Terazi Burcu olarak;
Laf sokanlardan, kinaye yapanlardan ve özellikle haksızlık edenlerden nefret ediyorum. Bu nefretimi de gizleyemem. Ya doğrudan söyler, ortalığı toz duman ederim, ya da benim için en zor olanı yapar, sabrederim. Ama zamanı geldiğinde o haksızlığı yapan kişiye gerekeni fazlasıyla söylerim.
Cazgır, yersiz ve saygısız insanlara; bir konuyu gereksiz yere uzatanlara tahammülüm yok. Bu tür insanlara karşı elimde olmadan saygılı davranamıyorum.
Nerede, ne konuşacağını bilen, kendini bilen insanlara karşı ise içten bir saygı ve hayranlık duyuyorum.
“Sizli bizli” resmiyetindense, “senli benli” samimiyeti daha çok severim.
Gündüz dışarıda bir yemek yesem, aklım hep eşimde kalır. Ya aynı yemeği ona da alırım ya da bir sonraki gün mutlaka onu da aynı mekana götürürüm. Aksi halde vicdan azabı çekerim.
Beni en çok kahreden şey, birine haksızlık ettiğimi fark ettiğim anlardır. Yıllarca geçmeyen bir vicdan azabı duyarım. Hatırladıkça içim yanar; “Nasıl yaptım? Nasıl ettim?” der, kendimi yer bitiririm.
Merhametliyim. Ama nankörlük benim için bambaşka bir kırmızı çizgidir. Nankörce bir söz duyduğumda, o anda karşımdakini boğmak isterim. Neyse ki bu öfke bir haftayı geçmez. Ama o kişiyle bir daha eskisi gibi olmam.
Siyasi görüşümde de fanatik değilim. Bir partiye oy vermiş olsam bile, eğer yanlış yapıyorsa bunu açıkça dile getiririm. Takım tutar gibi parti tutmam. Doğruya doğru, yanlışa yanlış derim.
|