Alıntı:
Sessizadam Nickli Üyeden Alıntı
Enflasyonla bir alakası varmıdır ki
Bazı bankaların sözleşmesinde nereden gelir elde ettiğini de yazıyor ama ne kadar doğru....
Özel fon denen birşey varmış yapanlar onu özellikle söylüyor ama karşı tarafın güvenilirliği de muamma
|
Faizsiz bankacılık diye lanse edilen katılım bankalarından araba, ev, vb. alınması, mevcut sistemde uyguladıkları şekle göre caiz olmaz. Zira bu işlemin caiz olabilmesi için riayet edilmesi lazım gelen hususlar başlıca şöyledir:
1) Mal satın alınmadan önce banka ile imzalanan sözleşme, ileri tarihte mal satın almaya dair bir vaatleşme olacak, satış sözleşmesi olmayacak. Zira sözleşme imzalandığı anda, satın alınacak olan mal bankanın mülkiyetinde değildir.
2) Banka, müşterinin istediği malı, kendi memurunu görevlendirerek alacak, müşteriyi vekil ederek değil. Zira böyle yapmadığı takdirde, faizli bankalar ile arasında ki fark, sadece söylemden ibaret olur. İşin aslı ise müşteri adına mal satıcısına kredi çıkarıp karşılığını da müşterisinden vadeli olarak fazlası ile geri almak olur ki bu faizin ta kendisidir.
3) Banka memuru malı satın aldıktan sonra, müşteri bankaya çağrılıp, onunla sözlü olarak satış akdi yapılması gerekir.
4) Dosya masrafi, kasko, ekspertiz vb. masraflar adı altında ek bir ödeme yapılmayacak.
5) Alışveriş tamamlandıktan sonra ileri tarihte kalan borcu peşin ödeme karşılığında fiyat yapılandırması olmayacak.
6) Ayrıca bankadaki yetkili memurun, malı satın aldığı tarih ile daha sonra müşteri ile gerçekleştirilecek olan satış akdi tarihi arasındaki zaman diliminde, mal bankanın sorumluluğunda olacak.
Dolayısıyla, şayet bu süre içerisinde malın başına bir şey gelse sorumluluk bankaya ait olacaktır, müşteriye değil. Aksi takdirde, Peygamber Efendimizin yasaklamış olduğu "Sorumluluk almadan kazanç elde etme" hükmüne girmiş olur.
Bir diğer konu Katılım Bankalarından bireysel emeklilik sistemine girmenin caiz olup olmadığını sorgularsak malum katılım bankaları bireysel emeklilik sisteminde sigortalının sermayesini ona vekaleten, ücret mukabilinde çalıştırdığını iddia eder, bu ücreti ise; %2 sabit ve elde edilecek kara göre de artı bir ücret şeklinde belirler ki, bu miktar toplamda belli değildir.
Halbuki ücretli vekaletin caiz olabilmesi için ücretin baştan belli olması gerekir. Kaldı ki bu uygulamanın onların dediği şekilde, ücretli vekalet olarak değerlendirilmesi de makul değildir. Zira yaptıkları işlem şekline bakıldığında bu anlaşmayı mudarebe (sermaye ve emek ortaklığı) akdi olarak değerlendirmek daha doğru olacaktır.