Ehl-i Sünnetin, kaderi iman esaslarından biri kabul etmesi, esas itibariyle, iman esaslarını topluca bildiren hadise dayanır. O hadis de Hz. Ömer (r.a.)’in rivayet ettiği Cibril hadisi diye bilinen hadistir. Hz. Peygamber (s.a.v.), ashabdan bazılarıyla beraber iken Cebrail (a.s.), insan kılığında gelmiş, Hz. Peygambere:“Ya Muhammed! Bana İslam hakkında bilgi ver!” demiş, Hz. Peygamber de;“İslam; Allah’tan başka ilah olmadığına, Muhammed’in, O’nun kulu ve elçisi olduğuna şehadet etmen, namaz kılman, ramazan orucu tutman, zekat vermen ve gücün yettiği takdirde Beytullah’a haccetmendir” buyurmuştur.“Doğru söyledin” diye tasdikledikten sonra; “Bana iman hakkında bilgi ver!” demiş, Hz. Peygamber (s.a.v.);“İman; Allah’a, meleklerine, kitaplarına, Peygamberlerine, ahiret gününe inanmandır. Kadere, hayrın ve şerrin Allah’tan olduğuna inanmandır” buyurmuştur.“Doğru söyledin” demiş, sonra;“İhsan hakkında bilgi ver!” demiştir. Peygamberimiz bunu da cevaplamıştır.“Kıyamet ne zaman kopacak?” diye sormuş, Peygamberimiz bunu;“Sorulan soran kadar bilmez” diye cevaplamıştır. Sonra;“Kıyamet alametlerini söyle!” demiş, Peygamberimiz de iki tanesini söylemiştir.[ Müslim, İman, 1; Nesai, İman, 6; Ebu Davud, Sünnet, 17; Tirmizi, İman, 4]Mutezile, iman esaslarını beş madde olarak kabul eder. “Kadere iman”ı, bir iman esası olarak kabul etmez.[ Hüseyin Atay, “Kur’an’da İman Esasları” adlı eserinde, Kadere imanın, iman esaslarından olmadığını iddia ederek bu hususta Mutezile gibi düşündüğünü ilan etmiştir.]Ehl-i Sünnete göre, “Kadere iman”, iman esaslarındandır. Kadere imanın, ahad hadislerle sabit olduğu, ahad hadislerin ise zan ifade ettiği, kesinlik ifade etmediği, dolayısıyla akaid ilminde delil olamayacağı şeklindeki bir itiraz şöyle cevaplandırılabilir. Bu hadislerin delalet ettiği anlam, kesinlik ifade eden ayetlerle desteklenmektedir. Kesin delillerle desteklenen zanni deliller de kesinlik ifade eder ve akaidde delil olarak kullanılabilir.Kadere delalet eden çok sayıdaki ayet vardır mesela bir tanesi Kader ve kaza ile ilgili bir ayet de şudur:“De ki: Allah’ın bizim için yazdığından başkası bize asla erişmez. O bizim mevlamızdır. Onun için müminler yalnız Allah’a dayanıp güvensinler.” (Tevbe suresi ayet 51)( Kader’in bir iman esası olmadığını iddia eden Hüseyin Atay, Kader’e delalet eden bu ayeti, “Pratik hayatta muvaffakiyetsizliğe uğradığı zaman mü’minlerin çalışma şevkinin kırılmaması ve hayattan yılmamaları için bu gibi felaketlerin, Allah’ın yazdığı ilahi kanunlara uygun olduğunu söyleyerek, Allah, münafıklara karşı mü’minleri avutmuştur” diye tevil eder. Böyle bir yaklaşımın Kur’an’la, İslam’la bağdaştığını söylemek mümkün değildir. Ayrıca “avutma” tabiri dilimizde, “kandırma ve oyalama” anlamında kullanıldığı için bunun Allah’a izafesinin caiz olabileceğini düşünmek mümkün değildir. (Bk. Yener Öztürk, İslam İnanç Esasları, s. 205-206).) Bu ayet de yine kader ve kazaya delalet eder. “Biz, her şeyi bir ölçüye göre yarattık. “Biz, her şeyi bir ölçüye göre yarattık.” (Kamer suresi ayet 49) Allah Teala, her şeyi bir ölçüye göre yarattığını bildiriyor. Kader kelimesinin türkçesi, “ölçü”dür. Allah Teala, yaptığı her şeyi, belli bir plana, ölçüye göre yapar, yaratır. Kader de ezeli ölçüdür. Eklenecek bu hususta çok daha ayet mevcuttur. Kadere iman, zaten Allah Teala’ya ve sıfatlarına imanda dahil olduğundan iman esaslarıyla ilgili ayetlerde ayrıca zikredilmemiştir.[ Kaynak: Yeni Bir Yorumla İSLAM İNANÇ ESASLARI YRD.DOÇ.DR.YENER ÖZTÜRK, Işık Yayınları 2003; İstanbul, sayfa 206 ] Allah Teala’ya, O’nun ilim, irade, kudret ve tekvin sıfatlarına inanmak, kader ve kazaya da inanmaktır.O halde kader ve kazaya iman; bu alemde meydana gelen her şeyin, acı tatlı, iyi kötü, hayır şer ne varsa hepsinin, Allah Teala’nın ezeli ilmi, iradesi, takdiri ve yaratmasıyla olduğuna inanmaktır. Çünkü bu alemde hiç bir şey Allah’ın izni, iradesi, dilemesi, takdir etmesi ve yaratması haricinde asla varlık sahasına çıkamaz.
__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
|