Tekil Mesaj gösterimi
  #8  
Alt 22.09.25, 08:45
Yusufiyeli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
☆Yusufiyeli Yusufiyeli isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Manevi
 
Üyelik tarihi: 24.09.16
Bulunduğu yer: Trabzon
Mesajlar: 4,915
Forum Puanı: 4547
Etiketlendiği Mesaj: 558 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Şimdi gelelim her iki dinde; Yahudilikte ve Hristiyanlıkta "melek" sözünün insanlar için kullanılıp kullanılmadığına. İbrani dilinde "kerub" kelimesi vardır. Çoğulu "kerubim" olan "kerub" sözü melekler için kullanılıyor. Asur dilinden İbrani diline geçmiştir. Anlamı "yakın olanlar" demektir. Kerub (kerubim) Yahudilikte ve Hristiyanlıkta Tanrı'ya en yakın melekler için kullanıldığı gibi, "Ahit Sandığı" koruyucusu ve taşıyıcısı olan din adamları için de (Avinadavin oğulları Uzza ve Ahyo) mecaz anlamda kullanılıyor. (11 Samuel, 6:2-19.) Çünkü Ahit Sandığı'nı taşıyan ve koruyanlar Levi kavmine mensup rahiplerdir. Tevrat'ta Ahit Sandığı'nı taşıyanlar ve koruyanlar için kullanılan "kerubim", yani melekler sözü Hristiyanlar tarafından resmi İncillerin dört yazarları (Luka, Matta, Yehya ve Mark) için de kullanılıyor ve onlar koruyucu melekler (kerubim) şeklinde tasvir ediliyorlar. Bununla beraber, piskoposlar ve hayatını kiliseye adamış rahipler için "kiliselerin melekleri" ifadesi kullanılmaktadır. Aynı zamanda, Hristiyanlıkta melekler, peygamberler ve havariler aziz kabul ediliyor.( Luka, 9/26; Havarilerin işleri, 3/21; Efesoslulara Mektup, 3/5 = cilt: 04; sayfa: 332.) Aziz (kadınlarsa azize) unvani Hristiyanlıkta yaptıkları iyiliklerle tanınan insanlara ölümlerinden sonra veriliyor. Bunu ise ancak ve ancak kilise veriyor ve bu şahıslar kutsal ilan ediliyor. İlginçtir ki, Kur'an'da da sandığın taşınmasından bahsedilir ve Onu melekler taşıyacaktır." buyrulur. (Bakara suresi ayet 248). Tevrat'ta belirtilen bu konu aynen olduğu gibi Kur'an'da da tasvir edilmiştir. Yani Ahit Sandığı'nı taşıyanlar için Kur'an da Tevrat’taki “melek" sözünü kullanıyor. Tüm bunlardan belli oluyor ki, yüce Allah da onların dili ile aynı sözü kullanmıştır.
Tüm bunları dikkate alarak "Harut"un ve "Marut'un Babil'deki iki din adamı olduklarını belirtebiliriz. Sandığı taşıyan din adamları gibi bunlara da melek denilmeleri ihtimali mümkündür. Bundan başka, sihri ve efsunu Babil'de Harut ve Marut keşfetmemişler. Çünkü Babilliler de bu geleneği Sümerlerden almışlardı. Yani Harut ve Marut'tan önce de sihir ve efsun vardı. Lakin efsun yapılması Babil'de de yasaktı. Bunu yapanlar ağır şekilde cezalandırılıyordu. Harut ve Marut isimli Yahudi din adamları Yahudileri efsundan korumaya çalışan Allah'ın gerçek melekleri değil de, melek denilen mabet çalışanları, din adamlarıdır. Sonuç olarak belirtebiliriz ki, Bakara Sûresi'nin 102. ve 248. ayetlerinde belirtilen "melek" sözleri Yahudilerin yüksek dereceli din adamları için kullandıkları mecazi ifadedir. Kur'an'da bu ifade aynen onların kullandıkları şekilde belirtilmiştir


__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
Alıntı ile Cevapla
 

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148