Önceden takdir edilme ile insanın iradesinin serbest oluşu arasında ne türden bir ilgi vardır? Bu ikisinin sınırları nedir. Bu konu aslında bizim idrak ve çözümümüzün üstündedir. Ve bu konu hakkında kesin bir söz söyleme durumunda değiliz. Ama şüphesiz prensip olarak tam bir kesinlikle söyleyebileceğimiz üç şey vardır.
1- İnsanın kendi kaderini belirlemeye asla gücü yetmez. Ancak bütün kainatı idare edip yürüten kudret insanın (tür olarak, millet olarak, zümre olarak, kişi olarak) kaderini belirlemiştir. Şüphesiz onun bir bölümü (ki onun miktarını biz bilemiyoruz) insanın irade ve dilemesine bağlıdır.
2- Allah'ın önceden her şeyi bilmesi, insan oğlunun gelecekteki bütün durumlarını kuşatmıştır. Eğer Allah kendi kainatında olacak olan olayları bilmeseydi de sadece ortaya çıkan olayları bilseydi ilahlığın o muazzam ve muhteşem işi bir gün bile sürmez, tek gün bile yürümezdi.
3- Allah'ın kudreti insana sınırlı ölçüde birkaç tercih ve irade serbestliği vermiştir. Allah'ın bilmesi insan oğlunun gücünün yapacağı bir şeyi engellemez.
(Kaynak: MEVDUDİ, Meseleler ve Çözümleri RISALE yayınları, Tercüme Yusuf Karaca, sayfa: 38, 39)
__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
|