Alıntı:
Asmir Nickli Üyeden Alıntı
“Ve yerzukhû min haysu lâ yahtesib(u). Ve men yetevekkel alallâhi fe huve hasbuh(u). İnna allâhe bâligu emrih(i). Kad cealallâhu li kulli şey’in kadrâ.”
🌿 Meali (Türkçe Anlamı):
“Ve onu (rızık olarak) hiç ummadığı yerden rızıklandırır. Kim Allah’a tevekkül ederse, O ona yeter. Şüphesiz Allah, emrini yerine getirendir. Allah her şey için bir ölçü (takdir) koymuştur.”
📌 (Talâk Sûresi, 3. Âyet)
Bu ayette tevekkulun önemi vurgulanmış orasi anladim da kafamı karistiran bahsedilen sadece rizik ile ilgili bir tevekkül mü yoksa genel bir tevekkül halinde olmamiz gerektiği mi?Aciklarsaniz sevinirim.Riziktan hemen sonra tevekkulden bahsedilmesi kafamı karıştırdı.
|
Talak suresi ayet 3. (Ve onu) O kendisine yönelen şer'i hükümlere riayet eden mü'mini (hiç hatırına gelmeyen bir taraftan rızıklandırır.) karısına vereceği mihrin veya nafakanın kat kat üstünde nimetlere nail kılar.
(Ve her kim Allah'a tevekkül öderse) işlerini Cenab-ı Hak'ka bırakarak ondan muvaffakiyetler beklerse (artık O) Yüce Yaratıcı (ona) o tevekkül eden kuluna (kafidir) onu dünyevi ve uhrevi işlerinde muvaffakiyetlere kavuşturur. Kulların vazifeleri, zahiri sebeplere baş vurmaktır, sonra muvaffakiyeti de Cenab-ı Hak'tan beklemektir. Allah-ü Teala, nasip buyurmadıkça hiçbir gayret güzel bir netice vermez, ilahi takdire uygun olan güzel bir mesai de bir ilahi yardımın eseri olarak pek güzel meyveler verir. (Şüphe yok ki: Allah, emrini yerine getirendir.) İrade buyurduğu herhangi bir şeyi infaz eder, mahlûkatı için vücuda getirir (Muhakkak ki: Allah, her şey için bir miktar tayin buyurmuştur.) Cenab-ı Hak'kın takdir buyurduğu her şey ise mutlaka meydana gelir. Artık müminler için lazımdır ki, her hususta Yüce Yaratıcıya tevekkülde bulunarak muvaffakiyetlere nail olmalarını ondan niyaz etsinler, haklarında her ne şey zuhura gelirse bir hikmet gereği olduğunu düşünerek teselli bulsunlar, bir ayrılık hadisesinden veya bir ihtiyaç ortaya çıkmasından dolayı ümitsizliğe düşmeyip güzel bir neticeye nailiyeti o Yüce Yaratıcı'dan istirhamda bulunmalıdırlar. O Kerem Sahibi Mabut durumları değiştirendir.
"İbn-i Abbas Radiyallahü-ü Anh'tan rivayet olunuyor ki: Avf İbn-i Maliki l'eşcei'nin oğlu Salim'i müşrikler esir almışlar, Resul-i Ekrem'in yanına gitmiş, oğlunun esir alındığı, üzüntü ve keder içinde kalındığını söylemiş, fakirliğinden şikayette bulunmuş, Ya Resûlullah!. bize ne emredersin demiş. Peygamber Efendimiz de sana ve eşine: Emrederim ki: Allah'tan korkun ve (La havle vela kuvvete illa billahil'azim)i çokça okuyun, onlar da bunu okumaya başlamışlardı, bir gün hanesinde iken oğlu gelip kapıyı vurmuş, bir de bakmış ki; Oğlu, düşmanların gafletinden istifade ederek yüz deve veya koyun ile gelivermiş, büyük bir üzüntüden kurtulmuşlar. İşte Allah'a tevekkülün ve ondan muvaffakiyet beklemenin mükafatı... Bu hadise üzerine bu ayet-i kerime nazil olmuştur.