Soy tövbesi diye bir şey yoktur tövbenin şartı pişman olmak pişman olmadan ölmüş birileri adına başka biri pişman olamaz bu mümkün değildir ancak istiğrar edilebilir istiğfarın da en büyüğü Buhari hadisinde geçen seyyidül istiğfardır bundan daha faziletli bir istiğfar da YOKtur
Resulullah (s.a) buyurdu ki; "Istiğfar dualarının en değerli ve en üstünü şöyle demendir: "Allâhümme ente Rabbî, Lâ Ilâhe Illâ ente halaktenî ve ene abdüke ve ene alâ ahdike ve va`dike me`steta`tü, eûzü bike min şerri mâ sana`tü, ebûü leke bi ni`metike aleyye ve ebûü bi zenbî fe`gfirlî fe innehû lâ yeğfiru`z-l; zünûbe illâ ente"
Anlamı:"Allah`ım! Sen benim Rabbımsın! Senden başka hiçbir ilâh yoktur. Beni sen yarattın. Ben senin kulunum; gücüm yettiği kadarıyla senin akdin ve va`din üzere bulunuyorum. Yaptığım fenalıkların şerrinden sana sığınırım. Üzerimde olan nimetlerini itiraf ederim, günahımı da itiraf ederim. Beni bağışla; çünkü senden başka hiçbir kimse günahları mağfiret edemez."
Hz. Muhammed (s.a.s) daha sonra şunları ekledi: "Kim bunları inanarak sabahleyin söyler de akşam olmadan ölürse, o kişi Cennet ehlindendir. Yine kim bunları inanarak geceleyin söyler de sabaha ulaşamadan vefat ederse Cennet ehlindendir" (Buhârî, Deavât, 2).
Bir çok evliyanın haftalık, mustakim istiğfarları vardır hiçbirinde böyle zırvalıklar YOKtur
Aynı şekilde duada fazla söz söyleme ve uzatma da haddi aşma cümlesindendir. Nitekim İbnü Mâce'nin "Sünen"inde rivayet edilmiştir ki, Abdullah b. Muğaffel Hazretleri oğlunun "Allah'ım, cennete girdiğimde sağ tarafındaki beyaz köşkü senden dilerim." diye dua ettiğini işitmiş, oğlum, demiş, Allah'tan cenneti iste ve ateşten ona sığın, ben Resulullah'dan dinledim ki "Bir kavim olacak duada haddi aşacaklar." buyurdu. İbnü Atıyye'nin ve Zemahşerî'nin nakl ettiklerine göre bu hadiste Resulullah:
"Allah'ım, senden cenneti ve ona yaklaştıran sözü ve işi dilerim, ateşten ve ona yaklaştıran söz ve işten de sana sığınırım."
demesi kişiye yeterlidir, buyurmuş ve "Şüphesiz O, haddi aşanları sevmez." âyetini okumuş.(Feyzü'l-Kadir, II/128 (1497)
|