Abdullah b. Ömer (r.a.)ın dediğine göre Resulullah (s.a.v) şöyle buyurmaktadır: “Bir kadın, bir kediden dolayı azaba uğratıldı. Şöyle ki: Kadın, kedi (açlıktan) ölünceye kadar hapsetmişti. Kediye yaptığı bu eziyetten dolayı kadın cehenneme girmiştir. Kadın, kediye ne bir yiyecek vermiş ve ne de su içirmişti. Kediyi hapsetmiş, yerin haşerelerinden yemesi için onu serbest bırakmamıştı.”[ Buhari, Enbiya 53, Bed’u’l-Halk 16, Müsakat 9; Müslim, Birr 133 (2242), Selam 151 (2242)]
Yusuf el-Karadavi, bu hadisle ilgili olarak şu yorumu yapmaktadır: “Açlıktan ölünceye kadar kedinin hapsedilmesi, o kadının kalbinin donukluğuna, Allah’ın zayıf yaratıklarına karşı katılığına, merhamet ışıklarının onun kalbine girmediğine dair en açık bir delildir. Cennete ise ancak merhametli olanlar girer. Allah, ancak, merhametlilere merhamet eder. Eğer o kadın yerdekilere merhamet etseydi, Yüce Allah da ona merhamet ederdi. Şüphesiz bu ve benzeri hadisler, insani değerler açısından İslam için övünç kaynağı sayılmaktadır. Öyle ki her canlı mahluka hizmet ediliyor, her yaş ciğer taşıyan canlıyı gözetmekten dolayı ecir veriliyor” (Yusuf el-Karadavi, Sünneti Anlamada Yöntem, Tercüme Hanifi Akın, Nida Yayınları, İstanbul 2008, sayfa: 194-195)
__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
|