Rahman dileklerinizi mübarek kılsın. Bir beyefendi ile izdivaç için bir yola çıktığınızı mesajlarınızdan anladım. Bu niyetinizde birkaç naçizane düşüncemi paylaşmak istiyorum:
Eğer gönlünüzdeki beyefendi sizin için gerçekten hayırlıysa, bu izdivaç gerçekleşmesi için 70.000 kelime-i tevhid okumanıza gerek kalmaz. Allah dilerse yollar kolaylaşır, kalpler birbirine meyleder. Çünkü O, “Ol” derse, olur.
Elbette zikir kıymetlidir; kalbi temizler, ruhu yüceltir. Ama zikir bir anahtar değil, bir yöneliştir. Kalbiniz “La ilahe illallah” derken, onun arkasında yatan asıl niyetin sadece Allah rızası olması gerekir. Eğer zikir, sadece bir dileğe ulaşmanın aracı haline gelirse, maksadını aşmış olur. Oysa tevhid, insanı Allah’a yaklaştıran en sahici yoldur.
Rabbimiz Kur’an’da bizleri evlatlarımızla, mallarımızla sınayacağını buyurur. Kalbimize giren her şey bir imtihana dönüşebilir. Bu yüzden bir şeyi çok istemeden önce şu soruyu sormak gerekir: “Ben bunu Rabbimden mi istiyorum, yoksa nefsimin sesiyle mi arzuluyorum?”
Allah bir kulunu sevdiğinde, onu bazen muradına değil, kendine yaklaştıracak yollara sevk eder. Bazen bir insanı çok isteriz ama onun gelmeyişiyle kendimizi daha çok Allah’a veririz. Ve işte asıl kazanç da budur kıymetli bacım.
Unutmayın, kalbinizde Allah’tan daha büyük bir sevgi yer edinmemeli. Çünkü O, kalpte başka bir ilah istemez. Eğer O razıysa, dilediğiniz her şey zamanı gelince nasip olur. Değilse, O’nun razı olmadığı bir şeyin peşinde ısrar etmek, bize fayda değil hüzün getirir.
En içten duamdır ki, Allah size gerçekten hayırlı olanı nasip etsin. Kalbinizin aradığı kişiyi değil, kalbinizi doyuracak olan kişiyi versin. Bazen biz neyi istediğimizi sanırız, ama Allah neye ihtiyacımız olduğunu en iyi bilendir.
SIRRI iyi anlamak elzemdir. Tüm hacetlerden kasıt para ya da nefsani-dünyevi istekler olmasa gerektir.
