Alıntı:
Karanfil gece Nickli Üyeden Alıntı
Beddua tabiatımızın aslında çok da doğal gördüğümğz, hiddet,haksızlık,kin ,intijam, tahammülsüzlük durumunda karşı tarafa duyduğumuz nefsani arzulardır Beddua İslam da yasaktır .çünkü Allah a hükmetmek gibidir. İsyandır hatta küfürdür. Allah'ın takdir ettiği kader zincirine ters düşmektşr kulun vekili Allah' tır hiddetlenmeden ,sakin kalarak haklıysak ,canımız çok yanmışşa sessizce , sözsüzce beddua etmeden, içten samimi Hakk ı Vekil yapmak herşeyi halleder, çözer.
|
Kardeşim belki bilmeden biraz abartılı ifadeler kullanmışsın. Araştırmanı isterim. Birçok müfessirin ifade ettiğine göre Yüce Allah da Kur'an-ı Kerim'de mazlumun bedduasının önemini ifade buyurmuştur. Nitekim mazlumun bedduasıyla ilgili olduğu belirtilen Nisa suresinin 148. ayetinde yüce Mevla şöyle buyurmuştur:
لاَ يُحِبُّ اللهُ الْجَهْرَ بِالسُّوءِ مِنَ الْقَوْلِ إِلا مَنْ ظُلِمَ وَكَانَ اللهُ سَمِيعًا عَلِيمًا
“Allah, ağır ve inciten sözlerin açıktan söylenmesini hiç sevmez, ancak söyleyen zulme uğramışsa o başka. Allah her şeyi (mazlumun feryadını) hakkıyla işitir ve görür".
Bu ayetin mazlumun beddua etmesine bir ruhsat olduğu ifade edilmektedir. Nitekim İbn Abbas'ın bu ayeti şu şekilde tefsir ettiği nakledilmiştir: “Allah bir kimsenin bir başkasına beddua etmesini sevmez. Ancak beddua eden mazlum ise bu müstesna. Şüphesiz Allah mazluma kendisine zulmeden kimseye beddua etmesine ruhsat vermiştir. Bununla birlikte mazlum beddua etmez de sabrederse, bu kendisi için daha hayırlıdır". Tabiun alimlerinden Katade de ilgili ayeti İbn Abbas'la benzer şekilde tefsir etmiş ve Allah'ın mazlumun beddua etmesini mazur gördüğünü ifade etmiştir( Taberi, Camiu'l-Beyan, IX, 344; Fahruddin er-Razi, Muhammed b. Ömer et-Te- mimi el-Bekri, Mefatihu'l-Gayb, Daru'l-Kütübi'l-Ilmiyye, Beyrut, 2009, XI, 70-73.)
İbn Abbas ve Süddi'nin bu ayetin tefsiri bağlamında şöyle dediği de nakledilmiştir: “Zulme uğrayan kimsenin, kendisine zulmeden kişiden zulmettiği kadar intikam almasında ve ona açıkça kötü söz söylemesinde bir mahzur yoktur (Kurtubi, Ebu Abdullah el-Camiu li-Ahkami'l-Kur'an, VI, 3-5.). Diğer bazı müfessirler de zulme uğrayan kimsenin zalime açıktan beddua edebileceğini ve Allah'ın bunu çirkin görmeyeceğini belirtmişlerdir(Taberi, Camiu'l-Beyan, IX, 343-344). İlgili ayete dayanarak mazlumun açıktan beddua edebileceği kanaatinde olan Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır bu düşüncelerini şöyle ifade etmiştir: "Zulmedilmiş, hakkına tecavüz olunmuş olan kimse feryad edebilir ve zalim aleyhine bağıra bağıra bed dua eyliyebilir ve yahud ondan tezallüm ederek kötülüklerini söyliyebilir, hatta kötü sözlerine mukabele bilmisilde bulunabilir "( Yazır, Elmalılı M. Hamdi, Hak Dini Kur'an Dili, Eser Neşriyat, byy., tsz., III, 1506.) Zalime beddua edilebileceği konusunda alimlerin tamamı ittifak halindedir. Ancak bazı alimler zulme uğrayan birisinin zalimin Müslüman olup olmamasına göre beddua üslubunu ayarlaması gerektiği üzerinde durmuşlardır. Nitekim tabiun neslinin önde gelen alimlerinden Hasan-ıBasri zulme uğrayan kimsenin, zalim bir Müslüman ise “Allah'ım ona karşı bana yardım et, benim hakkımı ondan çıkar" diye dua edebileceğini ve şayet arada küfürleşme ya da sövme olmuşsa bu durumda fazlasıyla değil aynıyla ona cevap verebileceğini söylemiştir Yine Hasan-1 Basri'ye göre, şayet zalim bir kafir ise bu durumda o kimsenin helak olması için mazlumun beddua etmesinde bir sakınca yoktur.