Osmanlı Devleti'nde vergiden muaf tutuluyorlardı, askerliğe alınmıyorlardı. Hatta protokolde yerleri vardı. Bunun için şecere mensubu olmanın verdiği üstünlük öyle bir düzeye ulaşmıştı ki, Osmanlı Devleti'nin son dönemlerinde devlette olan başa buyrukluk sebebiyle sistemin çökmesinden sonra seyyidlerin malik oldukları lığı kullanmak isteyen birçok insan uydurma şecereler ve yalancı şahitlerle isimlerini "seyyid" veya "şerif" gibi "Nakibul-eşraf” defterlerine kaydettirmiştiler. Hatta İstanbul Topkapıda seyyidlik evraklarının satışı gerçekleştiriliyordu.
Acıklı ve gülünç bir durumdu. Düşünün ki, Osmanlı döneminde Hz. Muhammed (s.a.v)’in yaşadığı arazilerde, yani Arabistan Yarımadası'nda peygamber neslinden geldiği bildirilen 30 bin kişinin kaydı olduğu halde bir tek Osmanlı Anadolusu'nda bunun sayısı 10 kat, yani 300 binden fazlaydı. Çünkü seyyidlik bazı gruplar, cemaatler ve tarikatlar tarafından güç ve ayrıcalık haline getirilmişti. Bu, gruplar içinde merdiveni tırmanmak için basamak olarak kullanılıyordu. Bir detayı da belirtelim ki, işgalci kuvvetler işgal ettikleri bazı ülkelerde insanların bu konulardaki dini hassasiyetini dikkate alarak, özel hizmet çalışanlarını da "seyyidler" adı altında sunup, kendi misyonlarını bu şekilde devam ettirerek, onların aracılığıyla itirazların önünü kesmişlerdir.
__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
|