Alıntı:
Hasansofi Nickli Üyeden Alıntı
Esselamu aleyküm arkadaşlar
Bizim baba tarafından dedelerimiz Eymür boyundan Türkmenler yâni seyyid değiliz.
Ancak bizim dedelerin sürekli evlilik yapmış olduğu Seyyid Hanoğlu sülalesi var. Bunlar Seyyid mukarremuddin hz nin torunları
Yani dedelerin evlendiği nenelerimiz seyyideler.
Ama hepsi öylemi bilmiyorum. Genelde bizim sulalenin kız aldığı taraf çoğunlukla onlardanmiş
Benim dedemin dedelerinde eğer evlenen varsa ninelerim Seyyide olmuş oluyor ama ben olmuyorum
Çünkü İslamiyette soy babadan devam ediyor
Sorum şu ki;
Rüyamda Arapça hocam Seyyid Ali efendiyi gördüm
Kendisi Lübnanlı
Sende bizim ehlimizdensin oğlum dedi.
Başka bir rüyada medresemdeki Seyyid arkadaşlarımla bir halka kurmuş oturuyorduk. Ben içimden dedim bunların hepsi Seyyid ben değilim.
Sonra uyandım
Buna benzer rüyalar görüyorum Peygamberlik mührünü abimin iki kürek kemiği arasında görmek gibi gibi
Bu ruyalarin tabirini yapabilecek varmıdır Allah'ım razı ve hoşnut olsun
Birde soyumuzda en azından dedelerin hanımlarından Seyyide varmı yokmu bunu nasıl öğrenebiliriz manevi yönden soruyorum.
Hayatımda bununla ilgili garip şeyler yaşıyorum medresemde bir arkadaş vardı onun Seyyid olgunu o söylemeden hissetmiştim
Bir çok arkadaşım söylemeden bildim
İşin garip yanı Seyyid arkadaşlarımda bana soruyorlar sen seyyidmisin diye
Birbirimizle sanki kardeş gibi yakınlık hissediyoruz.
Bazı arkadaşlarımda gelip soruyor seyyidmisin diye
Allah CC bir mesaj vermek mi istiyor anlamiş değilim
Buna benzer bir kac şey daha yaşıyorum ama hepsini burada yazamayacağım
|
Sünni müfessirlere göre Ehl-i Beyt'e mensup insanların Hz. Peygamber'in soyundan gelme gibi çok büyük bir şerefi haiz oldukları müsellem olmakla birlikte, en nihayet onlar da hata ve nisyan ile malul birer beşer olup günahtan masum değillerdir. Kaldı ki ismet sifatı sadece peygamberlere mahsustur. Ehl-i Beyt'in manen temizlenmesinden söz eden ayet (Ahzab suresi ayet 33) onların masum olduklarını değil ilahi emir ve yasaklara uydukları takdirde manen arınacaklarını belirtmektedir. Şihabüddin el-Alusi'nin yorumuna göre bu ayette Allah'ın Ehl-i Beyt'le ilgili iradesinin şarta bağlı olarak tahakkuk edeceği, yani emir ve yasaklarına riayet ettikleri takdirde manevi kirlerden arındırılıp tertemiz kılınacakları belirtilmektedir. Ayetteki üslup bir kişinin su içtikleri takdirde susuzluklarının sona ereceğini bildiği bir grup insana, "Allah suyla sizin susuzluğunuzu gidermek istiyor" demesine benzer. Bu söz, Allah'ın susuzluğu suyla gidermek istemesinin o insanların su içmesine bağlı olduğunu ifade eder. Dolayısıyla burada susuzluğun giderilmesi kayıtsız şartsız bir gidermeye değil muhatapların su içmesine bağlıdır. Tıpkı bunun gibi Ehl-i Beyt'in arınması da Allah'ın emir ve yasaklarını harfiyen uygulama şartına bağlıdır. (Alusi, Ruhu’l-Me’ani, 11.cilt sayfa 198)
Diğer taraftan tathir ayeti masum olduklarını değil masum olmadıklarını gösterir. Çünkü günahtan arınmış (tahir) bir kimse hakkında, "Onu arındırmak istiyorum" denilmez. Böyle bir ifade hasılın tahsili mümteni olduğu için anlamsızdır. Özetle, şayet tathir ayetinde ismet anlamı kastedilmiş olsaydı, "Ey Ehl-i Beyt! Allah sizden günah kirini giderdi ve sizi tertemiz kıldı" (innellahe ezhebe ‘ankümü'r-ricse ehle'l-beyti ve tahheraküm tathira) denilmesi gerekirdi. Ayrıca, ayet ismet manası içerseydi her şeyden önce sahabenin ve bilhassa Bedir savaşına katılan sahabenin masum olması gerekirdi. Çünkü Allah ilk nesil müslümanlar hakkında, "Lakin Allah sizi arındırmak ve size yönelik nimetini tamamına erdirmek istiyor" buyurmuştur. (Alusi, Ruhu’l-Me’ani 11.cilt sayfa 198) Son olarak şunu da eklemek gerekir ki tathir (arındırma) Kur'an'da diğer müminler için de söz konusu edilmiştir. (Maide suresi ayet 6 ve 41; Tevbe suresi ayet 103)