Alıntı:
dadasmuhammed54 Nickli Üyeden Alıntı
tuvalette oturarak birileri ile konuşmak cinlilerle mümkün mü
|
Yüce Allah ‘’Onlar ki ayakta oturarak ve yanları üstüne yatarken Allah'ı anarlar" buyruğunda yüce Rabbimiz, Ademoğlunun çoğunlukla uzak duramadığı üç ayrı durumunu sözkonusu etmektedir. Onun bütün zamanı adeta bu üç türlü durum ile kuşatılmış gibidir. İşte o bakımdan Aişe (r.anha) şöyle buyurmaktadır: Rasulullah (sav) bütün zamanlarında yüce Allah'ı zikrederdi. Bu hadisi de Müslim rivayet etmiştir. (Buhari, Hayz 7, Ezan 19; Müslim, Hayz 117; Ebu Davud, Tahare 9; İbn Mace, Tahare 11; Müsned, VI, 70, 153.)
Helada olması ve başka haller de bunun kapsamına girmektedir. Fakat ilim adamlarının bu konuda farklı görüşleri vardır. Abdullah b. Amr, Ibn Sirin ve en-Nehai bunu caiz görürken, İbn Abbas, Ata ve eş-Şa'bi bunu mekruh görmüşlerdir. Ancak ayet ve hadisin umumi bir anlam ifade etmesi dolayısıyla birinci görüş daha sahihtir. en-Nahai der ki: Helada yüce Allah'ı zikretmekte bir mahzur yoktur, çünkü zikir yükselir. Yani melekler onu nezdlerindeki amel sahifelerine yazarak yükseltirler. Buna delil ise yüce Allah'ın şu buyruklarıdır: “O bir söz söylemeyiversin mutlak onun yanında görüp gözetmeye hazır olan vardır." (Kaaf suresi ayet18); "Şüphesiz üzerinizde bekçiler çok şerefli yazıcılar vardır..." (İnfitar suresi ayetler10-11).
Ayrıca yüce Allah, herhangi bir istisnada bulunmaksızın her halde ve durumda kullarına zikr etmelerini emr ederek şöyle buyurmuştur: "Ve Allah'ı pek çok anınız" (Ahzab, suresi ayet 41); "Beni anın ki Ben de sizi anayım" (Bakara suresi ayet152); "Şüphesiz Biz iyi amel işleyenin mükafatını zayi etmeyiz" (Kehf suresi ayet30).
Yüce Allah'ın bu buyrukları genel ve kapsamlı ifadelerdir. O halde, -yüce Allah'ın izni ile- durum ne olursa olsun, Allah'ı anmak sevaba ve ecir almaya sebebtir.
Ebu Nuaym zikrederek der ki: Bize Ebu Bekr b. Malik anlattı, bize Abdullah b. Ahmed b. Hanbel anlattı, dedi ki: Bana babam anlattı: Dedi ki: Bize Veki anlattı, dedi ki: Bize Süfyan, Ata b. Ebi Mervan'dan, o babasından o Ka'b el-Ahbar'dan naklederek dedi ki: Musa (as) dedi ki: Rabbim, sen yakın mısin Sana sessizce dua edeyim, yoksa uzak mısın, Sana yüksek sesle yalvarayım. Rabbi buyurdu ki: Ey Musa, Ben beni anan ile birlikte oturan arkadaşı (gibi)yim. Hz. Musa şöyle dedi: Rabbim, bizler bazan Seni anmayı Sana tazim ile Seni yüceltmek ile bağdaştıramadığımız bir halde de olabiliyoruz. O nedir? diye sorunca Hz. Musa: Cünubken ve abdest bozarken deyince Allah şöyle buyurdu: Ey Musa! Her halde sen Beni zikret." Bunun mekruh gören kimseler ise, ya yüce Allah'ı uygun görülmeyen yerde Allah'ı anılmaktan tenzih etmek için böyle söylemişlerdir. Hamam'da Kur'an okumanın mekruh olması gibi; ya da zikredenin söylediği sözleri yazmak için kiramen katibini pislik ve necasetlerin bulunduğu yere gelme zorunda bırakmamak için bunu mekruh görmüşlerdir. Doğrusunu en iyi bilen Allah'dır.
(Kaynak: el-Camiu li-Ahkami’l-Kur’an, İmam Kurtubi, BURUC Yayınları, Cild 4 sayfa 520)