Tekil Mesaj gösterimi
  #3  
Alt 26.03.17, 23:56
Rotten Rotten isimli Üye şimdilik offline konumundadır
 
Üyelik tarihi: 15.11.16
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 157
Forum Puanı: 3653
Etiketlendiği Mesaj: 147 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

DDA, başka insanlarda bazen bir ihtiyaç karşılar. 1935’te Riga’da bir Profesör olan Ferdinand von Neureiter, Lituanyalı, doğuştan özürlü sekiz yaşında bir çocuk hakkında bir kitap yayınlamıştı. Bu çocuğun iki yaşındayken kelime hazinesi sadece iki sözcükten oluşuyordu. Öğretmeninin ifadesine göre, çocuğun okuma becerisi yoktu, fakat bu arada çok ilginç bir şey keşfetmişti: Kendisine bir okuma parçası okunduğu zaman, çocuk (Ilga K.), hiç takılmadan tüm parçayı olduğu gibi tekrarlıyordu. Okuma parçası İlga’nın hiç duymadığı bir yabancı dilde olsa bile fark etmiyordu. İlganın matematik yeteneği de yoktu, fakat öğretmeni bir problemin çözümünü kafadan yaptığı zaman, sonucu bulabiliyordu.
Bunu işiten Prof. Neureiter, Riga Üniversitesi’ndeki meslektaşlarıyla birlikte bir dizi çalışmaya girişti. Testler bazen çocuğun evinde, bazen de Riga Üniversitesi’nde yapılıyordu. Bu denemelerde verici, İlga ile odaya konmadı. Bu şekilde çocuğun dudak hareketlerinden hareketle sonuca yarma olasılığı da ortadan kaldırmış oluyordu. Testlerin birisinde, Prof. Neureiter’ın meslektaşlarından Prof. Amsler bir kelimeler ve sayılar listesi hazırlayarak İlga’nın annesine verdi: Ger, til, fil, 123, 213, 212. Öteki odada İlga, yanında bulunan Prof. Neurieter’e bu listeyi olduğu gibi aktarıvermişti. Parapsikoloji için bile çok acayip sayılabilecek bu denemelerden başka birinde, hedef rakam 12 idi, fakat küçük İlga bunu 42 olarak algılamıştı. Denemeden sonra yapılan inceleme sonunda anlaşıldı ki, verici olan annesi yanlışlıkla 12’yi 42 sanmış ve o şekilde yollamıştı. Buradan da, İlga’nın yeteneğinin esasen telepati olduğu anlaşılmış oldu.
İlga ile yapılan bu testlerden, DDA’nın geneli için aydınlatıcı sonuçlar çıkarılmıştır. Bunların bir kısmını Prof. Neureiter’in notlarından okuyoruz:
“Vericinin yerini ben aldım ve 9 ile 2 rakamlarını çocuğa göndermeye çalıştım. Bunlardan sonra Lituanya dilinde bir cümleyi (Mate Goya uz leti) denedim. Elimden geldiğince yoğun bir şekilde konsantre olmaya çalışıyordum. Fakat çocukta hiç bir tepki yoktu. Hayal kırıklığına uğramış vaziyette çalışmaya son vereceğim anda, Lituanya dilindeki bir şiirde ‘Brute’ (yani ‘bride’) sözcüğü gözüme ilişti. Bu sözcüğü görür görmez yan odada bulunan çocuktan ilk tepki geldi ve sözcüğü söyleyiverdi. Besbelli ki, telepatik yayın için en iyisi böyle yapmaktıâ€
İlga’nın DDA okumasıyla ilgili olarak daha ilginç durum, bir okuma parçasını seslendirmesiydi. Parça hangi dilde olursa olsun, annesi tarafından bir kez okunması yeterliydi. Fakat birçok denemede İlga’nın bu algılamasını dudak hareketlerinden ya da fısıldamadan yaptığı sanılmıştı.
Psikolojik denemeler, İlga’nın zeka yaşının 42 olduğunu, kelimeleri okuyamadığını, fakat harfleri tek tek tanıdığını meydana çıkarmıştır. Çocuk, önünde duran yazılmış bir metni aynen kopya ederek yazabiliyor, fakat okuyamıyordu. Yazdığını da okuyamıyordu. Tüm bu belirtiler, ister istemez insanı, nörolojik bir araz olarak kabul edilen “kelime körlüğü†ya da “alexi†denilen rahatsızlığın teşhisine götürüyordu. Besbelli ki, İlga bu arazı yenmek için DDA’yı adeta koltuk değneği olarak geliştirmişti.

“Parapsikoloji – Duyular Dışı İletişim, D. Scott Rogo†Ruh ve Madde Yayınları


----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------


DDA DÜNYASI

28 Haziran 1954’te, kızı Jessie, Kaliforniya’daki anneannesini ziyaret ederken, Bayan Harrlet Raynor evinde dinleniyordu. Aniden, kızının kendisine bağırdığını işitti. Çok korkmuş olduğu halde elinde olmadan yerinden fırladı ve sesin geldiği arka kapıya doğru yürüdü. Doğrusu, kızının geziden beklenmedik bir şekilde geri döndüğünü sanmıştı. Kuşkusuz böyle bir şey yoktu. Arka kapıda in cin top oynuyordu. Fakat içinde kızının başının dertte olduğuna dair bir his vardı. Şaşırmış fakat durumu anlayışla karşılayan kocasına, gözyaşlarıyla olup bitenleri anlatmaya başladığı sırada, 3.000 mil uzaktaki Jessie, anneannesi ve büyükbabasıyla birlikte balık tutmaya gitmişti. Bir şey almak üzere gittiği arabanın el frenini yanlışlıkla gevşetmiş, arabanın hendeğe yuvarlanması ile, iç ve dış kanamalarla ölümden kıl payıyla kurtulmuştu.

“Parapsikoloji – Duyular Dışı İletişim, D. Scott Rogo†Ruh ve Madde Yayınları

DDİ tipi deneyimlerin çok değişik örnekleri vardır:
Örneğin, ABD Donanması (emekli) amirallerinden Daniel V. Gallery’nin deneyimi, oldukça farklıdır. Bu deneyimin “Eight Bells†isimli otobiyografisinde anlatmıştır:
“Pensacola’da öğretmen olarak bulunduğum bir hafta sonu, nöbete çıkmıştım. Cuma akşamı rüyamda Dick Gaines ve Pop Conway’ın hafta sonu birlikte uçtuklarını ve Pop’un düşerek öldüğünü gördüm. Dick ve Pop, her ikisi de benim yakın arkadaşlarımdı. Fakat çok samimi değildik. Her ikisini de, son bir hafta görememiştim. Dolayısıyla, hafta sonu ne yapacaklarını bilmiyordum.
Cumartesi öğleyin nöbete girdiğim zaman, uçuşa katılan pilotların listesinin en başında bu arkadaşların adları yazılıydı. Kuşkusuz, hemen rüyamı hatırladım. Pazar öğleden sonra bu iki pilotun havalandıkları hava alanından aldığım bir telefon haberine göre, Teğmen Conway’ın yere çakıldığı bildiriliyordu.â€

“Parapsikoloji – Duyular Dışı İletişim, D. Scott Rogo†Ruh ve Madde Yayınları


----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

EV BULMA
İNSAN BEDENİNİN DIŞINDA SEYAHAT EDEBİLİR
Cathy Sisson

Ailemin, ebeveynlerinin yakınında olmak için Florida’ya taşınmaya karar verdiklerinde yedi yaşındaydım. Oraya daha önce hiç gitmediğimiz için, yapacağımız bu seyahat nedeniyle çok mutluyduk.1964 Eylülünde yola çıktık. Son gecemizde kasabanın dışındaki bir mola yerinde durduk, yarış yerimiz olan Frostproof’a ertesi sabah hareket etmeyi planladık. O gece uyumak üzere yastığa başımı koyar koymaz, her tarafım parlak bir ışığın içinde kalmış, adeta o ışığın içinde yüzüyormuş gibiydim. Aniden kendimi, uyuyan vücudumu seyrederken buldum. Aklıma ilk gelen şey, ev bulma arzusu ve bu konudaki endişelerimdi. Bu arada yine yüzer bir şekilde bir apartmana doğru gittim ve kapısında durdum. Araştırmamı tamamladıktan sonra tekrar uyumakta olan vücuduma döndüm, ona bağlandım. Vücuduma girerken kendimi ruhi bir doygunluk içinde hissettim. Sonra seyahatimize devam etmek için, annemin beni uyandırdığını hatırlıyorum.
Ev bulmak gerçekten zordu. Yola devam ederken aniden babama, iki blok gitmesini ve sola dönmesini söylediğimde, ev bulmaktan vazgeçmek üzereydik. Babam kaybedeceğimiz bir şey olmadığını düşünerek benim söylediklerimi yaptı. Caddeyi geçtiğimiz zaman, önceki gece ziyaret ettiğim aynı evi işaret ettim. Kiralık bir apartman vardı. Orada durduk Ev sahibi bizi apartmandan içeri aldı. Burasının önceki gece geldiğim ev olduğu apaçık ortadaydı. Aniden, hakkında daha önce gelmedikçe bilmemin mümkün olmadığı şeyleri anlatmaya başladım. Gördüklerim, her şeyi tümüyle aydınlığa çıkartmıştı. Daha sonra oraya yerleştik. Sonraları annem bana, ona anlattıklarımı nasıl bilebildiğimi sordu. Farklı odaların yerlerini, evin nasıl ısıtıldığını, mobilyalarımızın nereye yerleştirilebileceğini yani, binaya ailece yaptığımız ilk ziyarette kendisine söylediklerimin hepsini nereden bildiğimi merak ediyordu.
Annem bir ara elini tuttuğum ve ona benim yatak odamı -esas yatak odasının dışında küçük bir oda- kendisine ısrarla göstermek istediğimi söylüyor. O odanın varlığından hiç birimizin haberi yoktu. Apartmanı ilk gördüğüm zaman, rüya olarak kabul ettiğim şeyin gerçeğe dönüştüğünü anlattım.
Bu konu hakkında başka bir şey konuşulmadı. Büyüdüğüm zaman, olacak olan olayları Önceden bildiğimin farkına vardım. Daha sonra annem, hatırlayabildiğim başka olaylar olup olmadığını sordu. O zamanlar yedi yaşında başımdan geçen olaylarla bunlar arasında bağlantı kurdum. Artık meselenin ne olduğunu anlayacak yaştayım: Bir beden dışı tecrübeydi. Zaman zaman, hala annemle bu tecrübeyi tartışırız. Üzerinden 19 yıl geçti, onun dışında hiç bir beden dışı deneyimim olmadı. Fakat onu hala hatırlıyorum.

Ekim 1983 FATE Dergisinden Çeviren: Mehmet Öncü
Ruh ve Madde Dergisi


----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

KEDİM NICKY

Ben üç yaşlarında bir çocuk olduğum zamandan, son birkaç yıl öncesine kadar evimizin civarında her zaman dolanan bir kedi vardı. Bu hikaye onunla ilgilidir.
Nicky adlı bu tekir kedi bana hep çok yakın olmuştu. Birkaç yıl benimle birlikte olan Nicky, tam bir tekirdi: sağlam karakterli ve güçlü, daima şefkatli olmasına rağmen nefret ettiği iki şey vardı: yağmur ve sığırlar. Her neyse, bir gün Nicky hastalandı. Kedilerin ara sıra yakalandığı virüslerden daha ciddi bir sorunu yok gibiydi. İyileşiyor gibi olup tekrar yemek yemeğe başlıyor, hatta mırlıyordu. Böyle düşündüğüm için, erkek kardeşimle tatile gitmemin bir sakıncası olmayacağına karar verdim. Annemle babam kediye bakmak üzere evde kalacaklardı.
Evden yaklaşık 150 mil uzakta, Cheltenham kasabasında bir otelde birkaç günlüğüne rezervasyon yaptırdık. Tatil iyi gitti; yürüyüş yaptık ve görmeye değer yerleri gezip gördük. Nicky’i çok az düşünmeme rağmen kısmen endişeliydim; çünkü söylediğim gibi, sanki iyileşiyormuş gibiydi.
Tatilimizin son gecesi, o yöreye ait yerel biralardan birkaç kupa içtikten sonra yatağa gittim fakat hiç bir şekilde sarhoş değildim. Çok derin uyudum ancak, sabah 6:00 civarında aniden uyandım. Adeta birisi kulağıma şu kelimeleri haykırdı: “AH NICKY!†Kendimi gülünç, üzgün, rahatsız ve huzursuz hissettim. Kardeşimi uyandırmadım ve bir saat ya da daha fazla süre sonra uyumaya karar verdim. Kahvaltıdan sonra eve otobüsle geri döndük. Hala kardeşime olayla ilgili bir şey anlatmamıştım ve onu üzmenin hiçbir anlamı yoktu, çünkü evde telefon yoktu.
Eve geldiğimizde kapıda babamla karışılıştık. Bizi, sabahın erken saatlerinde Nicky öldüğü için annemin çok üzgün olduğu hakkında uyardı. Tüm hafta iyileşiyormuş gibi görünen Nicky’nin yanında beklemekten vazgeçen annem ve babam oturma odasına gittiği zaman Nicky, sanki yavrularının olduğu kulübeye gitmek için kalkmış ve yolda yığılıp kalmış, kalp krizinden ölmüş. Onu ilk gören annem olmuş ve “Ah Nicky, sahibin buna ne diyecek†diye haykırmış. Olay, bu sabah 06:00’da olmuş.
İşte hikayemi öğrendiniz! Biliyorum. Hayalet hikayesi gibi değil ama sizce de olağanüstü değil mi? Ya da bu annemle benim aramızda bir çeşit psişik bağ mı? Emin değilim.

Francesca Brandon, Maine/ABD Internet’teki Paranormal Fenomenler sayfasından çeviren: Hamide Gökpınar
Ruh ve Madde Dergisi


----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Anneler ve evlatlarının arasında psişik bir bağın bulunduğunu birçok kişi bilir, bu bağ bazen hayat bile kurtarabilir. 1989 Temmuz ayında, olayın meydana gelişinden bir gece önce tatilden dönmüştük. 5 yaşındaki Majorie ve 3 yaşındaki Frankie adlı çocuklarım oturma odasında oynarken, ben evde ufak tefek işlerle meşguldüm. Kendimi rahat ve oldukça iyi hissederken üstüme aniden bir ağırlık çöküverdi. Kalbim korkuyla çarpmaya başladı. Bu his daha da ağırlaştı, kesinlikle öleceğimi düşündüm.
Aniden içgüdüsel olarak oturma odasına gidip çocukların iyi olup olmadığını kontrol etmeye karar verdim. Bayılmadan önce onların emniyette olduklarından emin olmalıydım. Frankie bir bavulun üstünde oturup gülüyordu, ama ablası ortalıkta görünmüyordu. ‘Ablan nerede?’ diye sordum.
‘Onun üstünde oturuyorum’ diye cevap verdi. Onu derhal bavulun üstünden kaldırdım ve 5 yaşındaki kızımı bavulun içinde korkmuş ve nefessiz kalmış olarak buldum. Bana ‘tıkanır gibi oldum, onun için seni çağıramadım’ dedi.
Aslında o beni telepatik ana - kız bağı ile çağırmıştı. Tehlikede olan o olmasına rağmen ben kendimi tehlikede hissetmiştim, bu sayede bir trajediden son anda kurtulmuştuk.

“Teorik & Pratik Telepati, Nusret S. Yılmaz†Ege Meta Yayınları


----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

KAN SEVİYESİNİ DÜŞÜRDÜ

İngiltere’nin CHEPSTOW kentinde yaşayan şifacı Len Arlow geçen hafta sekiz yaşındaki diyabetik çocuğuna şifa verdiği annenin parlak övgüsünü aldı. Çünkü bu çocuğun şeker seviyesini düşürmüştü.
“Bu yardımları için tüm ruhçuluk dünyasına ve Lene şükranlarımı ve teşekkürlerimi sunarım.†dedi aynı kentte oturan Jean Roberts.
“Aynı şekilde kötü durumda bulunan akrabalara morallerini düzeltmelerini ve şifacılığa da fırsat vermelerini tavsiye ederim.†Diğer bu tür hastalar gibi Jean’in kızı Sharon her gün sabah ve akşam kan seviyesini bilmesi lazımdı.
‘Kocam ve ben şeker seviyesi yükseldiğinde çok endişelenmiştik. Öyle ki Noel zamanı şekeri 18 ila 20 seviyelerine çıkmıştı. (İdeal hali 4 ila10 seviyeleridir.)
Jean -ki daha önceleri fıtık konusunda başarılı bir şifa almıştı Lenden- ruhsal şifacılığın Sharon için ne yapabileceğini görmek istiyordu. 14 yıllık şifacı ve Uluslararası Ruhsal Şifacılık Federasyonuna üye olan Len, sihir yapmama konusunda söz verdi. Fakat kızımın ruhsal şifacılıktan yardım alabileceğini söylemişti†dedi. Hakikaten de ilk bakımdan sonra Sharon’un şekeri 9,4’e düşmüştü Görünmeyen şifa aynı zamanda akşamları da veriliyordu.
Bundan iki seanstan sonra Bay ve Bayan Roberts epey şaşırmışlardı. Jean şöyle dedi:
“Üç aylık bir periyottan sonra şekeri 4,8 seviyelerine inmişti.†Bizim de Sharon’un yediklerine ve içtiklerine dikkat etmemizle daha iyi bir duruma geldi. Artık okul işleri yoluna girmişti ve o güzel gülüşü görülüyordu.
“Benim kızım çok ıstırap çekti. Henüz altı aylıkken gözleri değişmişti. Eminim ki onun bu gelişimine neden bu kadar minnettar olduğumuzu anlarsınız.†Len, Sharon’un şifaya yanıt verdiğine memnundu. “Ruhçuluk için sevindirici bir sonuç.†yorumunu yaptı. Len haftanın dört günü Thornwell mabedinde geçirirken diğer günlerinde gelemeyecek olan hastalar için 70 mil yol kat etmektedir. “Eğer bu işi yapıyorsanız kendinizi insanlar için feda etmeniz lazım. Ne zaman ki iyileşmiş olan hastanızdan bir teşekkür mektubu alırsınız, işte o sizin ruhsal ücretiniz olur.’
Len aynı zamanda 88 yaşında şifacı arkadaşı Tom Pilgramı düzenli bir şekilde ziyaret etmektedir. “Böyle mükemmel bir şifacı ile çalışmak bir imtiyazdır ve Tom’dan çok şey öğrendim.†demektedir Len.

PSYCHIC NEWS’dan Çev: Bilgehan Meral

Alıntı ile Cevapla
 

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148