlıyordum. Birden kendimi vücudumun üzerinde havalanmış olarak buldum. Yatağımın yanında oturan büyükbabamın endişeli ifadesini görebiliyordum. Birden aşağıdaki büyükbabama bakan soluk yüzlü, kısa boylu, şişman, kemik çerçeveli gözlükleri olan beyaz bir kadın fark ettim.
Aşağıda vücudum kıvranırken büyükbabamın bir hemşire çağırmak için fırladığını gördüm. Vücudum artık kendi sınırlarından taşıyordu ve hemşire de buna müdahele edip normale döndürmeliydi. O anda adeta çarparcasına vücudumun içine geri döndüm. Başucumdaki büyükbabama, çok zayıf da olsa bir merhaba tebessümü göndererek derin bir uykuya daldım.
Hastaneden ayrıldıktan aylar sonra, başımdan geçen bu garip olayı büyükbabama anlattığımda, başlangıçta çok normal bir şeymiş gibi herhangi bir uyuşturucu etkisi altındaki insanların sık sık böyle beden dışı şeyler yaşadığını söyledi.
O zaman gördüğüm o kadını tarif ettim. Büyükbabamın rengi birden soldu ve gördüğüm o kadını tekrar tarif etmemi istedi. Ve ben tekrar tarif edince de bana, “Haydi gel, önce benim evime gidelim, sonra da hamburger yeriz.†dedi. “Sonra sana bir şey göstermek istiyorum.†Hamburger ve kızarmış patateslerimizi alıp oturduktan sonra büyükbabam, ailesindeki çeşitli kadınların fotoğraflarını gösterdi. Bu fotoğrafların hiç birini daha önce görmemiştim. Beden dışı yaşadığım o olaylar esnasında gördüğüm o kadını fotoğrafların arasında tanıyıvermek sadece bir iki saniyemi aldı. Aralarındaki tek fark fotoğraftaki kadının gözlüksüz oluşuydu. Fotoğrafı büyükbabama gösterdiğimde bir çığlık attı ve ‘Tanrım, bu sen doğmadan üç sene önce vefat eden ilk karım Olive’nin fotoğrafı!†dedi.
Gerçekten de büyükbabamın ilk karısı Olive’i gördüm mü, yoksa gördüğüm garip bir hayal miydi? Eminim ki bu bir kabus değildi, çünkü geçen bu kadar zaman sonra bile o olayı bütün detayları ile hatırlıyorum.
(FATE Aralık 2005 den Çev: Şenol Öztürk)
----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
F.W. Pair uzanmış dinlenirken, kendiliğinden bir beden dışı deneyim yaşamıştı:
“Bir akşam kışlada koğuşta yatmış uyurken, düşünen tarafımın havada asılı durduğunu fark etmek en azından şok olarak nitelendirilecek bir durumdu. Ama sakin kalmaya, hoş bir şey olmasa da doğal karşılamaya çalıştım, Bu, ağırlıksızlıkla birlikte ortaya çıkan, uçma ya da havada asılı kalma duygusu işin en ilginç yanıydı.
Ne tarafa yönetmeyi düşünüyorsam, o tarafta oluyordum. Koridora daldım ve birinin ışığı yanık unuttuğunu gördüm. Az önceki yerime döndüğümde bedenim mışıl mışıl uyuyordu. Bu önce çok acayip geldi. Çok geçmeden tekrar bedenimde nasıl olacağım geldi aklıma ve paniğe kapıldım bir an. Daha fazla bir şey hatırlamıyorum.
Sabah gözlerimi açtığımda nöbetçi çavuş akşam koridorun ışığını kimin yanık unuttuğunu soruyordu.â€
Bu vaka Robert Crokall’ın “More Astral Projections†isimli eserinden alınmıştır.
----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
BİR BANKACININ ARADIGI GENELGE
Ben bir bankanın kontrol müdürlüğünde memurum. Müdürüm, incelemek üzere bir genelgeyi benden istedi. Dosyasına baktım. Genelgeyi, sıra numarasında bulamadım. Haberleşme servisiyle bağlantı kurdum. Aranan genelgenin, zimmetle bizim servisteki bir memura teslim edildiğini anladım. Fakat bütün araştırmalara karşın genelge bulunamadı.
Müdürüme karşı çok mahcup olmuştum. Gerçi öteki servislerden aynı genelgeyi alarak -biraz gecikse de- işimizi görmüştük ama bu düzensizlik sinirlerimi bozmuştu.
O gece rüyamda, bu genelgenin yeri bana açıkça tarif edildi. Bankaya gelinceye kadar, merakımdan neredeyse çatlayacaktım. Her zaman bankaya beraber geldiğimiz bir arkadaşa, rüyamı anlattım. İkimiz de merakla tarif edilen yeri aradığımız zaman, genelgenin rüyamda gördüğüm şekilde orada olduğunu hayretle gördük.
Ankara: P. A.
İç Varlık dergisi, yıl: 1957
----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
“Bir gün öğleden sonra ‘yapay uyanıklık’ halini yaşadığım zaman, yatağımda uzanmış, karım ve iki arkadaşımla odada oturmuş sohbet ettiğimizi hayal ediyordum. Bu sohbete katılamayacak kadar yorgun hissettim ve tekrar uykuya daldım. Bundan sonra etrafımdakilerin farkına vardığım zaman trans halinde (katalepsi) idim ve bedenimi terk edebildim. Doğruldum (beden dışında) yataktan indim. Çift şuurluluk çok güçlüydü. Kendimi hem yataktaki bedenimde, hem de onun yanında dikilir vaziyette hissedebiliyordum. Ayaklarımın altındaki halıyı bile hissedebiliyordum.
Odadaki tüm eşyaları açık seçik görüyordum ama yataktaki fizik bedenimi göremiyordum. Her şey normal halindeymiş gibi, hatta daha canlı bir halde idi. Kendimi son derece iyi ve serbest hissedebiliyordum. Beynim pırıl pırıldı. Yatağı hissederek yavaşça kapıya doğru yürüdüm. Yataktan uzaklaştıkça çift şuurluluk halinden biri kayboluyordu. Fakat tam odadan dışarı çıkacağım sırada, sanki yataktaki bedenim tarafından çekildim ve trans bozuldu.â€
“Parapsikoloji – Duyular Dışı İletişim, D. Scott Rogo†(Ruh ve Madde Yayınları)
----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
BİR ÖĞRETMENİN ASTRAL YOLCULUĞU
“DAİLY Telegraphâ€da yayınlanan bir yazıya göre, Jenny Leicester isimli bir öğretmen, hasta olarak yattığı bir hastanede fizik bedeninden ayrılarak, öte aleme kadar astral bir yolculuk yapıp gelmiştir.
Adı geçen öğretmen, bu olayı yaşadığı zaman on iki yaşında, bademcikleriyle ilgili bir rahatsızlık nedeniyle hastanede bulunduğu bir gün, kendinden geçmiş vaziyette, kendisine kan verilirken bedeninden ayrıldığını, yatakta halsiz yatan bedeniyle etraftakileri fark ettiğini, adı geçen gazetenin muhabirine, hatırlayabildiği kadar anlatmıştır.
“Gecenin bir yarısında birdenbire, uyanık bir şuur içinde olduğumu fark ettim. Yataktaki bedenimin üzerinde, havada ona paralel olarak asılı duruyordum. Bu durumda duvardaki büyük saate baktığımda dördü on geçiyordu. O zamana kadar, doğrusu orada bir saat oluğunun farkına varmamıştım. Aşağıya baktığımda, yataktaki bedenimle havada asılı gibi duran benin arasında, mavi, aydınlık bir kordonun bulunduğunu fark etmekte gecikmedim. Kendimi son derece hür hissediyordum. O anda istediğim yere gidebileceğim geçti aklımdan.
Bir çocuk merakıyla, öteki odalarda neler olup bittiğini merak ettim. Kolaylıkla hareket edebiliyordum. Odalardan birinde, burnundan (borularla) beslenen bir kadın hastayı gördüğümü hatırlıyorum. Aklımda kalan bu olmuştu.â€
Bundan sonra kendisini geniş, karanlık bir tünelde bulduğunu belirten Bayan Leicester, açıklamalarına şunları da eklemiştir: “Bu tünelin içinde, rüzgara karşı hareket eden hışırtı sesini işittiğimi çok iyi hatırlıyorum. Tünelin sonunda, belli belirsiz olan parlak bir nokta gittikçe büyüyerek, tüm tünelin içini aydınlatan soluk mavi bir ışık halini aldı. Ortalık sessiz, sakin ve huzur vericiydi. Bu ışığın içinden, saçı sakalı uzamış bir adam belirdi. Yüzünde biraz şaşırmış bir ifade olduğu halde, bana bir yığın soru sordu. Benim orada olmamam gerektiğini bildirdi. Fakat ben, oranın çok güzel olduğunu ve orada kalmak istediğimi belirttim. Bu şahsın sağ tarafında bir grup insan toplandı. Uzun sakallı bana yine, orada olmamam gerektiğini birkaç kez bildirdi. O grubun arasına karışmak istedim. Çok dostça bir havaları vardı. Fakat parlak bir ışık onlara ulaşmamı engelliyordu. Bu sırada bir ses, ‘Hayır henüz senin için zamanı değil’ dedi. Ve geri dönmem gerektiğini ifade etti. Hastanedeyken yatakta yatan bedenimle aramda olan kordonu orada da gördüm. Duvar saatini tekrar gördüm. Sonrasını hatırlamıyorum.â€
(6 Şubat 1988 PSYCHIC NEWS’den)
Ruh ve Madde Dergisi
----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
ABD’nin Iowa eyaletinde, 1907 yılındaki olay bir kolej öğrencisinin başından geçmişti. Bu öğrenci olayı şöyle anlatıyordu:
“Anne ve babam 1905 yılında boşanmıştı. Bu sonuç, annemi utanç, keder ve yenilgi oluşumunda etkiledi. Bu nedenle, aralarında mektuplaşmıyorlar, ama bana sık sık yazıyor1ardı.
Bir gün annemi ziyarete gitmiştim. Oturmuş karşılıklı laflıyorduk ki, annemin yüzünün adamakıllı bulandığını gördüm. Meraklanarak ona, “Ne oluyor?†diye sorduğum zaman, hiç beklenmediğim bir yanıt aldım:
“Ne olsun, evladım? Şu anda öyle hissediyorum ki, baban yeniden evlendi!â€
Doğrusu, elimde olmadan kahkahayı basmıştım. Çünkü babamla sürekli mektuplaşıyorduk. Eğer böyle bir girişimi olsaydı, bana önceden kesinlikle bildirirdi. Bahamdan daha bir gün önce mektup almıştım; bana hiçbir şeyden söz etmediğini anneme bildirdim.
Birkaç gün sonraysa, babam ondan aldığım mektupta, gelin görün ki, yeni evliliğinden uzun uzadıya söz ediyordu.
Benim yönümden, bunların tüm normaldi, ama işin beni şaşkına çeviren yanı, babamın evlenme töreninin annemi son ziyaret ettiğim ana, yani oturmuş onunla görüştüğümüz zamana rastlamış olmasıydı...â€
“Tartışılan Bilim Parapsikoloji, Richard Broughton†(Say Yayınları)
----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
CLARA’NIN ZİYARETİ
Bazen düşünüyorum da kendi kendime, telepatik gücüm olduğuna gerçekten inanıyorum. Çünkü ne zaman uzun süre ve ısrarlı bir arkadaşımı düşünsem, ondan muhakkak ya telefon ya da mektup alırım. Tüm bunların herhalde sadece bir rastlantıdan ibaret olmadığını anlamamız gerekiyor.
Yine 23 Aralık 1976 gecesine rastlayan ve tesadüf olması mümkün olmayan bir olay meydana geldi. Kocam Tom, bir gün önce stadyumda şiddetli bir kalp spazmı geçirdikten sonra kaldırıldığı Hong Kong, Quenn Mary Hastanesinin yoğun bakım servisinde yaşam savaşı verirken, kızım Tanya da neredeyse kırk dereceye varan bir ateşle yatıyordu. Aile doktorumuz, Tanya’nın grip olduğunu, merak edilecek bir şey olmadığını ve yakında iyileşeceğinden emin olduğunu söyleyerek gitti. Fakat ben korkuyordum; Tanya’nın yanına gittim ve karyolasının kenarıma iliştim. Elimi alnına koyduğumda yanıyordu. Hemen ateşini düşürmek için gidip buz aldım ve alnına koydurdum.
Bir süre sonra yorgunluktan bitkin düşerek biraz uzandım. Kocamı canlandırdım hayalimde. Bir yandan kocam, bir yandan kızım. Bana yardım etmesi için Allaha yalvardım. Daha sonra aklıma arkadaşım Clara Tellis geldi. Onun şu anda yanımda olmasını öylesine çok istiyordum ki...
İyimser bir karaktere sahip, müşfik, sevecen ve çevresine mutluluk saçan bir insandı. Ancak onun yanında içinde bulunduğum bu umutsuz ve çaresiz halden kurtulabilirdim.
Ne zaman ona ihtiyacım olsa yanımda biter, birimiz hasta olduğu zaman güzel kokulu şifalı bitkilerden hazırladığı harika çorbalar yapardı.
Clara iyi bir arkadaş, cömert ve yardımsever bir komşuydu. Kızımız doğduğundan beri sık sık ziyaretimize gelirdi. Tanya’nın vaftiz anası ve ikinci annesi gibiydi. Ona yürümeyi, şarkı söylemeyi, şiir okumayı öğretir ve zarif elbiseler dikerdi.
“Clara, korkuyorum, ne olur bana bir çare bul, eğer buradaysan.†diye yavaşça fısıldandım, uykulu bir halde.
Bir an başımı arkaya doğru çevirirken, yüzümde nazik bir dokunuş hissettim. İçimi bir huzur kapladı. Üzülme Helena, dedi bir ses, her şey yoluna girecek.
Clara yatağımın yanında ayakta duruyor, müşfik ve yatıştırıcı sesiyle konuşuyordu.
“Clara! Beni çok sevindirdin.†diye yüksek sesle bağırdım. Elimi uzatarak elini tutmak istedim, fakat ona dokunamadım. Elinin bulunduğu yer bomboştu. “ Clara, gerçekten sen misin? diye sordum, fakat cevap alamadım.
Yataktan kalktım, kısa bir süre düşündükten sonra, rüya görüyorum herhalde dedim, inanamıyordum.
Daha sonra Clara’yı tekrar gördüm. Tanya’nın üzerinde uçarak dolaşıyordu.
“Clara!†diye seslendim tekrar (kalbim hızla çarpıyordu). “içeriye nasıl girdin?â€
Hiçbir şey söylemedi, sadece gülümsedi.
â€Clara, bekle! Hemen gitme!†diye yalvardım. Kısa bir süre sonra durdum. Bu mümkün değildi, Clara bizim odamızda olamazdı, çünkü o an-sızın gelen bir felç neticesinde üç sene önce ölmüştü.
Kalp atışlarım yine hızlanmaya başladı. Yataktan dışarıya fırlayıp kızımın yanına gittim. Elimi alnına koyduğumda ateşinin tamamen düştüğünü gördüm. Tatlı ve derin bir uykudaydı.
İçimi derin bir huzur kapladı. Clara her şeyin yoluna gireceğine dair söz vermişti. Tomu yeniden kazandığımız zaman da her şey gerçekten yoluna girdi.
(FATEden Çev.: Mehmet ÖNCÜ)
Ruh ve Madde Dergisi
|