(Bakara suresi 160. Ayet)
Illa'ya Arapça'da "edat-ı istisna" deniliyor, "şunlar müstesna" demek.
Ille'llezine tabu. "Şunlar hariç ki tevbe ettiler."
Tevbe etmek, "yaptığı hatayı bırakıp doğruya dönmek" demek. Hataları, büyük suçları, günahları; hakkı saklamak, söylememek, gizlemek, susmaktı. Tevbe ettiler.
Ve aslehu. “Hallerini islah ettiler, kötü hallerini düzelttiler; salih, güzel bir hale geldiler."
Demek ki yanlış yolu bırakacak, güzel hale bürünecek.
Ve beyyenu. “Bir de anlatacak, sustuğu, söylemediği şeyi söyleyecek."
Alimler kitaplarda açıklamışlar ki bazı suçlara sadece, "Tevbe ya Rabbi!" demek yetmiyor. O suç ne ise onu izale edecek hareketi de yapmak gerekiyor.
Burada suç; gerçeği gizlemek, söylememek. Tevbe ediyor, halini islah ediyor. Gerçeği gizlediğinin aksi gerçeği söylemek.
Ve beyyenu. O zaman gerçeği söyleyecek. Demek ki bu suçu işleyenlerin gerçek tevbesi sadece lafla, "Affet beni Allahım, hatamı anladım!" demekle değil. Bir kere halini düzeltecek, yanlış yoldan dönecek; bir de söylemediğini de söylemeye başlayacak.
Birisi bana karşı zulmetti, haksızlık etti. "Düzeltelim arayı!"
"Düzeltelim ama sen şu yaptığın tahribatı bir düzelt, ondan sonra düzeltelim! Sen ilk önce yaptığın zulümden, haksızlıktan dolayı ne kadar suç, günah işledin, ne kadar kimseye yanlış bilgiler telkin ettin; şimdi barışmak istiyorsun. Tamam, barışalım ama yanlışını itiraf et, hatalarını düzelt! Kirlerini, pislikleri bir temizle!"
Demek ki tevbe sadece sözle değil, yaptığı yanlışlığı düzeltmekle olur. Yanlışlığı bırakacak, doğrusunu yapacak.
Fe-ülaike etubü aleyhim. "İşte Ben, bunların tevbelerini kabul ederim."
Tabe fiili ilginç bir fiildir. Tabe-yetubü; kullar tevbe ediyor. Allah; ille'llezine tabu. "O kimseler ki tevbe ettiler." Ve etubü aleyhim. "Ben de onlara tevbe ederim." diyor.
Allah kullara nasıl tevbe eder; kullar Allah'a nasıl tevbe eder?
Bu incelik tevbe'nin kelime anlamında saklıdır. Tevbe, "yönelmek, dönmek" demek. Kul, Cenab-ı Hakk'a doğru yanlışından dönerse Cenab-ı Hak da ona doğru döner. "Onu kabul eder, tevbesini kabul buyurur, affeder." demek.
Allah'ın kullara tevbesi ala harf-i cerri ile kullanılır. Ve etubü aleyhim. "Ben de onlara, onların üzerine teveccüh buyururum. Rahmeti- mi kesmişken onlara tekrar döndürürüm." Kulların Allah'a tevbesi, ila harf-i cerri ile kullanılıyor. Tübtü ila'llah. "Ben Allah'a tevbe ettim." Taba'llahu aleyhim. "Allah da tevbe edenlere yöneldi." derken, ala ile kullanılıyor.
Kötü hallerinden dönenler, hallerini ıslah edenler, durumlarını güzel hale, uygun hale getirenler ve açıklamadıkları hakikatleri açıklayanlar;
şöyle bir şehirde doğduğu bizim kitabımızda yazılı. Orası Mekke'nin e Evet, Kur'an-ı Kerim Allah'ın kelamıdır. Evet, ahir zaman peygamberine "Evet sen Allah'ın hak peygamberisin! Evet, ahir zaman peygamberisi safi; taşların arasında 'Faran' denilen yer. Sonra hicret edecek; etti işte Hicret edeceği yer de ovalık, hurmalık bir yer; işte Medine..." deyiverirse; fe-üldike etübü aleyhim. "Ben de onlara teveccüh buyururum." diyor.
Tevbelerini kabul etmiş oluyor. Onların Allah'a yönelmeleri üzerine, Ve ene't-Tevvabü'r-Rahim. Burada Cenab-ı Hakk'ın iki sıfatı var
Allah da onlara rahmediyor.
Tevvab ve Rahim.
Tevvab, "çok teveccühkar" demek; kendisine yönelen, tevbe eden kullanına Allah da çok teveccüh ediyor. Tevbe etmeyi seviyor, tevbelerini kabul ediyor. Kelimenin manasını, kökenini bilerek, "tevbeleri kabul edici" diye tercüme edebiliriz. Tevvab, fa'al vezninde mübalağa siygasıdır. "Ben çok teveccüh ediciyim, tevbeleri çok kabul ediciyim!" demektir. Burada kulun tevbesini sevdiği, tevbe edenin de hemen afvu mağfiret olunacağına dair müjdeli bir mana var.
Rahim; "çok merhametli" demek. O da fail vezninde. Fail vezni iki şekilde olabilir. Bir fail vezninde sıfat-ı müşebbehe olur, bir de fail vez- ninde mübalağa siygası olur. Burada sifat-ı müşebbehe değil, mübalağa siygasıdır. Cenab-ı Hak çok teveccühkardır, kullarına yöneliverir. Kullar Mevlasına yönelince O da yöneliverir. Çok yönelicidir; afvediverir, yöne liverir. Çok merhametlidir, merhamet eder; azap etmez.
Mevlamız o kadar Tevvab iken bu kadar Rahim iken, bu kadar affedi- ciyken bu kadar bağışlayıcıyken, bu kadar Gaffar iken, günahları silecekken insanlar nasıl cehenneme giriyor?
Çünkü inat ediyorlar, günahta ısrar ediyorlar. Cenab-ı Hakk'ın rahmetinden, mağfiretinden, affediciliğinden, teveccüh buyuruculuğundan, Erhamü'r-rahiminliğinden istifade etmiyorlar.
Kusur kendilerinde!
Eskiden böyle şeyler yapan insanlardan tevbeler bu kadar kolay kabul edilmezmiş Bu tevbelerin kolayca kabul olması Ümmet-i Muhammed'e mahsus bir lütuf, bir lütf-1 ilahi, bir bağıştır. Eskiden tevbeler çok zormuş. Eski ümmetlerde cezaları çok ağırmış.
Bizim Peygamberimiz'in sıfatlarından biri; Nebiyyü't-tevbe, "tevbe peygamberi"dir. Bir sıfatı Nebiyyü'r-rahme, "rahmet peygamberi❞dir. Tevbe ve rahmet peygamberi olan Peygamber Efendimiz'in hatırına, bizim şeriatimizde tevbe edeni Allah affediyor.
Hatta günahına pişman olunca, gönlüne nedamet, pişmanlık ateşi düşünce, daha sözünü söylemeden affediyor. Söylemeye vakti olmasa, "Dur bakalım, eve gidince abdestimi alayım, namaz kılıyım da dua edeyim!" demeden yangın içine düştüğü, gönlünü yakmaya başladığı zaman affediyor. Böyle Erhamü'r-rahimin!
"Cenab-ı Hak kulunun tevbesinden o kadar çok memnun olur ki çok sevinir..." diye hadis-i şerifler de var.
Onun için ey kusurlu, günahkar, hatalı, perişan, şimdiye kadar çok isyan etmiş, çok hata işlemiş kardeşlerim! Allah'ın rahmetinden ümidi- nizi kesmeyiniz! Allah çok lütfedicidir, çok affedicidir, çok merhamet edicidir. Hatalarınızı hatırlar, anlar, hatalarınızdan döner, halinizi ıslah ederseniz Allah bağışlar. "Allah beni affetmez." diye düşünmek yanlış- tır, hem de haramdır! Allah'ın rahmetinden ümit kesmek yoktur. Allah'ın rahmetinden ümitli olun! Hemen şu anda tevbe edin; "Tevbe ettim ya Rabbi!" deyin! Allah'ın iyi kulu olun!
İnsanları şaşırtmak, saptırmak için şeytanın çok oyunları, hileleri, tuzakları, aleti edevatı, malzemesi vardır. Ama Cenab-ı Hakk'ın tevbekarların tevbesini kabul ediciliği ve Erhamü'r-rahiminliği var. Tevbe edin, şeytanın tuzağından kurtulun, Allah'ın rahmetine erin!
Tevbe edenleri, islah-ı hal edenleri, hakikatleri söyleyenleri Allah affediyor, edecek.
Ama bir de bunun aksi var.
(Kaynak: Bakara suresi Tefsiri cilt 4; Prof. Dr. Mahmud Esad Çoşan; sayfa:96-99 server yayınları)
__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
|