Tekil Mesaj gösterimi
  #1  
Alt 05.06.25, 21:47
NGB - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
NGB NGB isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Dost Üye
 
Üyelik tarihi: 12.06.22
Bulunduğu yer: 🕋
Mesajlar: 6,615
Forum Puanı: 19375
Etiketlendiği Mesaj: 175 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart Ahiret Muhabetleri


Anlatılır ki Halife Hârun Reşid hacdan dönerken Kûfe’de bir müddet kaldı.

Bir gün dışarı çıkınca, Behlül Dânâ, yoluna dikildi. Avazı çıktığı kadar üç kere;

“–Ey Hârun!” diye bağırdı.

Hârun şaşırarak;

“–Kim bu beni çağıran?” diye sordu.

Behlül olduğunu söylediler. Hârun durdu ve perdenin kaldırılmasını emretti. İnsanlarla perde gerisinden konuşurdu. Behlül’e;

“–Beni tanıyor musun?” dedi.

Behlül;

“–Evet, seni tanıyorum.” dedi.

Hârun Reşid;

“–Ben kimim öyleyse?” dedi.

Behlül;

“–Sen o kimsesin ki; sen batıda olduğun hâlde doğuda birisine zulmedilse, Allah Teâlâ kıyâmet gününde onu sana sorar.” diye cevap verdi.

Hârun, Behlül’ün sözünün tesiriyle ağlamaya başladı. Behlül’e dönerek;

“–Benim hâlimi nasıl görüyorsun?” dedi.

Behlül;

“–(Bu suâlinin cevabını) Allâh’ın kitabına arz ediyorum. Allah Teâlâ;

«Ebrâr / sâlihler muhakkak cennettedirler.

Fâcirler de cehennemdedirler.» (el-İnfitâr, 13-14) buyuruyor.” dedi.

Hârun;

“–Amellerimizin durumu nicedir?” diye sordu.

Behlül;

“–Allah ancak takvâ sahiplerinden kabul eder.” (Bkz. el-Mâide, 27)
âyetini okuyarak cevap verdi.

Hârun Reşid;

“–Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’e akrabalığımıza ne dersin (Bunun âhirette bana faydası olmaz mı)?” diye sordu.

Behlül;

“–Sûr’a üflendiği zaman artık aralarında akrabalık bağları kalmamıştır; birbirlerini de arayıp sormazlar.” (el-Mü’minûn, 101) âyetini okuyarak cevap verdi.

Hârun Reşid;

“–Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in bize şefaati nerede kaldı?” dedi.

Behlül bu defa;

“–O gün, Rahmân’ın izin verdiği ve sözünden hoşlandığının dışındakilere şefaat fayda vermez.” (Tâhâ, 109) âyetiyle cevap verdi.

Hârun;

“–Bir ihtiyacın var mı?” dedi.

Behlül;

“–Evet, günahlarımı bağışlaman ve beni cennete koyman.” dedi.

Hârun;

“–Bu benim elimde değil.” deyip boynunu büktü.

Sâlih insanlar, dâimâ ölüm tefekkürü içinde yaşamış ve insanlara âhireti hatırlatmışlardır. Cenâb-ı Hakk’ı tanımakta mesafe alabilenlerin üç vasfından biri de;

يَحْذَرُ الْاٰخِرَةَ

«Âhiret endişesi içinde yaşamak»tır. (Bkz. ez-Zümer, 9)

Çünkü;

Rasûlullah Efendimiz’in rahat ve sıkıntılı zamanlarda tekrar tekrar ashâbına hatırlattığı gibi;

“Esas hayat, âhiret hayatıdır.” (Buhârî, Rikāk, 1)

Bu cihan, ancak âhirete hazırlık için bir imtihan mektebidir. Fânî ömür; ancak bu gayeye sarf edilirse, fayda verir.

Kıssada zikredildiği üzere, insanı âhirette çetin bir hesap beklemektedir.

Orada;

-Her türlü maddî ve mânevî nimetin hesâbı sorulacaktır.

-İlâhî tâlimatların edâ edilip edilmediğinin sorgusu olacaktır.

-Rabbimiz’in yasaklarından ne kadar içtinâb edildiği ortaya konacaktır.

-Kul haklarının muhakemesi yapılacaktır.







__________________
Unutmayasın.Elindeki Sırrı Saklayamayana.
Yeni Sır Vermez.Sırların Sahibi.
Şeyh-ül Ekber Muyhiddin İbn’ül Arabi KS
Alıntı ile Cevapla
 

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148