Alıntı:
Svg Nickli Üyeden Alıntı
Neden yaşıyoruz?
|
Yılan, akrep, örümcek vb. sokmalarında, zehre karşı panzehir nasıl yapılır?
Temel olarak, iri cüsseli hayvanların kanları içerisinde serum üretilir ve bu serum çeşitli işlemlerden geçirilip saf hale getirilerek, istenilen panzehir sağlanmış olur.
Bu işlemde en çok kullanılan hayvan türü atlardır.
Önce zehirli hayvandan bir miktar zehir elde edilir. Ardından bu zehir atın kanına çok küçük miktarlarda zerk edilir. Ancak bu miktar hayvanı öldürmeyecek dozdadır. Atın bağı- şıklık sistemi, yüz yüze geldiği bu zehrin aktif molekülünü hemen tanımlamaya ve ona karşı uygun antikor üretmeye başlar. Yeterli antikor meydana geldiğinde, antikorlar hayvanın kanından yeterli ölçüde alınıp saflaştırılarak panzehre dönüştürülmüş olur.
Elde edilen antivenom serum, önce hastanın alerjik reaksiyonu test edilerek, en uygun dozda enjekte edilir. Bu şekilde zehir etkisi bloke edilmiş olur.
Uzun lafın kısası:
Küçük dozlar öldürmez, güçlendirir.
Küçük dozajlar, atın fizyolojisinin zehri tanımasına ve ona karşı mekanizmalar geliştirmesine, savaşçılar üretmesine yardımcı olur.
Her zehrin bir panzehri vardır...
Dünyada, bedenli yaşam içinde karşı karşıya geldiğimiz her olay, her sıkıntı, her stres aslında bizi bazı kaçınılmaz büyük şoklara hazırlayıcı tesirlerdir.
Kitlesel tekamül ihtiyaçlarının giderilmesi, milletlerin gelişimine hız kazandırılması ve pozitif değerler yönünde sıçrama yapmalarının sağlanması için, insan toplulukları birçok siyasi ve sosyal karmaşa, jeolojik hareketler ve benzeri olayların sert tesirlerine, kademeli veya ani şekilde maruz bırakılırlar.
Bu "tetikleyici", "durağanlıktan aksiyona geçirici", "içsel sorgulamalar yaptırıcı" olaylar insan psişesinde ağır şok etkileri meydana getirir. Kitlelerin daha yüksek kozmik tesirleri alabilmeleri için bu şokların yaşanması, bizim sistemimizde açık ve net bir tekamül zorunluluğudur.
Varlıkların bu şok olaylar silsilesi içinde yön kaybedip dağılmamaları için ruhsal idareci sistem önceden, bazı tali olaylarla bireylerin ve kitlelerin ruhsal esnekliğini, psikolojik bağışıklığını destekleyecek, takviye edecek birtakım mizansenleri düzenleyip tezahür ettirir.
Bu büyük aksiyon planları yüce bir aklın tasarrufu altında, en ince detaylarına kadar tasarlanarak yürürlüğe konur.
İnsanlık, henüz, bu türden olayların kendisine nasıl bir ruh- sal kudret kazandırdığını tartabilecek, kavrayabilecek bir şuur uyanıklığında değildir. Bu bakımdan, kitlesel olaylar daima acı, trajedi, kötü kader ve felaket olarak nitelendirilmiştir.
Oysa her şey yüce bir sistemin varlığa hizmetinden başka bir şey değildir...
Oysa ne ölen vardır ne öldüren...
Oysa ne yıkılan vardır ne yıkan... Varlığın zehri de, panzehri de kendisidir...