Kîni Olanın Dîni Olmaz [Muzaffer Ozak Efendi]
İmâm-ı Ali'yi, kerremallahu vecheh, Peygamber'e sormuşlar, demişler ki Fahr-i Risâlet'e, iyi dinleyin, "Yâ Resûlallah, Ali'yi niçin çok seviyorsun?" demişler. Resûlullah İmâm-ı Ali'yi çok severdi. Çünkü Esedullah, Allah'ın arslanı. O mecliste İmâm-ı Ali yokmuş. "Git" der Bilâl-i Habeşî'ye, "İmâm-ı Ali'yi çağır gel". Hazret-i Bilâl-i Habeşî gider İmâm-ı Ali'yi çağırmaya, o aralık, Resûlullah ashâbına sorar, "Size bir kimse bir fenâlık yapsa ne yaparsınız?". Hepsi birden "İyilik ederiz yâ Resulallah" demişler. Sonra tekrar sorar. "Gene aynı adam size tekrar kötülük yapsa, ne yaparsınız?". "İyilik yaparız yâ Resûlallah". "Sonra gene aynı adam size kötülük yapsa, ne yaparsınız?". "İyilik yaparız yâ Resûlallah". "Sonra aynı adam gene size kötülük yaparsa, ne yaparsınız?" deyince, hepsi başlarını aşağı eğdiler, yani mukâbele ederiz diyorlar.
O ara İmâm-ı Ali içeri girdi. Efendimiz, "Yâ Ali, sana bir kimse kötülük yaparsa sen ne yaparsın?" diye sordu. İmâm-ı Ali, "İyilik yaparım yâ Resûlallah" dedi. "Sonra aynı adam gene kötülük yaparsa?", "Gene iyilik yaparım yâ Resûlallah". "Sonra aynı adam gene kötülük yaparsa?", "Gene iyilik yaparım" dedi ve ilâve etti, "Kıyâmet gününe kadar bana fenâlık yapana ben iyilik yaparım" dedi. Fahr-i Risâlet, sallallahu aleyhi vesellem, ashâbına döndü, "İşte Ali'yi bunun için seviyorum" dedi.
Hazret-i Ali'nin kalbinde zerre kadar kîn, adâvet yokdu. Nûr gibi parlak bir kalb. Allah Resûlu Muhammed'in nûruyla bir nûr idi. Resûl-i Ekrem, "Ene ve Aliyyün min nûrin vâhid", "Ene seyyidü'l-âlem ente seyyidü'l-Arab" buyurmuşdu.
- Muzaffer Ozak Efendi
|