Alıntı:
Ibrahim61 Nickli Üyeden Alıntı
Bakim yaptirdigim bayan bi hoca vardı eskiden günde kaç sigara içtiğimi söylüyordu az iç diyordu.
Sonra eşime de bakim yaptı çok zorlandım dedi ailesi benden ayırmak için buyu yapmış üstüne koruma da yapmış içme ile.
Ona okutmam için bunlari yazmıştı bana o dönem
Deki agrin oluyor ağırlık oluyor durduk yere yorgunluk baskı, baş ağrısı boyun ağrısı ilaç fayda etmiyor de ,
Bağırmak haykırmak bazen ölmek bile aklından geçiyor sinir sistemin alt üst.
Sonra ilk aylarda beyaz bir çamaşırın arka etiketine yapışmış bir yazı buldun de sogutma idi o, kışın montunun cebinde kanlı bir peçete buldun eline değdi bakıp attın de, o peçete ayirma buyusu idi 8 farkli kadından adet kanı alınıp yapılmıştı de,
Kışın tartışma olmadan önce ortada birsey yokken aniden kavga aniden sinir ve bugün boşanmaya iş geliyor de kendi yaptıklarını hic görmüyor vs...
Bunlari demişti bana seni çok sevdim o sebeple kendimi zorlayıp ince bir bakim yaptım sana demişti.
Amacım bir buyucuyu övmek değil ama ladin çok etkilemişti beni. Bu sitede saolsun imas hocayı bulmadan önce idi çünkü o kadın bana o güne kadar aklımda olmayan şeyler yaptırmıştı. Acayip bilgili ve hırslı idi bir seferinde kendi emekli maaşıyla onlara islem yapmıştı. Ne kötü günlerdi o günler. Kurtuldum çok şükür.
|
Bahsettiğin kişi durugörü sahibi olabilir bu meziyetin cinlerle alakası yoktur. Durugörü (clairvoyance), zihnin fiziksel duyulara ihtiyaç duymadan bir bilgiye erişmesi olarak tanımlanır. Bu, genellikle uzak bir olayı "görme", olacak bir şeyi "sezme" ya da hiç bilinmeyen bir bilgiyi doğrudan "bilme" şeklinde deneyimlenir. Parapsikoloji bu tür fenomenleri, insan zihninin potansiyel ama henüz tam açıklanamamış yetenekleri kapsamında değerlendirir ve durugörüyü telepati, prekognisyon gibi psişik yetilerle birlikte inceler. Bu yaklaşıma göre durugörü, kişinin bilinçdışı ya da kolektif bilinçdışı ile bağlantıya geçmesiyle veya zaman ve mekan sınırlarını aşan bilinç halleriyle ilişkilidir. Öte yandan, tasavvufi gelenekte durugörüye benzer hallere “keşf” veya “basiret” denir ve bu, nefsin arınması sonucu kalpte doğrudan tecelli eden bir ilahi bilgi olarak değerlendirilir. Bu fark önemlidir: Tasavvufta keşf, cinlerle değil, Allah’ın kalbe doğrudan ilhamı olarak görülür; bu durumda kişi, "gaybı bilen değil", "kendisine bir şey gösterilen" olur.