Alıntı:
Darkness Nickli Üyeden Alıntı
Tam İlmihal Saadet-i Ebediyye diye bir kitap vermişler kardeşime okuldan hediye dağıtılmış galiba. Bu kişi kimdir?
@ [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
Senin bilgin vardır diye düşünüyorum Abi?
|
Kuleli Askeri Lisesi’nde öğretmen olan Albay Hüseyin Hilmi Işık, Rumeli kökenli ve dindar bir subaydı. Öğretmenliği esnasında Askeri Lise’deki öğrencilerinden kendine bir mürit halkası oluşturdu ki Denizli-Çivrilli fakir aile çocuğu olan Enver Ören işte bunlardan biriydi. Küçük cemaat 1960’lı yıllarda serpilmeye başlayarak varlıklılardan zekât, kurbanlarını kesenlerden de kurban derisi toplamaya başladı ve sermaye birikimi oluşturdu.Bu parayla 1970’li yılların başında Türkiye gazetesi akşam gazetesi olarak birkaç yüz baskı adediyle yayın hayatına başladı.Peşi sıra yine yardım toplanarak Darüşşafaka Caddesi’nde Işık Kitabevi kuruldu ve orası merkez oldu. Aynı yıllarda Cağaloğlu yokuşunda Serhend Kitabevi açıldı. Zamanla Vefa bozacısının yanındaki vakıf binasında öğrenci yurdu açıldı ve üniversiteye giden talebeler devşirilmeye başlandı.Enver Ören’in Hüseyin Hilmi Işık’ın damadı olması ise Hüseyin Hilmi Işık’a rağmen tamamen Işık Hoca’nın kızı ve eşinin tercihi sonucudur. Hüseyin Hilmi Işık’ın damat adayı bir vakitler İhlas Holding’in inşaat işlerinin başında olan Zeki Celep’ti.Işıkçılar 70’li yıllarda sıkı Demirelciydiler ve onu Allah’ın yeryüzündeki vekili gibi görürlerdi. Öyle ki İhlas’ın öğrenci yurdunda kalan gençler seçimlerde Demirel’e korumalık görevi yaparlardı.Erbakan hareketi ise onlara göre küfür ve fitne demekti. İlaveten bütün cemaatlerde olduğu gibi Işıkçılar da diğer cemaatleri sapkın olarak görür ve kıyamet günü cehennemden kurtulacak tek fırkanın kendileri olduğuna inanırlardı.1980 ihtilali tecrübesiyle, el konmasın diye İhlas cemaatine ait bütün mal ve birikimler, Kuleli Askeri Lisesi’nden ayrıldıktan sonra Fen Fakültesi Biyoloji bölümünü bitirip öğretmenlik yapmaya başlayan Hüseyin Hilmi Işık’ın damadı Enver Ören’e devredildi.Hilmi Işık Hoca’nın Abdülhakim diye bir oğlu vardı ancak kendi halinde biri olduğu için veliaht o günlerden itibaren damat Ören olmuştu.Işıkçı Grubu ihtilal günlerinde sıkı Kenan Evrenci, ANAP iktidar olduktan sonra da keskin Özalcıydı.Öyle ki çok değil birkaç yıl öncesinde evliya olarak görülen Demirel hakkında 80’li yıllarda sarhoş hikâyeleri anlatılmaya başlandı.Işıkçılar Mesut Yılmaz’ı hiç sevememişti. Buna mukabil Tansu Çiller’i evliya olarak görürlerdi.Enver Ören, Çiller seçim kazansın diye kendi anlatımıyla 1995, 1999 ve 2002 seçimlerinin hemen arifesinde Mısır’a giderek Peygamberimizin kızının oradaki türbesinde onu vesile ederek Tansu Hanım için dualar etti ki bu konu Köksal Toptan’ın yakından malumudur.Işıkçıların ticari faaliyetleri ise müritlerin pazarlama faaliyetleriyle hız kazandı. Turgut Özal’ın arsa tahsisleri ve diğer destekleriyle büyüdüler. Ancak ticari olarak ne kadar büyüdülerse İslami olarak o kadar esnediler.Örneğin Ören’e ait Türkiye gazetesi 1987’de banka ilanını haram diye basmazken 1993’te Enver Ören Euro Kredi isimli bankaya ortak oldu. Bu durumu Enver Ören’e hatırlatanlara mahcup şekilde “İhtiyaca göre içtihat” karşılığını vermişti..Aynı şekilde Işıkçılar cuma namazlarını kılmazlardı, Darülharp’te cuma farz değil derlerdi.Keza hiçbir camide imamın arkasında namaz kılmazlardı çünkü Diyanet İşleri Başkanlığı’nı münafık görürlerdi.
Hüseyin Hilmi Işık beraber oturduğu damadı Enver Ören ve birkaç arkadaşı ve de can yoldaşı şoförü Hüseyin Yener Öztürk’ün dışında hiç kimseyle görüşmezdi. İşi gücü ibadetti. Siyaset ve siyasilerle o kadar mesafeliydi ki ABD’de ameliyat öncesi dua almak için telefon eden Turgut Özal’la bile konuşmamış ve damadı aracılığıyla, “Ona söyleyin, biz dua ediyoruz ama siyasilerle konuşmak gibi bir usulümüz yok,” demiştir.