Alıntı:
Virgo Nickli Üyeden Alıntı
Merhaba arkadaşlar,
Bir konuda içimi dökmek ve yorumlarınızı almak isterim.
Sevmenin nasıl bir şey olduğunu bilmeden, seviyorum zannedip umut verip, mutlu edip, evleneceğim seninle vb. cümlelerle bir kadını mutlu edip, daha sonrasında ise sevmediğini anlayıp o kişiyi üzüp bırakmanın hükmü nedir?
Tecrübe yok, aşkın sevmenin nasıl bir şey olduğunu bilmek yok, öyle kafama göre iş yaptım(iş yaptım hesapta işte!) o kişiyi üzdüm ve vicdan olarak kötü hissediyorum.
Fiziksel temas, cinsi münasebet, bekaret kaybı vs. olarak bir durum yok. Sadece umut verip, kendi yanlışımdan dolayı süreci devam ettirmeyip üzmüş ve hayal kırıklığına sebep olmuş oldum.
Peşin Yanıt: Helallik al demeyin lütfen, helal etmez hakkını biliyorum. Hiç denemeyelim.
Vicdan azabından, bu ahtan, bu durumdan nasıl temize çıkacağım.
Yardım edebilirseniz müteşekkir olurum.
İyi forumlar.
|
Kul hakkına müteveccih günahlar mevzubahis olursa bu konuda aslolan Hz. Peygamber’in şu buruğudur: “Müslüman kardeşinin malına veya şeref ve namusuna yönelik günah işleyen kimse altın ve gümüşün bulunmadığı gün gelmeden önce ondan helallik dilesin. O gün, dünyada kötülük yapan kimsenin sevapları varsa haksızlığı kadar alınıp mağdura verilir, yoksa onun günahından alınıp berikine yüklenir” (Ahmed bin Hanbel, el-Müsned, 2/435, 506; Buhari, Rikak 48, Mezalim 10). Yapılan kötülükler helallik sırasında hak sahibine haber verilir, rızasını alacak biçimde helallik dilenir. Maddi veya manevi bir zarara yol açılmışsa o tazmin edilir. İşlenen kötülük kişinin haysiyet ve şerefine yönelik olup kendisinin haberi yoksa tercih edilen görüşe göre bunları bildirip onu üzmek yerine genel anlamda özür dileyerek bağışlanma istenir. Ancak kişinin gıyabında yapılan onur kırıcı konuşmaların aksinin aynı mecliste söylenip telafi yoluna gidilmesinin gerekli olduğu şüphesizdir (Kadi Abdülcebbar, Şerhu’l-Usuli’l-hamse, s. 799). Hak sahibinin bulunamaması durumunda mali ödemeler varislerine yapılır. Onların da bulunamaması halinde tercih edilen görüşe göre hak sahibi adına hayır yollarında harcanır veya devlete verilir. Gayri meşru yollarla işlenip şahsi hak niteliği taşımayan zina gibi günahlar da aynı hükme tabidir (Kadi Abdülcebbar, s. 799;)
Alıntı:
Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı
Kul hakkına müteveccih günahlar mevzubahis olursa bu konuda aslolan Hz. Peygamber’in şu buruğudur: “Müslüman kardeşinin malına veya şeref ve namusuna yönelik günah işleyen kimse altın ve gümüşün bulunmadığı gün gelmeden önce ondan helallik dilesin. O gün, dünyada kötülük yapan kimsenin sevapları varsa haksızlığı kadar alınıp mağdura verilir, yoksa onun günahından alınıp berikine yüklenir” (Ahmed bin Hanbel, el-Müsned, 2/435, 506; Buhari, Rikak 48, Mezalim 10). Yapılan kötülükler helallik sırasında hak sahibine haber verilir, rızasını alacak biçimde helallik dilenir. Maddi veya manevi bir zarara yol açılmışsa o tazmin edilir. İşlenen kötülük kişinin haysiyet ve şerefine yönelik olup kendisinin haberi yoksa tercih edilen görüşe göre bunları bildirip onu üzmek yerine genel anlamda özür dileyerek bağışlanma istenir. Ancak kişinin gıyabında yapılan onur kırıcı konuşmaların aksinin aynı mecliste söylenip telafi yoluna gidilmesinin gerekli olduğu şüphesizdir (Kadi Abdülcebbar, Şerhu’l-Usuli’l-hamse, s. 799). Hak sahibinin bulunamaması durumunda mali ödemeler varislerine yapılır. Onların da bulunamaması halinde tercih edilen görüşe göre hak sahibi adına hayır yollarında harcanır veya devlete verilir. Gayri meşru yollarla işlenip şahsi hak niteliği taşımayan zina gibi günahlar da aynı hükme tabidir (Kadi Abdülcebbar, s. 799;)
|
buruğudur değil buyruğudur olacaktı