Fakihler, haram maldan tövbe edip kurtulmak için, haram malın sahibi biliniyorsa iade edilmesi eğer gaipse gelmesinin beklenmesi ölmüşse varislerine verilmesi, bulunamamış ama bulunma imkanı varsa araştırılması, bulunmasından ümit kesilmişse onun adına fakirlere tasadduk edilmesi gerektiği konusunda mutabık kalmışlardır.[ Gazali, İhya, II, 130; Nevevi, el-Mecmu, IX, 351] Kurtubi, faizden elde edilenin de aynı şekilde faizle borçlandırılan kimseye iade edilmesi gerektiğini hususunda Maliki fukahasının ittifakından bahseder.[ Kurtubi, el-Cami liahkam’l-Kur’an, III, 366] Burada haram malın sahibinin rızası olmadan cebren alınması ile onun rızasıyla alınması arasında farklı mülahazalar vardır. Gasp, hırsızlık gibi cebren ve rızasız alınan malların sahiplerine iadesinin esas olduğu malumdur. Mal mevcutsa kendisi değilse kıymeti tazmin edilir. Ancak aldatma, karaborsa gibi piyasada elde edilip de malın sahiplerinin bizatihi tespitine imkan bulunmayan durumlarda İmam Muhammed, bu gibi malların beytülmale verilmesi gerektiği bir nevi lukata hükmünde kabul edilerek beytülmale bu kalemde kayıt edilmesinin doğru olacağını belirtir.[ Fetava’l-Hindiyye, Beyrut 1310, II, 236 ] Sonuçta haksız olarak bir Müslümanın malını alan veya haysiyetini çiğneyen kimsenin paranın pulun geçmediği ahirete kalmadan bu sorumluluktan kurtulmaya bakması gerektiğini ifade eden hadislerden[Buhari, Mezalim-Gasp, 11; Ebu Davud, Büyu, 90.] anlaşılan bu işin vacip oluşudur. Yani zulümden tövbe edilerek hak sahiplerine haklarının iadesi gerekir.
(Kaynak: Fıkhi Açıdan Haram Kazanç ve Muamele Ahkamı Dr. Yunus Keleş ERKAM YAYINLARI)
__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
|