el-Kamus’ta şöyle der: “O, insanları Allah’a davet edince, onlar onun başının sağ tarafına vurdular, o da vefat etti. Sonra Allah onu diriltti. O yine Allah’ın dinine davet etti. Bu defa da başının sol tarafına vurdular. Öldü ve Allah onu tekrar diriltti. İşte bu yüzden ‘Zülkarneyn’ diye adlandırıldı. Nitekim Ali b. Ebi Talib (r.a.) da başının iki tarafına; biri Amr b. Vüd, diğeri İbn Mülcem (Allah ona lanet etsin) tarafından vurulup yaralanınca “Zülkarneyn” diye isimlendirilmiştir.
Kısasu’l-enbiya’da der ki: “O rüyasında güneşe yaklaşmış, onun doğusunu ve batısını tutmuştu. Rüyasını kavmine anlatınca ona bu ismi verdiler.”
İkinci Zülkarneyn’e gelince, o Rumların tarihinde geçen İskender-i Rumi’dir. Birincisi ile aralarında iki bin yıldan daha uzun bir süre vardır. Bu İskender, İsa (a.s.)’dan üç yüz sene önce yaşamıştır. Veziri meşhur filozof Aristotales’tir. O, ülkeleri harab etmiş, Fars krallarını yenmiş ve onların topraklarına girmiştir. Kafirdi; üç yüz sene yaşadı. Kur’an’da zikredilen Zülkarneyn bu ikincisi değil, birincisidir. Bir çok alim bu ikisini karıştırmış ve ayette bahsi geçenin Rum meliki olduğunu zannetmişlerdir. Allah Teala onları bağışlasın. (Ruhu’l-Beyan müellifi Bursalı İsmail Hakkı)
__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
|