Alıntı:
Serhat00 Nickli Üyeden Alıntı
İşlerim hep ters gidiyor mutsuzum eve geldiğim de eşim çok güler güzlü ama ben bazen güler yüzlü ola mıyorum içim de hep bir sıkıntı var kafam hiç rahat değil ne yapmam gerekiyor ve eşim bi yerlere gidelim diyor fakat ben istemiyorum yardımcı olur musunuz ne yapmam gerekiyor
|
Batı kültürü; diğer bir ifadeyle modernizm, insana eğlence ve zevkleri hayat amacı gibi sundu. Bilhassa on dokuzuncu yüzyılın başında bilim felsefesi ve psikolojide zevkler öncelendi, yüceltildi. İnsanın hayatta var oluş amacının sadece zevkler olduğu düşünüldü. Dolayısıyla bunun sonucunda bu felsefeden etkilenen insanlar, “Zevk odaklı yaşarsam mutlu, şayet yaşayamazsam mutsuz olacağım” gibi zihinsel şartlanmaya gittiler. Bu şartlanmanın sonucunda, kişiler, zevki ve eğlenmeyi bir görev gibi algılama yanılgısına düştü. Örneğin Amerika’da ‘hafta sonu sendromu’ diye bir şey vardır. Buna Viking sendromu da diyorlar. Amerika’da bireyler hafta içi çalışıp hafta sonu eğleniyorlar. Eğer eğlenmezlerse kendilerini son derece kötü hissediyorlar. Dolayısıyla bu psikoloji nedeniyle pazartesi gününe kötü başlıyorlar. Haliyle bu anlayış o ülkelerde eğlence ve tüketim sektörünü geliştirip endüstri oluşturdu. Maalesef bu anlayış tüm dünyaya Hollywood kültürü ve popüler kültür adı altında yayılmaya başladı. Toplum olarak dikkat etmemiz gereken husus, kendi öz kültürümüz içinde, inançlarımız çerçevesinde kendimize ait eğlence ve zevk kültürü oluşturmamız, Hollywood ve popüler kültürün getirdiği zevk tuzaklarına düşmememizdir. Çünkü insan olmamız cihetiyle bizim de eğlence, dinlence ve zevklere ihtiyacımız vardır. Ancak bu eğlence ve zevkler meşru daire içinde olmalıdır. Bilinmeli ki monotonluk, yeknesaklık ve tekdüzelik insan psikolojisine aykırıdır. Meşru dairede olmak kaydıyla eğlence ve zevklere, hayatı renklendiren, hayata farklılık katan unsurlar olarak bakmak gerekir. Aynı zamanda kainattaki farklı güzelliklerin, insana ihsan edilen nimet ve zevklerin şükre birer vasıta olduğunu unutmamalıyız