Alıntı:
Slyman acz Nickli Üyeden Alıntı
Selâmün aleyküm dostlar, bugün birlikte iki önemli mesele üzerinde tefekkür edelim
Bazı kardeşlerin Keşif ya da kalp gözü olarak adlandırılan halleri, aslında bir istidrac olması ihtimali üzerine düşünelim. Gördüğümüz, hissettiğimiz veya içimize doğan her şey gerçekten ilahî midir, yoksa nefsin yahut şeytanın bir oyunu olabilir mi , Kardeşler gerçek ile sahte olarak adlandırılan istidraci nasıl ayırt edebilir?
2. İnsanın bâtınî duyularla – yani kalp gözü, ilham ve keşif yoluyla – hakiki anlamda elde ettiği bilgiler ne kadar geçerlidir ?
|
Hz. Peygamber, bir gün Hz. Ömer'in de bulunduğu bir sahabe topluluğu ile gaibden haber verdiği söylenen bir Yahudi oğlanın yanına gider. Ona ne gördüğünü sorar. Adı İbn Sayyad olan bu oğlan, "Yalan da, doğru söyleyen de bana geliyor," der. Hz. Peygamber, "Aklımdan geçeni bil bakalım," deyince İbn Sayyad, “Dühan/duman," der ve aklından geçeni bilir.( Buhari, Enbiya, 50; Müslim, Fiten, 20.) Muhammed Ikbal bu olayı "İslam tarihindeki ilk fizyolojik gözlem" diye tanımlar ve bunu en iyi şekilde Ibn Haldun'un yorumladığını belirtir. (Muhammed İkbal, İslam'da Dini Düşüncenin Yeniden Doğuşu, s. 35-36.) Diğer bir hadiste şöyle buyrulmuştur: "İnsanoğluna şeytan da melek de dokunur. Şeytanın dokunması şerre ve hak olanı yalanlamaya, meleğinki hayra ve hak olanı tasdike sebep olur."( Tirmizi, Bakara Suresi Tefsiri) Ayrıca, "Şeytan sizi fakirlikle tehdit ediyor ve size arsızlığı (telkin ve) emrediyor,"(Bakara suresi 268. Ayet) mealindeki ayet de bunu teyid ediyor.
Görülüyor ki eksenin bir yanında Hak, melek, peygamber, veli; diğer tarafında şeytan, cin, kahin ve sihirbaz var. İyi ve faydalı olan her şeyin karşısında bir kötü, bir zararlı da var.