Alıntı:
Slyman acz Nickli Üyeden Alıntı
Selâmün aleyküm dostlar, bugün birlikte iki önemli mesele üzerinde tefekkür edelim
Bazı kardeşlerin Keşif ya da kalp gözü olarak adlandırılan halleri, aslında bir istidrac olması ihtimali üzerine düşünelim. Gördüğümüz, hissettiğimiz veya içimize doğan her şey gerçekten ilahî midir, yoksa nefsin yahut şeytanın bir oyunu olabilir mi , Kardeşler gerçek ile sahte olarak adlandırılan istidraci nasıl ayırt edebilir?
2. İnsanın bâtınî duyularla – yani kalp gözü, ilham ve keşif yoluyla – hakiki anlamda elde ettiği bilgiler ne kadar geçerlidir ?
|
1.) şeytanın aldatmasıda olabilir elbet
Niceleri var evliya olayım derken küfür ehli oldu.
İşte tamda burada mürşidin önemini anlıyoruz. O daha önce o yollardan geçtiği için neyin rahmandan neyin şeytandan olduğunu bilir ve talebesini fitneden korur.
2.) söylediklerinin hepsi rahmanidir.
Şeytan müdahale edemez. Kişi o seviyelere geldiyse artık şeytan bileğini bükemez
Kuranda hz hızır için şöyle deniyordu:
Derken bir adaya/kıyıya geldiler de orada katımızdan ilham olunan bir ilim verdiğimiz kulumuzu gördüler.
Gibi bir tabir vardır.
İlham olunan ilim Ledün ilmidir.
Kul hızırdır. Yani ilham keşif kalpgözü ileri derecelerdekiler içindir ve sahihtir şeytan en fazla vesvese verir ama doğrudan hakikati gelen ilmi çarpıtamaz müdahalede bulunamaz.
Misal Abdul Kadir geylani hazretleri.
Pirim çöllere gidiyor halvete çekiliyor.
Günler geçiyor pirim öyle çok ibadet ediyorki şeytan hemen başına üşüşüyor.
Bulutun arkasına saklanıyor ve pirimize sesleniyor ey kulum bana o kadar çok ibadet ettinki artık ibadet etmende bir zorunluğun yok
Artık etme bu kadar yeter diyor.
Geylani hazretleri dinliyor ses etmiyor.
Şeytan yine sesleniyor aynı şekilde söylüyor pirimde diyorki:
Vallahi sen aşşağılık şeytansın.
Şeytan saklandığı bulutun arkasından çıkıyor ve diyorku ey Abdul kadir sen benim şeytan olduğumu nereden anladın geylani hazretleri diyorki benim rabbimin hükmü sabittir .
Kimse için değişmez buyuruyor.
Yani rabbim ben iki ibadet ettim diye farzları düşürmez artık bana ibadet etme demez onun hükmü sabittir. Resul’üne bile hüküm aynıdır değiştirmemiştir diyor.
İşte bunu anlayacak güç ve bu gibi fitnelerden koruyacak bir mürşid lazım.
İbadette hafif yoğunlaşma yapanların çevresine hemen doluşurlar ve kendini öyle bir gösterirlerki adam sanki haşa peygamber.
Yani öyle vesvese verirlerki daha iki namazla kendini erdi yükseklere çıktı sanır.