Tekil Mesaj gösterimi
  #4  
Alt 26.03.17, 23:56
Rotten Rotten isimli Üye şimdilik offline konumundadır
 
Üyelik tarihi: 15.11.16
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 157
Forum Puanı: 3653
Etiketlendiği Mesaj: 147 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

ESP
İşten döndüğümde, küçük oğlum John’u bir kez daha tuhaf bir şekilde masanın örtüsünün üzerinde arkadaşlarıyla beraber bazı eşyaları oynatırken buldum. John, idraksizce, psikokinezi yapıyordu. Bu kabiliyete sahip kimselerin tekin olmadıkları kabul edilir.
İş yerimde kalabalığın dışında olduğum zamanlar, oğlumdan mesajlar alabiliyordum. En korkutucu deneyimim de, oğlum yirmi yaşlarındayken olmuştu.
Phoenix Gazetesinde gazeteci olarak çalışıyordum. O gün yorucu bir gündü ve uykularımda genellikle rahatsız geçmekteydi. Ayrıca John’un yaptığı seyahatlerden de rahatsızlık duyuyordum. Haftalardır ondan haber alamamıştım. Birdenbire uyurken John’un “Anne, anne yardım et!†sesiyle uykumdan uyandırıldım. Gördüğüm vizyonda, oğlum, direksiyon hakimiyetini kaybetmişti. Arka tekerlekler deniz tarafındaki uçuruma takılmıştı. Ve kuzeyi gösteren bir ok işareti vardı Bütün okuyabildiğim ise, San Jose’ydi.
Polis kuvvetlerindeki arkadaşlarıma bunu söyledim. Glendale Şefi Al Adams iyi bir arkadaşımdı ve ona söylediklerimi kontrol etmek için, California karayolundaki benzinci ile irtibat kurdu.
John iki saat sonra bulundu. Direksiyon hakimiyetini kaybetmişti ve neredeyse uçurumdan düşmek üzereydi. Eğer o an kendine gelip arabayı hareket ettirseydi; araba aşağıya düşecekti.

FATE, Kasım 1992’den Çev.: Verda ALTINEL)


----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------


MANYETİK ŞİFA

Fransa’nın Avignon kentinde yaşayan ve Amerikan boksu yapan genç bir kız olan Brigitte Pastor, bir maç öncesi ısınma çalışmasında sırtının alt kısmından dizine kadar
bir elektriklenme ve ağrı hisseder. Ağrılarına rağmen çıktığı maçta Fransa şampiyonu olur; fakat ağrıları giderek artmıştır.
Bir an önce iyileşebilmek için birçok doktora görünür, röntgenler çekilir, tahliller yapılır. Tüm doktorların ortak teşhisi bunun bel fıtığı olduğunu ortaya çıkarır. Bu ortak teşhiste birleşen doktorların hepsi aynı zamanda ona boksu derhal bırakmasını öğütlerler. Ama Bngitte’e “Boksu bırak!†demek, “Yaşamına son ver!†demekte eş anlamlıdır.
Bu arada, Brigitte sırrını, en yakın arkadaşı ve aynı zamanda bir tıp öğrencisi olan Maryse PIGNOGCHI’ye acar. Acı haberi Maryse annesine iletir Annesi de, uzun süredir insanlara manyetik şifa dağıtan Rahip Andre Allemant’a gitmelerini önerir. O güne kadar kiliseye gitmemiş ve dindar bir zihniyete sahip olmayan Brigitte, bu öneriye pek sıcak bakmaz ama son çare olarak Maryse ile şifacı Rahip Andre’ye giderler.
Rahip Andre, Brıgitte’in ağrılarının yerini; her zamanki gibi, bir sarkaç ve ellerini kullanarak saptar ve art arda 3 gün boyunca Brigtte’e yakından manyetik şifa verir.
Bununla birlikte Brigitte’ın ağrıları azalmak şöyle dursun giderek artar. Topallamalar baslar ve yatağa düşer, Sonra birden ağrılar azalmaya ve rahatsızlığı iyileşmeye başlar. Kısa bir süre sonra, nasıl olduysa eski sağlığına kavuşur ve tekrar boksa başlayarak, bu kez dünya şampiyonu olur. Brigitte PASTOR bundan sonra spor yaşamını sağlıklı ve başarılı bir şekilde sürdürmüştür.
Ruh ve Madde Dergisi


----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

“Bir pırpır uçağın göl kıyısındaki üçüncü köşkün damına çarparak parçalandığını rüyamda açıkça görmüştüm. Köşkte bir adam vardı. O da alevler arasında yanıp kül olmuştu. Rüyamda gördüğüm şekilde o sabah iki mektup yazıyor ve ne gariptir ki, kazadan söz ediyordum. İtfaiyenin bozuk kanal yolundan geldiğini ve bu yüzden de kaza yerine gecikmeli yetiştiğini kaydediyordum.
Gördüğüm bu rüyadan sonra o gün gözlerim hep gelip geçen uçaklardaydı. Akşam sularında elektrikler yandığında havada motor sesi duyunca verandada oturan Robert’e (kocam) bağırdım:
â€œİşte bir uçak geliyor, o da rüyamdaki gibi köşkün damına çarpıp parçalanacak. İtfaiyeyi ara, kanal yolundan değil üst yoldan gelsinler!â€
Kocam verandada çevreye göz attıktan sonra içeriye seslendi: “Bu gelen uçak iyi durumda, kaza filan yapacağa benzemiyor!â€
Robert’in bu sözlerine çok hiddetlenmiştim. Elimde olmayarak ben de ona söylendim:
— “Sen bu konuyu benim gibi bilemezsin, ne söylüyorsam lütfen karşı koymadan yap!â€
Birkaç dakika geçmişti. Bir çarpışma sesi duyduk. Rüyada gördüğüm kaza olmuştu. Uçağın pilotu alevlerden kendini kurtaramadan yanmıştı. İtfaiye arızalı kanal yolundan geldiği için kaza yerine yetişmekte geç kalmış, köşk de yanmıştı.
Bu acı olaydan sonra kendimi toparlayabilmem için birkaç hafta geçmesi gerekti. Rüyanın bildirdiği uyarı mesajını zamanın da kullanabilmiş olsaydım, belki de kazanın sonucu daha hafif olacaktı...â€
Burada bayanın varmış olduğu yargı doğruydu. Çünkü bu gibi psişik yüzleşimler gerektiği gibi kullanıldığı takdirde bazı felaketlerin önlenmesini mümkün kılabiliyordu.
“Tartışılan Bilim Parapsikoloji, Richard Broughton†Say Yayınları


----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Bir başka psişik bildirim de Dr. Rhine’ın arşivine şöyle geçmişti:
Olayın kahramanı Los Angeles tramvaylarında vatmanlık yapıyordu. Adam gece uykusunda, her gün defalarca gelip geçtiği tehlikeli kavşak üzerine çarpıcı bir rüya görmüştü.
Söz konusu kavşakta sürücüler tarafından sık sık trafik kurallarına aykırı dönüşler yapılırdı.
Psişik yüzleşimi geçiren vatman bunu bildiriminde şöyle anlatıyordu:
“Rüyada gördüğüme göre, için de yolcuların bulunduğu tek vagonlu araçla güneydeki Figueroa Caddesi’ne doğru yol alıyordum. Kavşağa vardığımda fren yaptım. 26. Auenue’den gelen yolcu dolu bir başka tramvay da orada ışıkların ‘geç’ işareti ‘vermesini bekliyordu.
Rüyadaki her şey gerçek hayatta olduğu gibiydi. Trafik sinyali ‘geç’ işareti verince aracı harekete geçirdim. Karşıdan gelen tramvayın vatmanına selam vererek yola devam ettim. Fakat vagonlar tam birbirini geçmişti ki, ansızın önümde parlak kırmızı boyalı kocaman bir kamyon belirdi.
Trafik kurallarına aykırı dönüş yapan kamyon üzerime doğru geliyordu. Öteki tramvay onun bizi görmesini engellemişti. Korkunç bir çarpışma sesi ortalığı kapladı. Yolcular oturdukları koltuklardan fırladılar. Kamyon devrildi; içinde iki erkek ile bir kadın vardı. Kadın acı içinde kıvranarak feryat ediyordu. Hemen yardımına koştum.
Genç kadın iri mavi gözlerini daha da açarak bana, “Bunu sen yaptın, eğer dikkat etmiş olsaydın bu kaza olmazdı!†diye bağırıyordu.
Rüyamın tam burasında kan ter içinde gözlerimi açmıştım. Ertesi gün her zamanki gibi işimin başına giderek çalışmaya başlamıştım. Rüya çoktan üzerimdeki etkisini kaybetmişti. Ama ilk seferimde o tehlikeli kavşağa vardığım zaman, gece rüyada neler gördüysem hemen tümüyle yüzleştim.
Kamyon rüyada gördüğüm kadar büyük değildi. Daha doğrusu kavşakta parlak kırmızı boyalı bir mal teslim kamyonetiyle karşılaşmıştım.
Aramızda bir çarpışına olmadı. Kamyonet neredeyse tramvayı sıyırarak önümüzden geçip durdu. Ben de frene bastım. Şoför yerinin içinde üç kişi oturuyordu. Bunlardan kadın olanı iri mavi gözlerini açmış şaşkın halde bana bakıyordu!
Rüyada gördüğüm kaza olmamıştı, ama onun dışında her şey rüyada gördüğüm gibi geçmişti. Olay bu durumuyla bile midemi altüst etmişti. Görevi orada bıraktım ve kendimi toparlamak için birkaç gün izin aldım...â€

“Tartışılan Bilim Parapsikoloji, Richard Broughton†Say Yayınları


----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

ÖLÜM ODASI

Ontario/Kanada’daki Amhurstberg kasabası; Detroit Nehri kıyısında kurulu sevimli, sakin ve eski bir yerleşimdir. Büyük metropolitan bölgesinden bir saatlik araba yolculuğuyla, sanki bir önceki yüzyıldan izler taşıyan bu kasabaya ulaşılır. En iyi arkadaşlarımdan biri olan Pattı Henson, Windsor Üniversitesinde okuyorken ailesi ile birlikte kalıyordu. Ailesi, ön kısmında babasının mücevher dükkanı için uygun bir kısım da bulunan eski, gecen yüzyıl sonunda yapılmış bir çiftlik evi satın almıştı. Patti’nin iki büyük çoban köpeği vardı ve bu eve taşınılması, en çok onları mutlu etmişti.
İlk başlarda, olay bir rahatsızlıktan ibaretti. Arka yatak odalarından biri hep soğuktu. Kaloriferlere ne kadar çok dilim eklense de, oda kemikleri donduracak kadar soğuktu. Sonra Patti, çoban kopeklerinin o odaya hiç girmediklerini fark etti. Zorla içeri sokulursalar hırlıyorlar kulaklarını geriye yatırıyor ve izin verilir verilmez odayı terk ediyorlardı.
Bir keresinde beni yemeğe davet etmişlerdi ve neden olduğunu söylemeksizin o yatak odasına girip neler hissettiğimi söylememi istediler. Detroit’teki Wayne Üniversitesinde bir psişik deneye katılmıştım ve bir bakıma “hassas†olarak kabul ediliyordum. Kabul ettim ve odaya girer girmez, “diken üstünde oturuyor†gibi oldum. İçim üşümüştü ve kendimi çok üzgün hissediyordum. Bunu Patti’ye anlattım ve ailedeki herkesin bu odadayken aynı şeyi hissettiğini anlattı bana. Hiç kimse o odada uyumak istemiyordu ve eğer yatmak zorunda kalırlarsa, korkunç bir ölümle ilgili kabuslar görüyorlardı. Dahası yatak odasının kapısı bir türlü kapalı kalmıyordu. Arada bir, etrafta kimseler yokken ve pencereler de kapalıyken yüksek bir sesle birden açılıveriyordu.
Merakim iyice arttığından, ertesi gün yerel Tarih Derneği ile bağlantıya geçtik ve şunu öğrendik O odada kıskanç bir koca karısını bıçaklayarak vahşice öldürmüş ve daha sonra kendi bileklerini kesip, intihar etmişti. Tabi k köpeklere herkes hak verdi, madem girmek istemiyorlardı, girmeyeceklerdi. O oda artık kiler olarak kullanılıyordu.

Ruh ve Madde Dergisi


----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------


SALLANAN DİŞ

Ben muhasebecilik yapıyorum. Vergi zamanı müşterilerimden biri, dört yaşındaki kızı Corinne’le büroma gelmişti. Uzun atkuyruğu saçları olan bu sarışın kız annesinin yanında duruyordu. Ama bir yandan da çok ciddi bir şekilde beni süzüyordu. Vergilerle olan işlerimiz bittiğinde, Corinne bana, “Ağzınızda sallanan bir dişiniz var.†dedi.
Şaşkınlık içinde ona baktım, bu arada dilimle ağzımın içini taramaya başlamıştım.
Annesi kızdı: “Corinne, sus bakayım.†Corinne’in istenmeyen şeyler söylemesi ilk defa olmuyordu galiba. Kız bir iki dakika yine sessizliğe büründü ama yine bana bakıyordu. Ve birdenbire, “Ağzınızda sallanan bir dişiniz var.†dedi tekrar.
Annesi kızına dönüp çok ciddi bir tonda, “Corinne, sessiz olmazsan seni arabaya bırakırım. Orada tek başına beklersin.†dedi. Kız parlak mavi gözlerini odanın içindeki eşyalara çevirdi. Aynı anda, ağzımda, daha önce hiç fark etmemiş olduğum sallanan bir diş buldum. “Ama ağzımda gerçekten sallanan bir diş var.†Dedim şaşkınlıkla. Annesi anlamsız gözlerle bana baktı. Sonra Corinne’e, “Sen bunu nereden biliyordun?†diye sordum. Omuzlarını silkti. Bu kız galiba bir durugörür diye düşünüyordum. Ne harika bir hediye. Ama annesinin onu nasıl azarladığını hatırladım hemen. Annesinin yüzündeki rahatsızlığın korkuya dönüştüğünü gördüm. Annesi hemen evraklarını topladı ve muhasebe konusunda sorum olursa onu arayabileceğimi söyleyerek hızla büromdan çıktı.
Kendi kızımın, Corinne’in yaşında olduğu zamanları hatırladım. Zelly adını verdiği bir oyun arkadaşı vardı kızımın. Hiçbir aile üyesi Zelly’i görmüyordu. Ama onun yaşadığını hepimiz kabul etmiştik.
Kızım Evanne okula başladıktan bir gün sonra, Zelly’den epeydir söz etmediğini hatırladım. “Zelly bugünlerde nerede?†diye sorduğumda, düşünceli bir şekilde durdu ve “Zelly okulu sevmedi ve gitti.†dedi.
Acaba çocuklar gerçekten doğal durugörür mü? Biz büyükler onların yeteneklerini desteklemeliyiz ve olumlu amaçlar yönünde nasıl kullanacaklarını öğretmeliyiz.
Evet, olaydan bir gün sonra dişimi kontrol ettirmek için dişçime gittim.

FATE’den çeviren: Beril ANILANMERT


----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

BİR DENİZCİNİN RÜYASI

1828 yılında New Brunswick’teki St. John Limanına doğru yol alan 5. 5. Vestris Gemisinin birinci süvarisi İskoçya’nın aynı addaki kurtarıcısının soyundan Robert Bruce idi. Bir gün öğleye doğru Bruce kaptan ile güvertede güneşin durumunu inceliyordu. Biraz sonra ikisi de aşağıya indiler.
Birinci süvari hesaplarla bir süre uğraştıktan sonra yerinden kalkarak kaptanın kamarasına gitti. Kapıyı araladıktan sonra:
“Affedersiniz efendim, ama ben hesapları çözemiyorum,†dedi.
Kaptanın kürsüsünde oturan adam başını kaldırınca, Bruce yıldırımla vurulmuşa döndü. Kürsüde oturan adam, kaptan olmak şöyle dursun, gemidekilerin hiçbirine benzemeyen bir yabancıydı.
Bruce, yabancının sabit bakışları karşısında dona kalmıştı. Neden sonra, kaptanın kamarasından dışarı fırlayabilme gücünü bulabildi.
Kaptan güvertedeydi. Bruce, onu görünce:
“Kaptanım kamaranızda bir yabancı var,†diye haykırdı.
“Bir yabancı mı? Kesinlikle süvari ya da kamarottur. Kamarama izinsiz olarak kim girebilir?â€
Bruce, “Hayır. Kamaranızda ömrümde hiç görmediğim bir adam var,†diye ısrar ediyordu.
Bunun üzerine kaptan, “Bir daha kamarama git iyice bak,†dedi.
Bruce titredi; “Bir daha oraya tek başıma gitmemeyi tercih ederim,†deyiverdi.
Biraz sonra kaptanla aşağı inince kamarayı boş buldular. Bütün gemi arandığı halde hiçbir yabancıya rastlanmadı. Bununla beraber Bruce, hikayesinde ısrar ediyordu. “Yabancıyı, kürsünüzün üzerindeki yazı taşına bir şeyler yazarken gördüğüme yemin ederim, diyordu. Kaptan, “O halde yazı hala orada olmalı,†dedi.
Biraz sonra yazı taşı elinde idi. Gerçekten yazı taşının üstünde bir şeyler yazılı idi. Kaptan, Bruce’e “Bu senin yazın olacak,†dedi. Yaza taşının üzerinde “Kuzey Batıya dönün†sözcükleri yazılı idi. Kaptan devam etti: “Bruce, bizimle alay ettiğini itiraf et. Şuraya aynı kelimeleri yaz da senin yazını buradakiyle karşılaştıralım.â€
Karşılaştırma yapılınca, Bruce’un yazısının, yazı taşındakinden bütünüyle farklı olduğu görüldü. Bu sefer geminin bütün personelinin yazıları da karşılaştırıldı. Hiç kimsenin yazısı yazı taşındakine uymuyordu. Sonunda kaptan kararını verdi; “Ben Tanrı’ya, kadere kısmete inanırım,†dedi. “Bu mesajın gizli bir anlamı olacak. Kuzey batıya dönelim de olanları görelim.â€
Gemi bir süre kuzey batıya doğru yol aldıktan sonra ileride bir buzdağı belirdi. Buzdağına yaklaşınca, başka bir geminin buzdağına çarpıp yapışmış olduğu görüldü. Sağ kalabilen birkaç kişi geminin dalgalarla kamçılanan güvertesine sıkı sıkı sarılmışlardı. Kurtarılan kazazedelerin bir tanesi Bruce’un dikkatini çekti. Bu adam, Bruce’un kaptanın kamarasındaki yazı taşına bir şeyler yazarken gördüğü yabancıya tıpatıp benziyordu.
Vestris, buzdağından uzaklaşınca, Bruce kaptana bu keşfini anlattı. Kazaya uğrayan geminin kaptanına da bu olaydan söz ettiler. Kaptan, “Ne anlatmak istediğinizi anlıyorum. Bu gemici bize, bugün kesinlikle kurtulacağımızı söylemişti,†der.
Vestris’in kaptan kamarasına çağrılan denizci, kurtarılmadan birkaç saat önce rüyasında, başka bir gemide bulunduğunu ve bu geminin, buzların üstünde kalan kazazedeleri kurtarmaya geleceğini görmüş olduğunu söyledi.

İç Varlık dergisi, sayı: 68, yıl: 1957


----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Tarih boyunca bazı hayvanların insanlarla olan iletişimi, öteki hayvanlara oranla daha
dikkat çekici olmuştur. Bunları başında gelen kedi, telepati yeteneğiyle tanınmış bir hayvandır. Bu nedenle bazı büyü ritüellerinde kullanılmıştır.
Bu olayımız da Fransa da meydana gelmiştir.
Raymond Bernard, eşi ve üç çocuğu bir hafta sonunda piknik yapmaya gidiyorlar. Çocuklar, Zuma adındaki çok sevdikleri kedilerini de yanlarına alıyorlar. Ormana vardıklarında Zuma yanlarından ayrılıyor ve gün boyunca hiç gözükmüyor. Dönüş vakti geldiğinde Zuma’yı arıyorlar ama bulamıyorlar. Çocukların ağlamasına rağmen eve dönüyorlar.
O gece Raymond Bernard, rüyasında Zuma’yı görüyor. Zuma, gelip kendisini almasını istiyor. Hemen yataktan fırlayan Bay Bernard iki oğlunu uyandırıyor ve adeta bir güç tarafından yönetilircesine ormana geri dönüyor.
Ormana vardıklarında Bay Bernard biri tarafından yönlendirilircesine ormanın içlerine gidiyor ve rüyasında gördüğü yerde Zuma’yı oturmuş kendini bekler buluyor.
O günden sonra Raymond Bernard’ın kediye karşı olan tutumu değişiyor, çünkü daha önce hiç inanmadığı bir fenomenin gerçekleşmesine aracılık etmiştir. Hem kendisiyle telepatik bağlantı kurabilmiş, hem de bunu rüyada gerçekleştirmekle parapsikolojinin araştırma alanına giren iki örneği bir arada yaşamıştır.
Ruh ve Madde Dergisi

Alıntı ile Cevapla
 

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148