Alıntı:
Ibrahim61 Nickli Üyeden Alıntı
Kaderin asla değişmemesi doğaya aykırı bu evreni Allah yaratmış ise kader her an verdiğimiz kararlarla değişir. Evrenin kuralı böyle. Ayette kitapta yazılı dediği şey evrenin kanunları kuralları olabilir örneğin bulunduğun gezegende taşı yüksekten bıraksan yere düşer gibi kader bunpara denir işte bu kanunların olduğu yerde biz akıllı varlıklar verdiğimiz kararlarla kaderimizi değiştiririz öbür türlü evrene bize gerek kalmazdı Allah yazılı olan bir hayat için beni buraya neden göndersin ya da yaratsin ama benim 1 sn 1 gün 1 yıl sonra vereceğim kararı bilmesi kader değil onun evren disi olduğu nün sonucudur eger tüm evreni yaratmissa zaten böyle olmak zorunda tıpkı bilgisayar programı yaptığımızda programın neye nasıl tepki vereceğini bilmemiz gibi.
|
Kader konusunun izahı güçtür. Eş'ari bir mecliste hocası Cubbai'ye sorar. Üçkardeş vardır. Bunların birincisi ibadet eden itaat sahibi birisidir. İkincisi namaz kılmayan Allah'a asi olan birisidir. Üçüncüsü de çocuk yaşta ölmüştür. Bunların ahiretteki durumları nedir? Cubbai şöyle der: Onlardan birincisi cennette, ikincisi günahkar olduğundan cehenneme gider. Üçüncüsü ise ne cennette ne cehenneme gider. Cubbainin bu cevabı üzerine Eş'ari, "çocuk yaşta ölen, Ya Rab! Bana müsaade etseydin de büyüseydim, sana itaatkar bir kul olurdum ve böylece cennetten mahrum kalmazdım." derse, ne dersin?" diye sorar. Cubbai bu soruya da şu yanıtı verir: "Rabbimiz O'na der ki: Ben senin büyüdüğünde nasıl amel edeceğini biliyordum. Bana isyan edecektin. Ben senin için aslah olanı bildim ve seni küçük yaşta vefat ettirdim." Bunun üzerine Eş'ari "Peki ikinci kardeş, Ya Rab! Madem ben günahkar bir kul olacaktım ve cehenneme gidecektim, neden benim canımı da küçük kardeşim gibi, günaha dalmadan almadın? derse ne diyeceksin?" diye sorar. Cubbai bu soruya cevap veremez ve "sen vesveseye tutuldun" diye konuşur. Bunun üzerine Eş'ari "Hayır, ben vesveseye tutulmadım, Ne var ki şeyhimizin söyleyecek sözü kalmamıştır" diyerek Mu'tezile'den ayrılır. (Şehristani, Nihayetu'l-İkdam fi Ilmi'l-Kelam., 1934, 399; Ebû Bekr İbn Kadî Şuhbe b. Ahmed, Tabakatu Fukahai'ş-Şafi iyye, Mektebetu's-Sekafeti'd-Diniyye, Kahire trs. I/84-5.)