Tekil Mesaj gösterimi
  #10  
Alt 25.10.25, 08:26
Yusufiyeli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
☆Yusufiyeli Yusufiyeli isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Manevi
 
Üyelik tarihi: 24.09.16
Bulunduğu yer: Trabzon
Mesajlar: 4,914
Forum Puanı: 4561
Etiketlendiği Mesaj: 558 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Cengihan Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Kitapta ruhun bir yıldır ölü olan bir ruhun geldiğinden bahsediyor.
Bu ruhun Müslüman olma olasılığı düşük,o zaman nasıl kâfir bir ruh dünyada dolaşabilir.
@[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
@[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
Kardeşim ruh konusu üzerinde fikir beyan etmek çok zor olup yeni tartışmalara da müncer olur. Mesela bu konuda bir makalesi olan büyük alim Ö. Nasuhi Bilmen'in konuya yaklaşımı bile , Müslümanlar arasında uzun sürecek tartışmalara neden olacak mahiyettedir. Zira o, İslam inançlarınca insanın birbirinden bağımsız olarak mevcut olan ruh ve bedenden meydana geldiğinin kabul edildiğini belirterek, ruhun bir cism-i latif veya bir cevher-i mücerret olduğunu söylemiştir. Sorunun ikinci bölümüne ise, İslam inançlarının her insan ruhunun kendi bedeninden önce yaratıldığını ve bütün insanların bu dünyaya gelmeden önce ruhlarının ayrı bir varlık olarak bulunduğuna inanmayı gerektirdiği şeklinde cevap vermiştir. Buna göre onlar "ruhlar alemi" denilen bir yerde yaşamakta ve sırası gelenler dünyaya yaşama hakkı elde eden insanların maddi bedenlerine girerek, dünya hayatını meydana getirmektedirler. Bu nedenle her insanın ruhu, bedenine girmeden önce kendine özgü bir nitelikle varlığını sürdürmektedir. Nitekim insanın ruhtan ibaret olduğunu ileri sürerek, ölümden sonra bedeni terk eden ruhun, mahiyetini tek başına sürekli koruduğunu ve böylece onların baki (ölümsüz) kaldığını belirtmiştir .( Ö. N. Bilmen, "Amerikalıların Suallerine Cevap", Sebilürreşad, 10, sy. Sayfa:228)
Bilmen'in ruhu bir latif cisim veya soyut bir cevher ve bedeninden önce yaşayan ayrı bir varlık olarak tanımlaması(Ruh hakkındaki söz konusu iddialar için Ömer Nasuhi Bilmen, "Amerikalıların Suallerine Cevap", Sebilürreşad, 10, sy. 228, s. 34-36; a.mlf., Ruh Hakkında Bir Mübahase", Sebilürreşad, 10, sy. 234, s. 130-131; a.mlf., Ruh Hakkı da Bir Mübahase", Sebilürreşad, 10, sy. 235, s. 147-148; a.mlf., Ruh Bir Mübahase", Sebilürreşad, 10, sy. 237, s. 178.)
, dönemin ilim adamları tarafından ciddi bir şekilde tenkit edilmiştir.( Bu konudaki tartışmalar için Hami Sunay, (Uşak Dersiamı), "Ruh Hakkında", Sebilürreşad, 10, sy., 231, s. 93; a.mlf., "Ruh Hakkınad Bir Mübahase", Sebilürreşad, 10, sy., 239 s. 210-211, 1957; Yusuf Ziya Çağlı, "Açıklanması Gereken Bir Mesele", Sebilürreşad, 10, sy. 235, s. 148-149; Ayrıca ruhun Allah'ın emri olduğuna dair görüşler için M. Raif Ogan, "Ruhun Mahiyeti, Manası ve Nevileri", Sebilürreşad, c. 3I, sy., 66, s. 242-244.)
Bu tür cevapların ilk bakışta hoş görünebileceği ancak kelam düşüncesi açısından birçok probleme kaynak oluşturacağına dikkat çekilerek, ruhun mahiyeti ve bedenden önce varlığı konusundaki söz konusu görüşlerin İslam inanç esaslarıyla uyuşamayacağı vurgulanmıştır. Bu tür uyuşmazlıkları birçok yönden tespit etmenin mümkün olduğu da belirtilmiştir. Öncelikle Kur'an'da ruhun latif bir cisim olduğuna dair hiçbir ayet bulunmadığı bildirilerek, hiçbir din aliminin ruhu Kur'an'ın bildirmediği bir şekilde niteleme hakkına sahip olmadığı ifade edilmiştir. Öte yandan onun soyut bir cevher olduğunu kabul etmenin, İslam inançlan açısından çok daha ciddi problemlere neden olabileceğine de dikkat çekilmiştir. (Hami Sunay, "Ruh Hakkında", Sebilürreşad, 10, sy. 231, s.93)
Nitekim kelamcıların onu soyut bir varlık olarak kabul etmedikleri hatırlatılarak, soyut ve cevher kavramlarının bir arada bulunamayacağı bildirilmiştir. Bu nedenle ruhun hem cevher hem de soyut özelliklerini aynı anda taşıyamayacağı ifade edilmiştir. İkinci olarak ruhun bedenden önce yaratılışı ile kadim olması arasında ilişki kurulması görüşünün tamamen İslam dışı kaynaklara dayandığı belirtilmiştir. Oysa Islam inançlarında Allah'tan başka kadim varlık bulunmadığı en belirgin inançlar arasında yer almaktadır. (Ruhun bedenden önce mevcut olduğunu kabul etmek onun soyut bir varlık olduğunu iddia etmek anlamına gelmektedir. Zamanın ise bütün anları birbirine eşit bulunmaktadır. o halde bir saniye önce mevcut olmakla bir milyar önce bulunmak arasında fark olamaz. Zira denk parçaların birbirleri üzerine tercih sebebi bulunmamaktadır. Bu nedenle filozoflar soyut varlıkların kıdemini savunmak zorunda kalmışlardır. Hami Sunay, "Ruh Hakkında", Sebilürreşad, 10, sy. 231, s.93; Muhammed et-Tayr, Hadi'l-ervah, s. 21-22;; Harputi, Tenkihü'l-kelam, s. 146-148.)
Nitekim Kur'an'da bununla ilgili olarak hiçbir bilgi bulunmadığı unutulmamalıdır.
Öte yandan "Adem yaratılmadan önce ben " vardım manasındaki hadisin Buhari ve Müslim'de bulunmadığı hatırlatılarak, bunun doğru olmadığı, doğru olarak kabul edilse bile, Kur'an esas alınarak hadisin te'vil edilmesi gerektiği görüşü benimsenmiştir. (Hami sunay ‘’Ruh hakkında’’, 10. Sayı sayfa 93)
Ruhun bedenden önce başka bir alemde yaşadığını savunanlar aslında, Allah'ın ruhlardan misak alırken, onların şuur sahibi, akıllı, söylenilenleri duyabilen ve bunları cevaplayabilen nitelikte bir varlık olduğunu kabul etmektedirler(İbn Hazm, el-Fasl 2.cilt sayfa 70) Zira söz konusu olayın gerçek manada meydana gelebilmesi için ruhların akıllı ve bir bedene bağlı hislerinin bulunması gerekmektedir. (Kadı Abdülcebbar, Tenzih sayfa 153)Oysa insanın yaratılışından önce bir varlığın bulunmadığı "Adem'i yarattıktan sonra ona eşyanın isimlerini öğrettim" (Bakara suresi ayetler 30-31) ayetinde açıkça bildirilmektedir. Nitekim bu ayetler insanın dünyaya gelmeden önce bir bilgiye sahip olmadığını ortaya koymaktadır. (Yusuf Ziya Çağlı, ‘’Açıklanması Gereken Bir Hadise’’, Sebilürreşad, 10. Sayı sayfa 235) Yine Yüce Allah'ın insan bedenini yarattıktan sonra ona ruhundan üflediğini açıkladığı (Hicr suresi 72. Ayet) hatırlatılarak, ruhların bedenlerden önce yaratılmaları Söz konusu olsaydı, Allah'ın "Ruhunu kendine üfledim" demesi gerektiğine dikkat çekilmiştir.
Ayrıca eğer ruh ve beden birbirinden farklı zamanlarda yaratılmış olsaydı, "İnsan neden yaratıldığına bir baksın. O sırt ile kaburga kemikleri arasından çıkan bir nutfeden yaratılmıştır" (Tarık suresi ayetler 5ve 6)ifadesi anlamsız olurdu. Zira ayet insanın yaratılışının bir bütün olarak meydana geldiğini bildirmektedir. (Bikai, Sırru’r-ruh, sayfa 115-116; Yusuf Ziya Çağlı, ‘’Açıklanması Gereken Bir Mesele’’, Sebilürreşad, 10. Sayı sayfa 149)
Bütün bunlardan ruhun bedenden bağımsız ve ondan önce yaratılmış akıllı ve duyumsayabilen özellikte olduğu dini metinlere dayanmadığı ortaya çıkmaktadır. Bunun hangi nedenle olursa olsun kabul edilmesi durumunda ise İslam inançları açısından çözümlenmesi mümkün olmayan problemlere neden olacağı ortadadır. Zira en azından böyle bir varlığın iyi veya kötü olma özelliğini daha doğmadan önceki fiilleri neticesinde hak ettiğinin kabul edilmesi gerekmektedir.
(Kaynak: İslam Mezheplerinde RUH MEHMET DALKILIÇ, İZ YAYINCILIK, SAYFA:259-262)

__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
Alıntı ile Cevapla
 

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148