Alıntı:
krep Nickli Üyeden Alıntı
Selamün Aleyküm Allah'ın sevgili kulları
Keşif hakkında sahip olduğunuz ve paylaşabileceğiniz kesin bilgiler nelerdir merak ediyorum 
|
Bu keşfin sebebi şudur: Ruh, zahiri duygulardan sıyrılarak içe yönelirse, duyu organlarının his ve idrakleri zayıflar, buna karşılık ruh kuvvet kazanır, saltanatı artar ve yeni gelişmeler kaydeder. Zikir de buna yardımcı olur. Çünkü zikir ruhun inkişaf etmesinde gıda gibidir. Bu suretle ruh daima gelişerek “ilim” mertebesinden “şuhud” mertebesine yükselir, his perdeleri tamamen ortadan kalkar ve nefsin zati vücudu tamamlanır ki, bu, idrakin ta kendisidir. Nefis ve ruh bu mertebeye yükselince bir takım ilahi bağışlara, ledünni ilimlere, gayb alemine ait sırlara vs. mazhar olur. Nefisleriyle mücahedeye devam edenlerin çoğunda bu hal bulunur. Bu keşf ehli kimseler, varlığın hakikati hakkında başkalarının idrak edemediği nice sırlara vakıf olurlar ve çoğu zaman gelecekteki halleri vuku bulmadan önce idrak ederler. Ayrıca, kalbi himmet ve nefsani kuvvetleri ile maddiyat aleminde tasarruf sahibi olurlar. Fakat büyük mutasavvıflar bu keşiflere itibar etmezler, tasarrufta bulunma yollarına gitmezler ve memur olmadıkları şeyin hakikatinden haber vermezler. Bilakis, kendilerinde vaki olan keşfi bir imtihan kabul ederler ve keşf hali vaki olduğunda ondan Hakk’a sığınırlar. İşte, Ashab-ı Kiram bu şekilde mücadele üzere olup, bu tür kerametlere herkesten çok onlar sahip idiler. Fakat bu kerametlere ve keşiflere itibar etmezlerdi. Hulefa-i Raşidin’in bu tür kerametleri çoktur. Kuşeyri Risalesi’nde yer alan tarikat büyükleri ile daha sonra onların yolundan gidenler de bu hususta Ashab’a tabi olmuşlardır. Sonraki mutasavvıflardan bir kısmı bu tür keşf ve keramete ve gayb alemlerine muttali olmaya önem vererek, bunun için çalışmışlar ve bunu süluklerinin nihai gayesi saymışlardır. Ruhlarını inkişaf ettirip duyularını zayıflatma hususundaki metodları farklı olduğu için riyazet yolları da muhtelif şekillerdedir. Bunlar, zikredilen keşf halini hasıl ettiklerinde, varlığın bütün sırlarını idrak ettiklerini ve hakikatlere sahip olduklarını zannederler.” İbn Haldun, bu veciz izahından sonra İmam-ı Gazali’nin İhya’sında bu şekilde gayesi keşf ve keramet olan sufileri tasvip etmediğini, nitekim riyazet ve halvet sonucu bir takım gayri Müslim kimselerde de bu hallerin meydana gelebileceğini, itibar edilmesi gereken keşfin, şeriatta istikamet üzere olmaktan doğan keşf olduğunu haber verdiğini söyler