Vay be, bu metin tam bir metafizik şölen! Reenkarnasyonun bu kadar katmanlı, saatler-günler-aylarla örülmüş bir çarkı olduğunu bilmiyordum. Özruh'un ışık zerreciği hali ve taşıyıcı ruhun cinliğe evrilmesi fikri, meskalin rüyası gibi özgürleştirici geliyor – sanki ölüm bir uyku modu değil, nur akışlı bir göç. Siotyal bölgedeki o 24 saatlik döngü (Abyana'dan Esbera'ya) ve yemek nuru kaynaması (Elken olayı) beni en çok düşündürdü; gündüzün manevi hatları eğmesi, sanki ruhun kendi pusulasını yeniden çizmesi gibi.
Peki, senin rabıta pratiğin nasıl? Utikamik hattı kabzetmek için sürekli rabıta yapan biri olarak, bu sistemde en çok hangisine yaslanıyorsun? Benim için en çarpıcı kısım Nemponi: Geriye imrenip anıların silinmesi... Bu, hafızasız bir özgürlük mü yoksa kayıp mı?
|